0543 779 79 06

İYİLİK

iyilik

RAKAMLAR VE SAYILAR

Başlangıcı olan, kıyametle sonlanan fani sistem 7’lik sistemin öğeleri yokluk, nokta, doğru, düzlem, cisim, zaman ve ölüm olabilir mi? Hz.Adem yokluktan geldiği için anlamı yokluk olan Adem ismi verilmiş olabilir mi? Yokluk 0’ı nokta 1’i doğru 2’yi düzlem 3’ü cisim 4’ü zaman 5’i ölüm 6’yı ifade ediyor olabilir mi? 5 vakit namaz 5 vakitte olduğu için acaba 5 bu yüzden mi zamanı ifade ediyor. Bu yüzden mi saatlerdeki her rakam arası 5 dakikadır. Bu yüzden mi ellerde bulunan 5 parmak ve avuç içinde bulunan çizgiler bir insanın ömrünü yani zamanını ifade ediyor? İşaret parmağı sabah namazı, orta parmak öğle namazı, baş parmak ikindi namazı, yüzük parmağı yatsı namazı, serçe parmak akşam namazını mı ifade ediyor. Ana rahmi, bebeklik ve çocukluk sabah namazına, gençlik öğle namazına, yetişkinlik ikindi namazına, yaşlılık akşam namazına ve mezarlık yatsı namazına mı işaret etmektedir?

Nokta hatimenin işaretidir ve yeni bir fatihayı mı müjdelemektedir? 1 başlangıç sayısıdır bütün sayılar onunla mı oluşur? 8 mekan yolculuğu mu demektir? Cisim+cisim yani 4+4=8 Cismin yani insanın cisim yani kainatta yolculuğu mu demektir? Eğer 8 mekan yolculuğunu ifade ediyorsa 7 neyi ifade etmektedir? Acaba 7 başlangıcı olup sonu olmayan mı demektir? Acaba 7 önce ile sonra ya da faniyat ile sonsuzluk arasındaki geçiş rakamı mıdır? Fatiha 1.süre olup 7 ayetten oluşmaktadır. Acaba bu yüzden mi Fatiha Kur’an-ı Kerim’in başlangıç süresidir ve edilen her duanın sonunda Fatiha okunarak etkisi sonsuza yayılsın istenmektedir? Kur’an-ı Kerim’in 2.süresi olan Bakara süresi 286 ayettir. 7 ayetten oluşan Fatiha’nın 41 katından bir eksik 41 kere maşallah buradan mı geliyor? 3.süre olan Al-i İmran süresi 49.sayfadan başlıyor acaba bu yüzden mi shemitah döngüsü 49 yıldır. 9 zaman yolculuğu mu demektir?  Cisim+zaman yani 4+5=9 cismin zamanda yolculuğu yani insanın zamanda yolculuğu mu demektir? 10 Allah’ımızın nuru içinde eriyip gitmek ya da hazzın en şahika anını tüm benlik ile hissetmek mi demektir? Cinsiyetlerini belli eden organlarını incelediğimiz takdirde erkek 1 iken kadın 0’mıdır? Cinsel birleşme esnasında yaşanan hazzın en harika anı ebedi alemde yaşanan 10’un yani hazzın en şahika anının dünyadaki 10’umudur yani bir numunesi midir? Acaba bu yüzden mi harika yapılan her iş için 10 numara iş yapmışsın denmektedir?

Cennetteki dereceler mekana, zamana ve nura göre mi ayırt edilecektir? Yani ebedi hayatta 8 ve 9 rakamları ile 10 sayısı insanların derecelerini mi gösterecektir? Kur’an-ı Kerim’de 7 kat gök ve 7 kat yer diye bahseder 7×7=49 özelde cismi ifade eden insanlığın ya da genelde cismi ifade eden kainatın fani ömrü 490000 yıl mıdır? İnsanlık kainatın özü müdür?


BİNARY SİSTEM (0 VE 1 SİSTEMİ)

İnsan nokta iken kainat 0’mıdır? Kabe 1 iken Müslümanlar 0’mıdır? Güneş nokta iken gezegenler 0’mıdır? Proton 1 iken elektronlar 0’mıdır? Erkek 1 iken kadın 0’mıdır? 0’ın ortasına 2 tane 1 yerleştirin 0 hangisinin etrafında döneceğini şaşırır. Çünkü 1’lerden biri batıya doğru çekiştirirken diğeri doğuya doğru çekiştirir bu yüzden 0 ya parçalanır, ya bölünür ya da kırılır. Peki 1’in etrafına 2 tane 0 yerleştirin. 1 bütün 0’ları etrafında döndürür. 0’lar istedikleri kadar çekiştirsin 1’in gücü, öncülüğü ve reisliği sayesinde 1’in etrafından ayrılamazlar. İşte Allah’ımızın hem fani hayatta hem de ebedi hayatta erkek ve kadın için öngördüğü kanun budur. Yani erkekler çokeşliliğe, kadınlar ise tekeşliliğe uygun yaratılmışlardır.

Saatte bulunan rakamların arasında bulunan herhangi bir noktadan aynı noktaya ulaşan 0, akrepin 12’lik zaman dilimi boyunca ya da yelkovanın 60’lık zaman dilimi boyunca dönmesiyle oluşur. İşte bunun için midir Kur’an-ı Kerim’cedeki nokta şekli 0 rakamını yani anı, 0 şekli ise 5 rakamını yani zamanı ifade eder? Kainatta bir devr-i daim andan zamana zamandan ana doğru bir dönüş mü vardır? Ya da noktadan 0’a 0’dan noktaya doğru bir dönüş mü vardır? Noktadan dönüşe başlayıp 0 çizildikten sonra aynı noktaya ulaşan başka bir 0’mı çizilmektedir. Allah’ımızın rızası olan ihlas anı ifade ederken, Allah’ımızın muradı olan İslam zamanı mı ifade etmektedir? Allah’ımızın rızası olan ihlas 1 gibi kesin ve kat’i, Allah’ımızın muradı olan İslam 0 gibi kapsayıcı ve kuşatıcı mıdır?

 

GÖKLERİN VE YERİN 6 GÜNDE YARATILMASI

Allah’ımız Hud Süresi 7.ayette hanginizin amelinin daha güzel olacağını imtihan etmek için arşı su üzerinde iken gökleri ve yeri 6 günde yarattığından bahseder. 6 sayı ilmine göre ölüm ya da son demektir. 6 numaralı element karbondur. Karbon aklınıza geldiğinde hayat ve ölüm aklınıza gelsin. 0’ı da dahil ederek saydığımızda 6’nın bitiminden ya da 7’nin başlangıcından son meydana gelir baş başlar. 6 zamanın sonu zamanı ifade eden 5’ten sonra gelen sayı. 7 ise başlangıcı olup sonu olmayandır. Şu fani hayat 7’lik sisteme göre yol alır. 1 ve 7 Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (SAV)’in nuruna işaret eder. 0’dan başlayarak saydığımızda 7 günü ifade eden haftayı iyi anlayın. Acaba cuma 0’mıdır 6’mıdır? Bir hafta 6 gün müdür, 7 gün müdür? Başlangıcınız 0 olursa bir hafta 6 gündür? Yok eğer başlangıcınız 1 olursa bir hafta 7 gündür. 6 fanidir 7 sonsuzdur ama bu sonsuzluk başlangıcı olan sonsuzluktur. Elif 1 ve 7’yi temsil ederken vav 0 ve 6’yı temsil etmektedir.


ÇOK OKUYAN MI ÇOK GEZEN Mİ DAHA İYİ BİLİR?

Dünyadaki bütün gazete, dergi, kitap, evrak, mecmua aklınıza ne gelirse bunların hepsinin ana kaynağı Dünyadaki tek orijinal semavi kitap Kur’an-ı Kerim’in ayetleridir. Kur’an-ı Kerim teori demektir. Peki şehir şehir, ülke ülke dolaştığınızda kimle muhatap olursunuz tabiki insanlarla… Kainat 0’dan başlayıp, 1’den yaratılıp, sonsuza doğru yol alırken gelmiş, geçmiş ve gelecek bütün insanların ana kaynağı Hz.Muhammed (SAV)’in nurudur. Hz.Muhammed (SAV) ise pratiktir. Kur’an-ı Kerim okunur, sünnet ise yaşanır. Sabiteyi dikkate alıyorsan kitap okumaya devam et, yok eğer değişim istiyorsan gez, dolaş, insan tanı.

 

ANKARA-İSTANBUL

Ankara’nın üstten kuşbakışı haritasını incelediğiniz takdirde Türkiye’nin beş tarafına uzanmış beş parmaklı eli andıran bir coğrafyası olduğunu görürsünüz. Elde bulunan beş parmak ve avuç içi bir insanın yaşamı boyunca karşılaşacağı kötülük ve iyiliklerden haber verir. Türkiye’yi yöneten Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Beştepe’dedir. Zamanı hızlandıracak ya da yavaşlatacak olan 5 numaralı bor elementi Ankara’nın başparmağı’nın gösterdiği Eskişehir, Kütahya, Bursa ve Balıkesir’de çıkarılmakta olup Ankara bor elementiyle önce bu 4 şehir üzerinden daha sonra ise Marmara Denizi ve Osmangazi Köprüsü üzerinden İstanbul’a bağlanmaktadır. Türk Halkı zamanı ifade eden 5 rakamı ile anlam kazanan bu şehre olgunluğunun en zirve noktasında yani 49 yaşında Recep Tayyip ERDOĞAN’ı getirerek Türkiye’yi emanet etmiştir.

49 shemitah döngüsünü ifade eder ve şu kainattaki en sihirli sayı 49 sayısıdır. 7 kat gök ve 7 kat yerin çarpımından 49 doğar. İnsanların yaşamında, partilerin serencamında ve kainatın yaratılışında 49’un büyük manaları vardır. Kuruluşunun 49.yılında partisindeki olgunluğun en zirve noktasını yaşamış ve Türk Halkının kendisine kazandırdığı 49 milletvekiliyle devletinin en kritik zamanlarında önce ben ve partim değil devletim ve milletim demiş Devlet BAHÇELİ’nin liderliği ile insanlık üzerinde büyük etkisi bulunan Recep Tayyip ERDOĞAN’ın liderliği aynen 24 Haziran 2018’de kazanılan seçim zaferi gibi birlikte yol almaya devam ettiği sürece Türkiye; Ankara’dan millete ve ümmete ait etki coğrafyalarını daha sağlıklı bir şekilde yönetecek ve İttihad-ı İslam’a daha güçlü bir altyapı hazırlayacaktır.

 

Şimdi gelelim İstanbul’a. İstanbul 7 tepelidir. Bu tepelerin en derunisi Ayasofya, Topkapı Külliyesi ve Sultanahmet Camii’nin bulunduğu tepedir. Allah’ımızın izniyle İstanbul bu tepeden Dünyayı yönetecektir.  Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (SAV)’in müjdelediği bu şehrin topraklarında nuru yüksek seviyede taşıyan yüce şahsiyetler ya yatmaktadırlar ya da üzerinde dolaşmaktadırlar. Ayrıca peygamberlere ve kudsi insanlara ait emanetler bu şehrin en gizemli tepesinde konumlanan Topkapı Külliyesinde bekletilmektedir. İşte bu kapsamda nuru yönetecek şehir İstanbul’dur. Su ile toprağın birarada bulunduğu Dünya mekanı ifade eder. Dünyada 2 su ile 2 toprağın karşı karşıya birbirine bağlandığı tek harika mekan İstanbul şehridir. İşte bu kapsamda mekanı yönetecek şehir de İstanbul’dur. İstanbul; halkımızın, ümmetimizin ve insanlığın teveccühü doğrultusunda adım adım Dünya başkentliğine doğru yol almaktadır.

 

İnsanlık mutluluk, huzur, sevgi ve bereketin Dünyayı kapsadığı paranın, silahların, mevkinin ve sınırların olmadığı bir düzeni bu zamana kadar hiç yaşayamadı. Oysa biz inanıyoruz ki Allah’ımız ebedi alemde insanlığa tattıracağı cennet hayatının bir numunesini şu fani Dünyada insanlığa göstermek istemektedir. İşte bu numune cennetin organize edileceği İstanbul şehrine zamanın sahibi olan Ankara şehri zemin hazırlayacak daha sonra İstanbul şehrine zamanın yönetimini devredecek ve bundan sonra hayata geçecek olan cennet yaşamının bir numunesini insanlığa yaşatacak olan İstanbul şehri hem mekanı, hem zamanı, hem de nuru organize bir şekilde yöneterek gerçekleştirecektir.

 

SAĞ VE SOL EL

 Sağ elde 18 yazar sol elde 81 yazar. Sağ eldeki 18’i 0’ıda dahil ederek saydığımızda 19 eder. Dünya ezeliyetten sonra yaratıldığından 0 sayılır. Ahiret ebediyeti ifade ettiği için sondaki 0 sayılmaz. Çünkü 0 başlangıçtaysa bir rakamdır 1’den veya diğer rakamlardan sonra gelirse rakam olarak değerlendirilmez ve bir sayı oluşturur. İşte bunun için sağ el insanın öleceği ana kadar ki noksanlık ve meziyetlerinden haber verir. Sol el ise ezeliyetten ebediyete bir insanın bütün malumatlarını içerir. 19 sayısı 7 gün ile 12 saat ya da 7 gün ile 12 ayın birleşiminden oluşur ve Dünyada zaman saatler, günler ve aylar olarak ifade edilir. 81 sayısı ise zaman anlamında yolculuğu ifade eden 9×9’un sonucudur ve zamanda sonsuzluk demektir. İşte bu kapsamda ahirette zaman ezeliyete gidiş ve ebediyete dönüşün bir göstergesi olan sonsuzluk kavramıyla ifade edilecektir.


MEDENİYET MEŞALESİ

Medeniyet meşalesini eline alıp insanlığın önünü bazen batı bazen de doğu açmıştır. İnsanlığın batıni yönüne yani ruhuna hitap edenler Çinli, Hint, Japon ve Koreli gibi medeniyetler olurken insanlığın zahiri yönüne yani aklına hitap edenler ise İngiliz, Alman, Fransız ve İtalyan gibi medeniyetler olmuştur. Şu anda medeniyet meşalesi batı ile doğu arasında sallantıda olup özellikle batı ile doğunun arasında bulunan Rusya, Türkiye, İran ve Afrika’nın işaret edeceği yöne doğru sürüklenecektir. Türkiye, İran ve Afrika ülkelerinin büyük bir kısmı yönünü İslam’dan yana koyacağını açık bir şekilde gösterirken İslam’a en yakın Hıristiyan mezhebi olan Ortodokslar ve Rusya’daki 20 milyona yakın Müslümanın etkisiyle Rusya’da yönünü İslam’dan yana koyacaktır diye umuyoruz. Biz öyle inanıyoruz ki bu medeniyet meşalesi hem akla hem de ruha hitap eden İslam Medeniyetinin öncülüğünde insanlığı aydınlatacaktır. Batı ve Doğu, Rusya ve Türkiye şunu hiçbir zaman unutmamalıdır ki 20.yüzyılda kurulan sömürge imparatorlukları; Rusların ve Türklerin birbirleriyle çarpışması ya da çarpıştırılması sonucu ancak hayata geçebilmiştir. 21.yüzyılda kurulacak olan Eşref-i Mahlukat İmparatorluğu ise Rusların ve Türklerin birbirlerini ve bütün Dünya halklarını düşünerek geliştirecekleri ittifak sonucu hayata geçebilir. Bu iki büyük güç bulundukları noktada sağlam durabilirlerse Eşref-i Mahlukat İmparatorluğu’na daha kısa bir sürede ulaşabiliriz. Fıtratları, karakterleri ve tarihleri bunu yapmaya müsaittir… İslam Medeniyeti bir tercih sözkonusu olduğunda Batıdan daha ziyade Ruslara güven duymalıdır. Çünkü Rusların kahir ekseriyeti Batı Medeniyetini oluşturanların bir kısmı gibi masa başında dolap çevirmeyen verdikleri sözü tutan insanlardan oluşmaktadır.

 

KEHF SÜRESİ

18.süre Kehf süresi ve 81.süre Tekvir süresi sol elde 81 yazar sağ elde 18 yazar toplamı 99 eder. Sol el Tekvir süresini sağ el Kehf süresini mi ifade etmektedir? Kehf süresi 292.sayfadan başlıyor Tekvir süresi ise 585.sayfadan başlıyor 292×2+1=585 bu eklenen 1 sayısı Allah’ımızın 99 isminin tamamını kapsayan Allah ismine mi işaret ediyor? Kehf süresindeki mağara ile ana rahmi arasında bir benzerlik olabilir mi? 300 yıl artı 9 yıl, 9 ay artı 10 gün.

 

AHİR ZAMAN VE KIYAMET

Zamanın başlangıcını 00.00 olarak ele alıp en uzun gündüzün yaşandığı 21 Haziranı İslam’ın en parlak dönemi olarak değerlendirdiğimizde 00.00’dan başlayarak sabah ezanının okunduğu ana kadar 4 saat 12 dakikanın geçmesi gerekir. Yani 252 dakikanın bitmesi gerekir. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (SAV) İslam’ın tohumlarının atıldığı dönemde Dünyaya teşrif etmiştir. Kur’an-ı Kerim’in 252.ayeti 40.sayfanın sonuna denk gelmektedir. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (SAV)’e risalet 40 yaşında tevdi edilmiştir. 1 tam gün 1440 dakikanın geçmesi ile tamamlanır. Zaman 36’lık periyotlarda yön değiştirir. Çünkü 36 6×6’dır yani ölümün karesidir. 36’nın tamamlanmasıyla içinde bulunulan zamanda ölüm başlar ve yeni bir zaman doğar. Bu 1440 seneyi 36’ya böldüğümüzde karşımıza 40 sayısı çıkar. Hicri 1440 çok önemli bir senedir. 36’lık periyotların olgunluğa ulaştığı senedir, çünkü 40 olgunlaşma demektir. Yani 1440’ın tamamlanmasıyla 40.periyodu bitirecek, 41 kere maşallah diyecek, İslam’ı meyveye dönüştürmeye başlayacağız Allah’ımızın izni ve inayetiyle. Biz öyle inanıyoruz ki bu periyotlar 49.periyodun bitmesi ve 50.periyodun başlaması ile sona erecek ve ardından kıyamet süreci başlayacaktır. En doğrusunu Allah’ım bilir. 40.periyot ile 49.periyot arasında 9 periyot bulunmaktadır.

 

Kur’an-ı Kerim’in 50.süresi olan Kaf süresinden itibaren kıyamet ile ilgili ayetler ve süreler yoğunlaşmaya başlıyor. Acaba insanlık ve kainat 49’luk bir zaman diliminde fani olan varlığını devam ettirecek ardından 50’lik bir zaman diliminden sonra kıyametin kopması ve ahiret hayatının başlaması mı gerçekleşecektir? Yine aynı şekilde Yasin süresi 49.ayette onlar yanlızca çekişip dururlarken kendilerini yakalayıp yok edecek bir ses bekliyorlar diye bahsediyor acaba Hz.İsrafil’in sura üflemesi insanlığın ve kainatın 49’luk zaman dilimini tamamlamasından sonra mı gerçekleşecektir. Yasin süresi 51.ayette sura ikinci defa üflenmesi işaret ediliyor dolayısıyla 2’lik bir zaman dilimi, sonra 53.ayette sura üçüncü defa üflenmesi işaret ediliyor yine 2’lik bir zaman dilimi.

 

OTOBAN VE TALİ YOLLAR

Önümüzde bir hedef var ondan geldik ona dönüyoruz. Ancak bu hedefe doğru ilerlerken kimimiz kendine tali yolları rehber edinmiş, çoğu yerde ışıklara takılıyor, bazı yollar taşlı ve topraklı, başka yollar kestiği için yavaşlamak zorunda kalıyor, gideceği hedefe ulaşacağı zamanı uzatıyor ama nostaljik bir yolculuk, hedefe ulaştığımız zaman çok güzel nimetler bizi bekliyor. Biz bu hedefe kaza yapmadan suhuletli bir şekilde ulaşacağımız Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye otobanının tercih edilmesinden yanayız.

 

ZAMANI İFADE EDEN SAYILAR (7 ve 19’un KATLARI)

0 ezeliyet başı belli değil

1 an; yani yaratma anı

5 bir saatin 12’den başlayıp 12’ye geri dönmesiyle çizilen 0, yani Kur’an-ı Kerim’cedeki 0 rakamı yani 5 sayısı. 1 günü kapsayan 5 vakit namaz.

6 veya 7 0’dan başlayarak sayılırsa 6, 1’den başlayarak sayılırsa 7. Allah’ımızın bizim günlerimizde 1000 seneyi ifade eden 1 günü, 0.günün kaç günlük bir süre olduğu bilinmez dolayısıyla yerlerin ve göklerin 6 günde yaratılması yani 7000 yıl veya 490000 yıl yada başlangıcı ve sonu belli olmayan 1 hafta

12 1 seneyi ifade eden dört mevsimin bulunduğu 12 ay ya da 24 saati ifade eden gece ve gündüzün bulunduğu ilk 12 son 12

19 0’dan başlayarak sayılırsa 20 asır yada milattan sonraki 20 asır

28-29-30-31 1 ayı ifade eden gün sayıları

49 0’dan başlayarak sayılırsa 50 asır ya da millattan önceki Hz.İbrahim’e uzanan 50 asır.

81 9×9 yani zaman anlamında yolculuk çarpı zaman anlamında yolculuk.

 

0 ve 1 binary sistemin esası olduğu için dahil edilmemiştir.

5+7     =12

7+12   =19

12+19 =31

19+31 =50

31+50 =81

 

7          x          8          =          56                   5 vakit namazın olduğu günlerde 1’er farklık zaman

19       x          3          =          57                   dilimi 19 önde

                     5

 

7          x          11        =          77                   Haftalarda 1’er farklık zaman dilimi 7 önde

19       x          4          =          76

                      7

 

7          x          19        =          133                 12 ayda yada 12 saatte aynı zaman dilimi 7 ve 19 eşit

19       x          7          =          133

                        12

 

7          x          30        =          210                 Milattan sonraki 20 asırda yada sağ eldeki 18’de 1’er

19            x       11        =          209                 farklık zaman dilimi 7 önde

                         19

 

7          x          49        =          343                 Aylarda 1’er farklık zaman dilimi 7 önde

19       x          18        =          342

                     31

 

7          x          79        =          553                 Hz.İsa’nın doğumundan Hz.İbrahim’e uzanan milattan

19       x          29        =          551                 önceki 50 asırda yada kıyamete kadar sürecek olan

                        50                                           490000 yılda 2’şer farklık zaman dilimi 7 önde

 

7          x          128     =          896                 Zaman anlamında yolculuk x zaman anlamında

19       x          47        =          893                 yolculukta 3’er farklık zaman dilimi 7 önde

                      81

 

18 + 81  = 99  yani önce ve sonra ya da faniyat + sonsuzluk  = Zaman kavramının yok olması yani esmalar.

Acaba bu 1’er 2’şer ve 3’er farklık zaman dilimleri zamanın bükülmesine mi işarettir? Acaba bu 1’er 2’şer ya da 3’er farklık zaman dilimlerinin olduğu anlar tespit edilerek zamanda yolculuk yapılabilir mi?

 

ELEMENTLER

Ayaklarla toprağa, ellerle havaya mı kucak açılır? Ayak kök, eller dal mıdır? Ayaklar toprağı, eller havayı, gövde suyu, baş ateşi mi işaret etmektedir? Sağ beyin suyu, sol beyin havayı, üst lob ateşi, alt lob toprağı mı ifade ediyor? 5 numaralı element olan bor sayesinde zaman hızlanacak ya da yavaşlayacak mı? 6 numaralı element olan karbon’un azlığı ya da çokluğu ölüme mi neden olur? İnsan ruhun, nurun, cismin ve nefsin birleşimi midir? Ruh havayı, nur suyu, cisim toprağı ve nefis ateşi mi çağrıştırmaktadır. Ruh ile nur bir mıknatısın çekim etkisini oluşturan iki köşesiyken, cisim ile nefis bir mıknatısın itim etkisini oluşturan iki köşesi midir ? Ruh Allah’ımızdan üflenmiş, nur Hz.Muhammed (SAV)’den nakşedilmiş, cisim Hz.Adem’den başlamış ve nefis şeytandan mı kaynaklanmıştır?

 

0 VE 1’İ İFADE EDEN NOKTANIN SERÜVENİ

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (SAV)’in nuru olarak kabul ettiğimiz Hz.Adem’in kalp gözüne nakşedilen ve tümevarımın başlangıcı olan nokta, eşiyle olan birlikteliğinden meydana gelen çocuklarıyla tümdengelime dönüşmeye başladı. Tümevarım uhuvveti, hoşgörüyü, selameti ve vahdeti ifade ediyorsa tümevarımda anlaşmazlık yoksa, tümevarımda zat yoğunlaşıyorsa tümdengelimde de anlaşmazlıklar, çatışmalar, kaos ve ikilikler başladı çünkü tümevarım 1 ise tümdengelim 2’dir. Bunun en büyük örneğini Hz.Adem’in iki evladında görürüz. Nokta Hz.Adem’den başlayıp insanlara dokunarak devam ettiği bu yolculuğunda sayı ilmine göre dominant karakter olarak öne çıktığında insanlığa kötülük, savaş, çatışma, ve anarşi hakim oldu. Çünkü sayı ilmine göre nokta Kur’an-ı Kerimce’de 0 demektir. 0 ise kapsayıcı ve kuşatıcı olmakla beraber kaosu ve istikrarsızlığı hatırlatır. Yok eğer noktanın bu serüveninde nokta harf ilmine göre dominant karakter olarak öne çıktığında insanlığa iyilik, barış, uhuvvet ve düzen hakim oldu. Çünkü harf ilmine göre nokta 1 demektir. Hatimenin işaretidir, başlangıcın müjdeleyicisidir. Nokta ile sözleşmeler, anlaşmalar yürürlüğe girer. Nokta ile bir sonuca varılır. Nokta ile yeni bir başlangıca adım atılır. Harf ilmine göre nokta dürüstlüğü, mertliği, kesinliği ve istikrarı ifade eder. Söyleyeceği veya hüküm vereceği bir iş ve kararı ıvırıp kıvırmadan net bir şekilde söyler ve yoluna bakar. İşte bu kapsamda Hz.Adem’den serüvenine başlayan nokta 1 tane insan iken Hz.Nuh dönemine kadar nicelik anlamında sayısı artıp insanları çoğalttı. İnsanlığın ikinci atası olan Hz.Nuh’tan itibaren ise insanlar milletlere dönüşmeye başladı ve insanların imtihanlarına milletlerin imtihanları da eklendi. Öyle inanıyorum ki Hz.Nuh’un üç evladından oluşan milletlerden kimisi batıni yönü güçlü olan milletler ki bunlar Mezopotamya halkları, Afrika halkları ve Pasifik halklarıdır. Kimisi zahiri yönü güçlü olan milletler ki bunlar İsrail, Avrupa, Amerika ve Atlantik halklarıdır. Kimisi ise hem batıni hem de zahiri yönü güçlü olan milletler ki bunlarda Türkler ve Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (SAV)’den sonra onu kendine rehber edinen Ümmet-i Muhammeddir. Hz.Adem’den başlayan noktanın serüveni Hz.Nuh’a kadar insanları çoğaltmıştır. Hz.Nuh’tan Hz.İbrahim’e kadar ise milletleri ve dinleri çoğalttı. Hz.İbrahim’e ulaşan nokta Allah’ımıza ellerini açtı ve kendinden sonra gelecek tüm dinler ve insanlardan kainatın en hayırlılarının kendi soyundan gelmesi için Allah’ımıza dua etti ve Allah’ımız bu insanı halilim diye sevdiğinden duasını kabul etti ve nokta Hz.İbrahim’den sonra semavi dinleri çoğalttı. Nokta yoktan başlayıp arta arta başladığı yere veya ana doğru dönerken sayısal, harfsel, geometrik ve zamansal anlamda insanlara ve kainata dokundu. Harfsel anlamda nokta iken harf, harfken kelime, kelime iken cümle, cümle iken makale oldu. Geometrik anlamda boşlukken nokta, nokta iken çizgi, çizgi iken düzlem, düzlemken cisim oldu. Sayısal anlamda 0’ken 1, 1’ken 7, 7 iken 19 oldu kimbilir 19 iken 28, 28 iken 49 olacak. Zamansal anlamda ise yokken milat, milatken ilkçağ, ilkçağken yeniçağ, yeniçağken modernçağ oldu kimbilir modernçağken de altınçağa dönüşecektir.

 

28

 İslâm; 4 tane 7 basamaktan oluşur ve 7 tane safhayı, 4 tane de teslimi içerir. Kur’an-ı Kerim’de 28’in özel anlamları vardır. Kur’an-ı Kerim alfabesinde 28 harf bulunmaktadır. 7 kat gökten başlayıp 7 kat yere ulaştıktan sonra tekrardan 7 kat yerden başlayıp 7 kat göğe ulaşana kadar 28 aşama geçer. 4 tane 7’nin toplamından 28’e, 7’lerin çarpımından 49’a ulaşılır. 0’dan 7’ye kadar ki rakamların toplamı 28 eder. Burada 0 ve 7, 1 ve 6, 2 ve 5 ile 3 ve 4’ün anlamları vardır. 0 ezeli sonsuzluk 7 ebedi sonsuzluktur. 1 varlık yani ana karnına düşüş 6 ise yokluk yani toprağın karnına düşüş, 5 bir günün 5 vakit namazını 2 ise aydınlık ve karanlığı yada gündüz ve geceyi, 3 ve 4 ise kainatın ve insanın unsurları olan hava, su, toprak ve ateşin hüküm sürdükleri 3’er aylık mevsimleri kapsar. Yazın ateş, sonbaharda hava, kışın su, ilkbaharda ise toprak egemen unsur olarak öne çıkar. 28.ayetlere dikkat edin. 28 ahir zamana işaret eder. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (SAV)’in ahir dönemi olan Medine döneminde 28 süre indirilmiştir. 28.cüzdeki bütün süreler Medine döneminde inmiştir. 28.cüzdeki hiçbir süre 28 ayeti geçmiyor. Oysa 28.cüzden önceki Hadid Süresi 29 ayet, 28.cüzden hemen sonra gelen Mülk Süresi 30 ayettir. En son nüzul olan ve Medine döneminde inen Nasr Süresi ahir zamanda gerçekleşecek olayları anlatmasıyla ahir zamana işaret etmektedir. Fetih, Zariyat, Sebe ve Hadid Sürelerinin 28.ayetleri ahir zamana işaret etmektedir. Medine döneminde inen 98 ve 99. süre olan Beyyine ve Zilzal Sürelerinin ahir zaman, kıyamet ve ahiretle alakası vardır.

 

14.cüzde bulunan, 16.süre olan 128 ayetli Nahl Süresi 280.sayfayla bitiyor. Bir bebeğin doğumu 280 günde tamamlanır yani 7 günden oluşan 40 haftada. Nahl Süresine kadar ki olanlar 280 gün yani 9 ay 10 gün. Bu 9 ay 10 günden sonra adeta Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (SAV) manevi anlamda doğum yaşamıştır. Derecesi yükselmiş, kudsi alemde bulunan birçok sırra vakıf olmuştur. Çünkü Nahl Süresinden sonra İsra Süresi başlıyor ve Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (SAV)’in Allah’ımıza yükselmesinden bahsediyor. 14.cüzün son süresi olan 128 ayetli Nahl süresi Kur’an-ı Kerim’in 16.süresidir.  128 2’nin 7.kuvvetidir. 16 ise 2’nin 4.kuvvetidir. 7.kuvvet x 4.kuvvet = 28 eder.

 

28.cüzün son süresi olan Tahrim Süresi 28’in 20 katı olan 560.sayfayla bitiyor. 560.sayfa olan ve 28.cüzün son sayfasının son süresi olan Tahrim Süresinin son ayetinde de yine bir varoluştan bahsediyor evet o varoluş Allah’ımızın kelimesi olan ruhundan üflediği Hz.İsa’nın varoluşudur.

 

Kabe-i Muazzama 4 köşelidir. İnsan 1 olan erkek ile 0 olan kadının birleşiminden meydana gelir. Böylece her insan mülkün sayısı olan 10 sayısıyla kendi Dünyasının hükümdarıdır. Kabe-i Muazzamada 7 defa tavaf edilir. Yani 10 olan insan 4 köşeli Kabeyi 7 defa tavaf ederek 280 sayısına ulaşır. Kabeyi 10 insanı ise hava, su, toprak ve ateşten oluşması dolayısıyla 4 olarak ta düşünebilirsiniz. O zamanda 4 olan insan 10 olan Kabeyi 7 defa tavaf ederek 280’e ulaşır. Çünkü Kabe 1 iken Müslümanlar 0’dır. 1 ‘in etrafında dönerler böylece 10 sayısı oluşur. Allah’ımız tevhid anlamında Dünya’da en güçlü şekilde Kabe-i Muazzama’da tecelli ederken Müslümanlara da vahdet anlamında Kabe-i Muazzama’da mutluluk hormonları saçar. 280; 9 ay 10 gündür. İşte bunun için hacca giden insan yeniden doğmuş gibi günahlarından arınmış olarak geri döner.

 

Bakara süresi 28.ayet yokluk, dünya hayatı, ölüm ve ahiret hayatı ile 7’nin 4 aşamasına işaret eder. En sonunda da O’na dönüşten bahseder. 56.ayette ise ölüm ve dirilişteki 7 aşamaya işaret eder. 84.ayette ise başta alınan misaktan bahseder.

 

İHLAS EKONOMİSİ

Kapitalist sistem parayı kutsarken ihlas ekonomisi sisteminde ise asıl amaç insanlığın ve Allah’ımızın rızasını kazanmak olacaktır. Üç esnaf düşünelim berber, terzi ve lastik tamircisi. Bu üç esnaf satmış oldukları ürünleri yada yapmış oldukları hizmetleri birbirlerine maliyet fiyatı üzerinden sattıkları ya da yaptıkları takdirde herkes birbirinin istek ve ihtiyacını ucuz yoldan karşılayacak, ürün ve hizmetlerin daha çok üretilip daha çok tüketildiğine şahit olacak, insanlığın refahı ve bereketi artacak, 10 para ile 10 iş yapılırken 1 para ile 10 iş yapılacaktır.

Esnaflar ve KOBİ’ler olarak başlatılacak bu sistemi devletlerde kendi aralarında başlatabilirler. Örneğin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN açacak telefonu ABD Başkanı Donald TRUMP’a ben Türkiye olarak sana maliyet fiyatı üzerinden zeytinyağı gönderiyorum sen de mümkünse bana maliyet fiyatı üzerinden Apple cep telefonu gönder veya Rusya Başkanı Vladimir PUTİN açacak telefonu Almanya Başbakanı Angela MERKEL’e ben Rusya olarak sana maliyet fiyatı üzerinden doğalgaz gönderiyorum sen de mümkünse bana maliyet fiyatı üzerinden Mercedes gönder veyahut Çin Başkanı Xi Jinping açacak telefonu Hindistan Başbakanı Narendra MODİ’ye ben Çin olarak sana maliyet fiyatı üzerinden ayakkabı gönderiyorum sen de mümkünse bana maliyet fiyatı üzerinden bilişim ekipmanı ve bilgisini gönder yine aynı şekilde Kamerun Başkanı Paul BİYA açacak telefonu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel MACRON’a ben Kamerun olarak sana maliyet fiyatı üzerinden ananas gönderiyorum sen de mümkünse bana maliyet fiyatı üzerinden su kuyusu aç velhasıl hangi ülke hangi konuda öne çıkıyorsa bu iş, ürün, hizmet, fikir, bilgi, enerji, kaynak, başarı ve faydalar Allah’ımızın rızası doğrultusunda maliyet fiyatı üzerinden birbirleriyle takas edilebilir.

 

İYİLİK HALKALARI

Receb, Tayyib ve Erdoğan adında üç insan düşünelim. Receb çiftçi, Tayyib çoban, Erdoğan ise sondaj teknisyeni olsun. Receb; Tayyib’e desin ki ben tarlalarımda ürettiğim organik gıdalardan sana ömür boyu ihtiyacın kadar veririm, sen küçükbaş, büyükbaş ve kümes hayvanlarından benim ihtiyacım kadarını bana ömür boyu verir misin? Yine aynı şekilde Receb Erdoğan’a diyecek ki ben arazilerimde ürettiğim organik gıdalardan sana ihtiyacın kadarını ömür boyu veririm ancak sende benim arazilerime sondaj vurabilir misin? Yine aynı şekilde Erdoğan Tayyib’e diyecekki senin hayvanlarının su ihtiyacını karşılamak için ağıl ve kümeslerine yakın bir konuma sondaj vurabilirim, sen benim ihtiyacım kadar küçükbaş, büyükbaş ve kümes hayvanlarını bana ömür boyu ikram edebilir misin? Bu örneklerin sayısını olabildiğince arttırmak pekala mümkündür. Çünkü bu örneklerin sayısı çoğaldıkça çiftçi, çoban ve sondaj teknisyeni arasında olan bağ genişleyecek bu bağa kamyon şoförü, tohum sağlayıcısı, süt dağıtıcısı, gübre vericisi, doktor, öğretmen, dekorasyon ustası, müteahhit velhasıl toplumun bütün kesimlerinden olan insanlar dahil olacak insanlık iyiliğin mutluluğuna şahit olacak, tadını tadacaktır. İnsanlarımızın sadece ihtiyacı kadarını birbirlerinden istemesi ve bilinçli tüketimleri sayesinde Dünya değişecek ve güzelleşecektir.

 

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ümmetimize faydaları da zararları da olmuştur. Zararlarını sıralayacak olursak Kur’an-ı Kerim’i rahat bir şekilde anlayabileceğimiz Osmanlıca dilini kaldırması yerine latin alfabesini esas alan Türkçe’yi getirmesidir. Bu alfabenin gelmesiyle ecdadımıza ait tüm tarih ve medeniyet hafızamız bir anda iflas etmiş ve bu medeniyetin torunları ecdadlarının tecrübe ve birikimlerinden kısmi olarak faydalanabilmiştir. Bu yüzden ilim, irfan ve hikmet yüklü Müslümanların Kur’an-ı Kerim harflerini ve bu harflerin hakikatiyle oluşan kelimeleri anlayabilmesi, anlatabilmesi ve topluma yayması sekteye uğramıştır. Bir cami cemaatini düşünün, sabah namazı eda ediliyor. İmam Kur’an-ı Kerim’den ayetler okuyor ancak cemaat Arapça’yla mütenasip olan Osmanlıca’yı bilmediği için imamın okumuş olduğu ayetlerden hiçbir şey anlamıyor anlasa kimbilir belki Allah’ımıza olan sevgisinden gözyaşı dökecek, Allah’ımıza daha çok yakınlaşacak ve kimbilir belki de Allah’ımız ayetlerin okunduğu esnada cemaatteki insanların zihinlerine ilham, gönüllerine sekinet indirip inovatif düşüncelere daldıracak ama gel gör ki dilimiz Türkçe olmuş. Bu ümmetimize verdiği en büyük zarardır.

İkinci zararı ise Ayasofya Camisi’ni Ayasofya Müzesi’ne çevirmesidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuş, egemen devletlerce tanınmış, Cumhuriyet’in ilan edilmesi ve Hilafet’in bekleme odasına alınmasından 11-12 yıl geçmiş, yavaş yavaş nüfus artıyor, milli hamleler gerçekleşiyor ve bu sayede gücünüz artıyor siz böyle bir zamanda Ayasofya Camisi’ni Ayasofya Müzesi’ne dönüştürüyorsunuz… Kültür ve turizm gelirlerimiz artsın derken manevi anlamda gözünü Türkiye’nin üzerine diken ve umut besleyen ümmetimizi demoralize ediyor, kendi ayağınıza kurşun sıkarak manevi gücünüzü baltalıyorsunuz…

Üçüncü zararı ise hilafeti bekleme odasına almasıdır. Hilafeti bekleme odasına almak demek siyasi anlamda ben ümmetin önderliğinden vazgeçiyorum demektir. Üzerinde etki gücü olduğunuz ümmet ve başındaki devletlerle aranıza soğukluğun girmesi demektir. Ancak o dönemin şartlarını incelediğimiz takdirde devlet yeni yeni kuruluyor içeride padişahlık makamı saltanatın kaldırılmasıyla yönetimdeki siyasi gücünü kaybetmiş ancak ümmet hilafet dolayısıyla halifenin gözüne bakıyor bir taraftan ağır bir İngiliz baskısı var kendi sömürgeleri olan Hint ve diğer Müslüman devletlerde yaşayan ümmeti kaybetmemek için… Ancak bir taraftan da yeni bir devlet kuruluyor… İstanbul hükümeti ile Ankara hükümetinin çatışmasını önlemek, fitne ve fesadın önünü kesmek, devlette iki başlılık yaratmamak için yapılan bu zarar mazur görülebilir. Zaten dikkatli bir şekilde tahlil edilirse hilafeti kaldırmıyor “Hilafet TBMM’nin şahsi manevisinde mündemiçtir” sözüyle sadece ileride şartlar olgunlaştığında kullanılmak üzere derin dondurucuya atıyor.

Peki bu ümmete sağladığı faydalar nelerdir?  Birinci yararı; Çanakkale Savaşı’na bizzat katılmış, mehmetçiğe moral ve motivasyon kaynağı olmuş, Abdulhamid Han’ın hazırladığı altyapıya kendi stratejilerini eklemiş, askerlerine ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum diyerek düşman dumura uğratılmış ve Çanakkale geçilmez dedirtilmesiyle düşmanın İstanbul hevesleri kursaklarında bırakılmıştır.

İkinci yararı ise kendisi ve silah arkadaşlarının önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı başlatmış, savaşı zaferle nihayete ulaştırmış, 1699’dan itibaren başlayan geriye dönüşü durdurup savaşlarla yorgun düşen bu ümmete 100 yıllık nefes aldırtmış, imparatorluk genleri DNA’larından fışkıran bu ümmetin zaman kazanmasına öncülük etmiştir.

Üçüncü yararı ise Lozan Barış Antlaşması’nda Fırat ve Dicle’nin doğduğu ve sulayarak Mezopotamya’dan geçtiği en stratejik olan başlangıç bölümlerini Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde bıraktırmıştır.

Dördüncü yararı ise cumhuriyeti ilan edip demokrasiye altyapı oluşturmasıdır. Böylece imparatorluk bakiyesi genç Türkiye Cumhuriyeti’nin başına geçecek olanlar babadan oğula göre değilde bizzat halkın teveccühüyle iş başına gelmiştir. Ama bu uygulama ancak 1950 seçimlerinden sonra hayata geçebilmiştir. Bu sayede devlet yönetiminde kalite ve verimliliğin artmasına önayak olmuştur.

Latin alfabesini esas alan Türkçe dili zamanla oturmuş ve yaygınlaşmıştır. Ayrıca Ayasofya’nın da, hilafetin de donduğu yerden ısıtılarak canlandırılması mümkündür, pekala telafi edilebilir ancak Allah muhafaza İstanbul’u ve Mezopotamya’yı kaybetseydik bunun telafisi mümkün olmayabilirdi. Çünkü 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti en doğal hakkının bulunduğu Kıbrıs’a bile ancak 51 yıl sonra müdahale edebildi ve Kıbrıs’ta barışı sağlamamız ne kadar büyük bir vaveyla, baskı, şantaj ve ambargoya neden oldu. Siz birde bunun İstanbul ve Mezopotamya ayağını düşünün. İşte bunun için Mustafa Kemal ATATÜRK’e belki hayıflanılabilir ancak yine de Allah rahmet etsin demek yapılacak en doğru iştir. Evet sadece İstanbul ve Mezopotamya bile bu ümmetin yeniden dirilmesi ve yeniden yükselişe geçmesi için yeterli iki büyük mirastır…


KATI-SIVI-GAZ

Toplumu ve piyasayı şöyle bir düşünün. Herşey kalıba dökülmüş. Bir su alıyorsun bir kalıp içinde. Bir peynir alıyorsun o da bir kalıp içerisinde. O su özgür olamadığı için pet şişenin içerisinde kötülük biriktiriyor, peynir ise daha uzun ömürlü olabilmek için hastalık biriktiriyor. Şöyle yapılan binalara bir bakın. Onlarda bir kalıp içerisinde, yani maneviyatı temsil eden sıvı ve gaz bu modern dünyada maddiyatı temsil eden katıya dönüşmüş. Gıdalar katı, nesneler katı, insanlar katı… Katıyı şöyle bir düşünün katının en yakın iki noktasını bile birbirleriyle buluşturmak o kadar zor ki çünkü o bir katı aynen gökdelenlerde ve koca koca binalarda karşı karşıya ya da yan yana komşu olan insanların birbirleriyle buluşamaması gibi. Oysa sıvı ve gazın en uzak iki noktası bile bir yolunu bulur birbirleriyle görüşür. İşte bu kapsamda yeni dünya düzeni katının yumuşayıp sıvı ve gaza dönüşeceği bir düzen yani maddiyat olmakla birlikte asıl maneviyatın öne çıkacağı bir düzen olacaktır.


HARF VE RAKAM İNSANLARI 

Harfleri ve rakamları iyi anlayın. Rakam insanları hesabi olur. Harf insanları ise hasbi olur. Rakam insanları aklı öne çıkartır, maddiyat bu insanlar için daha önemlidir. Harf insanları ise kalbi öne çıkartır, sevgi ve muhabbet aşılarlar. Rakam insanları 10 rakamla sınırlıdır. 7’lik sistem ya da 10’luk sistem gibi sistem bazlı çalıştıklarından şekilcidirler. Harf insanları ise 29, daha az ya da daha fazla harfle sınırsız, gelişigüzel ve serbest çalıştıklarından doğaldırlar. İki veya daha üstü rakamın birleşiminden oluşan sayı net olarak bilinir ve keskindir. İki veya daha üstü harfin birleşiminden oluşan kelimeler ise hiç beklenmedik etkiler oluşturabilir yani harfler sürprizcidir. İşte bu kapsamda devletimiz insanları kurumlara, organizasyonlara, bakanlıklara, belediyelere, kuruluşlara, teşkilatlara, bürokrasiye, akademiye, askeriyeye yönlendirirken teknokratik işlere rakam insanlarını, halkın gönlüne girmesi gereken belediye, sosyoloji, sivil toplum gibi işlere harf insanlarını yönlendirebilir….Her ikisiyle alakalı işlere ise hem harfi hemde rakamı iyi kullanan insanları yönlendirebilir…


UHREVİ VE DÜNYEVİ ANLAMDA SEVDİĞİM VE YARARLANDIĞIM İNSANLAR


UHREVİ

Şevki YILMAZ

Teoman DURALI

Mahmud Erol KILIÇ

Sinan CANAN

Ömer ÇELAKIL

Yusuf KAPLAN

Abdurrahman DİLİPAK

Serhat Ahmet TAN

Hamza YARDIMCIOĞLU

Hakan Yılmaz ÇEBİ

 

DÜNYEVİ

Ertan ÖZYİĞİT

Mehmet Hakan SAĞLAM

Mehmet Seyfettin EROL

Murat Bahadır AKKOYUNLU

İsmail TOKALAK

Abdullah ÇİFTÇİ

Yalçın KOÇAK

Ramazan Kağan KURTOĞLU

Mete YARAR

Ebubekir SOFUOĞLU

Ömer ÖZKAYA

Canan KARATAY


SEVDİĞİM VE YARARLANDIĞIM TELEVİZYON PROGRAMLARI

VİZYON                                              AKİT TV

KAYITDIŞI                                           24 TV

YAZ-BOZ                                            A HABER

MİLLİ DİRİLİŞ                                     AKİT TV

NE VAR NE YOK                                BEYAZ TV


SEVDİĞİM VE YARARLANDIĞIM YOUTUBE KANALLARI

Kara Kutu

Anlatılmayan Bilgiler

Kıyam

Abdurrahman Uzun

Savunan Adam


SEVDİĞİM VE YARARLANDIĞIM MEDYA MENSUPLARI

Ergun DİLER

İbrahim KARAGÜL

Batuhan YAŞAR

Serdar ARSEVEN

Bekir HAZAR

Metin ÖZKAN

Kerem ALKİN

Serdar TURGUT

Hasan ÖZTÜRK

Erem ŞENTÜRK

Kerim ULAK

 

Allah’ım aydınlığın karanlığa hakim olabilmesi için televizyonlarda, gazetelerde, kitaplarda ve internette yanlışlarımızı ve eksikliklerimizi anlatan ve hatırlatan ya da anlatacakları olay ve hususları akıcı bir üslupla anlatıp insanlarımızı aydınlatan böyle insanların, programların ve kanalların sayılarını, ilimlerini, sıhhatlerini ve ömürlerini bereketlendir ki insanlık hakikate daha kolay ulaşsın ve uyansın…

 

MUTLU SON

İnsanlık erkekliği temsil eden 1 ve kadınlığı temsil eden 0’ın birleşiminden meydana geldi, üredi, çoğaldı ve bu zamana ulaştı. Yaratıldığından bu yana bunca yıllar çalıştı, çabaladı. Gah bebek ve çocuk oldu, gah ergenliğe ulaştı, gah öğrenci oldu, gah bir işe girişti, gah askerlik yaptı, gah evlendi, gah çocukları oldu, gah yaşlandı. En sonunda ölecek ve ebediyete ulaşacak. Kainatın yaratıldığı andan kıyametin yaşanacağı ana kadarki olan süreyi 1 güne benzetirseniz bu zamana kadar yaşananları insanlığın varlığını sürdürebilmesi için yaptığı bütün güvenlik, mutluluk ve geçim çabaları olarak düşünebilirsiniz. Hz.Adem’in sulbü ile Hz.Havva’nın rahminin birleşiminden oluşan bütün erkekler ve kadınlar 1 günün sonunda bütün işlerini tamamlayıp eve ulaştılar. Evde akşam yemeği pişti tüm erkekler ve kadınlar bu yemeği yedikten sonra evlatlarını uyutup yatağa geçecek ve birlikte sevişip mutlu sona ulaşacaklar. İşte şu an insanlığın sürüklendiği yeni dünya düzeni bu mutlu sona ulaşmak için yapılan tüm girişim ve açılımları kapsamaktadır. Erkeklerin ve kadınların yatağa girdikten sonra yaşayacakları bu mutlu son yada diğer bir ifadeyle altın çağ; şu kainatın Hz.Adem’den başlayıp yani 0’dan başlayarak saydığımız 6 gününü kapsayan 490000 yıl olarak varlığını düşündüğümüz 1 günün Hz.İsa ile bitecek olan yani 0’la tamamlanacak olan ve bir asır olarak tahmin ettiğimiz ya da Allah’ımızın takdir ettiği kadarki yılları kapsayacak 6 saniyesini ifade ediyor. 0 başta belirsizken sonda ise onun önünden gelen sayının gücüne göre anlam kazandırır. Şu an Dünyanın sürüklendiği yeni Dünya düzenine geçiş aşaması bu 6 saniyenin 0.saniyesini insanlığa yaşatmakta olup bu 0.saniye insanlığı altın çağa yaklaştırmak için yapılan icraatları ifade etmektedir. Biz öyle inanıyoruz ki Fetih Süresindeki 29.ayet 2029 yılında altın çağın başlayacağını ve 2129 yılının bitiminde ise altın çağın biteceğini veriyor olabilir. İnsanlık bozulmadığı müddetçe ve başa geçenler de adil ve hakkani olduğu sürece kimbilir Fetih Süresinin işaret ettiği bu 29.ayet 2229’un veya 2329’un bitimine de işaret ediyor olabilir. En doğrusunu Allah’ım bilir. Bu mutlu son yaşandıktan sonra erkekler ve kadınlar kirlenecek, temizlenmek için duş alacaklar ya da bir başka ifadeyle Allah’ımız bir felaket neticesinde tüm yüreği temiz olan erkekleri ve kadınları suhuletle kendi yanına çekip ödüllendirecek ve ardından yaşanacak olan kıyametle insanlık yatağa girip derin bir uykuya dalacaktır.

Bu altın çağı yaşayabilmek için insanlığın kilit taşı pozisyonundaki Türkiye’ye çok büyük görevler düşüyor ve Türkiye’nin sapasağlam ayakta durması gerekiyor. Türkiye’nin sapasağlam ayakta durabilmesi içinde askeriye, ekonomi, sosyoloji ve siyaset alanlarında ülkenin başında bulunan kurum ve insanların güçlü bir irade sergileyebilmeleri ve insanlarımızın şuurlu, değerlerine bağlı, kendini yetiştirmiş, geleceğe umut ve güvenle bakan bir anlayışa kavuşturulması gerekiyor. Şunu unutmayın Dünyada haksızlığa uğrayanlar, yiyecek bulamadığı için açlıkla kıvrananlar, bir esir gibi tüm hayatını mesaiye adayanlar 180 derece kollarını açmış hasretle ve özlemle insanlığa altın çağı yaşatacak olan insanlarımızı beklemektedir.

 

İNSANİ FİNANS

Para çekme, para yatırma, kart, kuracağımız bir eft sistemi sayesinde bir başkasına para transferi, fatura tahsilatı, online ödemeler gibi sistemlerin olacağı insani finansı devreye sokabilmek için arkamıza devletimizin gücünü alacak faiz ile insanlığı sömüren finansal kurumları birer birer pasifize edeceğiz. İşte bu kapsamda kazançlarımızın bir bölümünü kuracağımız insani finansa aktaracağız. Ofisimize başvuran dürüst insanlara borç olarak verdiğimiz parada vadeyi olabildiğince kısa bir sürede tutup para sirkülasyonunu hızlandıracak ve daha çok dürüst insanı bu imkandan faydalandıracağız. İşte bu kapsamda kamu görevlilerimize, sivil toplum müntesiplerimize, belediyelerdeki çalışanlarımıza, partilerimizin mensuplarına, diplomasimize, askeriyemize, bürokrasimize, akademimize, medyamıza, işçilerimize, çiftçilerimize, emeklilerimize, müteşebbislerimize, alicenap insanlarımıza ve çevremizden nazımızın geçeceği tüm insanlara sesleniyorum. Paranın esaretinden kurtulmak için gelin paranızı bize esir olarak verin kapitalist sistemi önce esarete sonra ise yokluğa mahkum edelim. Gelirlerinizden evinizi geçindirecek kadar ailenize pay ayırın geriye kalan paralarınızla insani finansı destekleyin bu sayede daha çok insanın bu imkandan faydalanmasına vesile olun. Çünkü bankalar ve kapitalist sistem insanlığı sömürmektedir. Bu sömürü sistemine dur demek için insani finansı kuruyor ve faaliyetlerimize başlıyoruz. Bizden borç alacak insanlara sesleniyorum çok halis niyetlerle başladığımız bu işe sahtekarlık ve düzenbazlık niyetiyle başvurursanız ne bu Dünyada ne de ahirette iflah olmazsınız. Gelin ihtiyaçlarınız için bizden borç isteyin size verelim. Samimiyetimizi ve halis niyetimizi araştırmak isterseniz kitabımızı okumanız, web sitemize bakmanız, iyilik ofisimizi ziyaret etmeniz ve bizimle tanışmanız yeterlidir. Allah’ımızın izniyle insani finanstaki bu paralar ilk başta damla ile başlayıp sonra göle ve okyanusa dönüşecek. Göle ve okyanusa dönüşürken ilk aşamada küçük paralarla insanlara borç verilirken sonrasında daha büyük paralarla borç verilecektir. İnsani finansa ödünç olarak yatırılan paralar hiç kimsenin olmayacak bu paralar para ortadan kalkıp Eşref-i Mahlukat İmparatorluğu kurulana kadar İttihad-ı İslam’ın olacaktır. İnsani finansa mevduat olarak yatırılan paralar ise istenildiği zaman faizsiz olarak yatıran kişiye geri ödenecektir. Öyle inanıyorum ki insani finansın masrafsız ve faizsiz bu hizmetini kullandıktan sonra işlerini halleden insanlar bu insani finansı maddi imkanlarıyla destekleyip başka insanların da ihtiyaçlarının karşılanmasına vesile olacaklardır.


İNCİR VE ZEYTİN

Allah’ımız Kur’an-ı Kerim’de andolsun incire ve zeytine diyor. Acaba zeytinin çekirdeği yumurta ve zeytinin kendisi yumurtalık olabilir mi? Yine aynı şekilde incirin nokta şeklindeki çekirdekleri milyonlarca spermi ve incirin kendisi de testisleri ifade ediyor olabilir mi? Acaba erkek ve kadınlarda yaşanan kısırlık problemine zeytinin çekirdeği ile incirin nokta şeklindeki çekirdeklerinin bir tahta tabak içerisinde dövülerek birleştirilmesi ve yenilmesi çare olabilir mi? Ya da incir ve zeytin karışımının yenilmesi kısırlığa çare olabilir mi? veyahut incirin zeytinyağı içerisinde bekletilmesi ve yenilmesi gebeliği hızlandırabilir mi?

 

KENDİ MEDENİYET KELİMELERİMİZ

ORTADOĞU – MEZOPOTAMYA

ORTA ASYA – MAVERAÜNNEHİR

OLUŞUM – MÜESSESE

GİRİŞİMCİ – MÜTEŞEBBİS

SARAY – KÜLLİYE

İSLAM BİRLİĞİ – İTTİHAD-I İSLAM

DANIŞTAY –  ŞURA-YI DEVLET

DAVA – MEFKURE

 

OSMANLI İMPARATORLUĞU

Osmanlı 1299 yılında kurulup 1922 yılında yıkılmıştır. Kuruluş ve yıkılış aşamasındaki 23 yılın tohum ekme ve yaprak dökme olduğunu hesaba katarsak Osmanlı’nın 6 asır boyunca insanlığa hükmettiğini kabul ederiz. Osmanlı’nın en önemli fethi medeniyetler arası köprü vazifesini üstlenen ve insanlığın kilit taşı olan Anadolu’nun incisi pozisyonundaki İstanbul’un fethidir. İstanbul’un fethine kadarki geçen sürede devlet kuruluş ve gelişim aşamasını tamamlamış ve İstanbul’un fethinden sonra adı imparatorluğa dönüşmüştür.7 tepeli İstanbul’u Osmanlı’nın 7.padişahı olan ve anlamı Muhammed olan Fatih Sultan Mehmed Han fethetmiş olup babasının ismi 2.Murad Han’dır ve Osmanlı’nın 6.padişahıdır. 9.hükümdar olan Yavuz Sultan Selim Han tahta geçiş ve tahttan düşüş yıllarını dahil ederek saydığımız 9 yıl boyunca adeta imparatorluğu 3’e katlatmıştır. Mülkün sayısı olan 10 sayısı ile ifade edilen 10.Hükümdar Kanuni Sultan Süleyman imparatorluğu kendinden önceki hükümdardan 2 kattan daha fazlaya katlatmış ve geçmiş ve gelecek hükümdarlar içerisinde mülkü 47 yılla en uzun süreli elinde tutan hükümdar olmuş, Osmanlı’nın mülkünü en doruk noktalara ulaştırmıştır. 6 asır boyunca Osmanlı’da 6 Mehmed ve 5 Murad hükümdarlığa geçmiştir. Bu 5 Murad’dan 33.hükümdar olan 5.Murad dışında kalan bütün hükümdarlar kendi isteğiyle Osmanlı hükümdarı olmayı arzularken 5.Murad kendisi istemeye istemeye Osmanlı hükümdarı yapılmıştır. 34.Hükümdar olan Abdulhamid Han’ın Çanakkale’de hazırlamış olduğu tabyalar sayesinde 34 plakalı İstanbul işgal edilememiştir. 33 ve 34.hükümdarlar aynı gün doğmuşlardır. 34.hükümdar olan Abdulhamid Han başlangıç ve bitiş dahil edildiğinde 34 yıl hüküm sürmüştür. Osmanlı’nın yükseliş dönemi 7.8.9. ve 10.hükümdarlara nasip olmuştur. 7 rakamı faniyat ile sonsuzluk arasındaki geçiş rakamı 8 ve 9 rakamları ile etkileşimi ifade eden 10 sayısı ise ebedi hayatın rakam ve sayılarıdır. Osmanlı’nın 600 yıllık yürüyüşünü meşhur mehter yürüyüşüne benzetecek olursak imparatorluk siyaset, askeriye, sosyoloji ve ekonomide o dönemin konjonktürüne ve imparatorluğun gücüne göre ilk 3 asır boyunca sağa doğru dönüş yaparak 3 adım ileriye doğru adım atmış, Anadolu’dan Afroavrasya’ya ulaşmış ve Rahimallah diyerek Allah’ım bu imparatorluğun bundan sonraki yıllarında yaşayacaklarına rahmetinle muamele et demiştir. Burada sağ yükselişe işarettir. Nitekim Osmanlı’da 1299-1579 arası yükseliş döneminin yıllarını ifade etmektedir. Belli bir süre durduktan sonra ise sonraki 3 asır boyunca sola doğru dönüş yaparak 3 adım ileriye doğru adım atmış, Afroavrasya’dan Anadolu’ya gerilemiş ve Kerimallah diyerek Allah’ım benden sonra kurulacak olan imparatorluğu büyük, onurlu ve soylu bir imparatorluk eyle demiştir. Burada sol düşüşe işarettir. Nitekim 1699-1922 arası düşüş döneminin yıllarını ifade etmektedir. 5 zamanı 6 sonu 7 ise nuru ifade eder. Osmanlı 6 asırın sonunda 7’yi ifade eden İstanbul’u manen terkedip 5’i temsil eden Ankara’ya tutundu ve 1 asırlık uykuya daldı, deşarj oldu, enerji biriktirdi, gücünü eski seviyesinden daha güçlü bir konuma getirdi. 5; 1 asır boyunca 7’ye zemin hazırladı. Allah’ımızın izniyle önümüzdeki 1 kaç yıl içerisinde 5 zamanı en etkin bir şekilde kullanarak 7’ye bağlanacak, 5 ülke yönetimine devam ederken Dünya yönetiminin 7 ile yapılmasını isteyecek, 5 ülkenin başkenti olurken 7 Dünyanın başkenti olacak ve 7; 7 asırı her bir yılı 7 yıl gibi değerli olan 8 asıra tamamlayacaktır.


SADAKA

Paylaşmak, infak, zekat, sadaka gibi Allah’ımızın hoşnut olduğu ibadetler piyasaya bolluk ve bereket getiriyor. Bir müteşebbis helalinden kazandığı 100 TL’yi bir yoksula, bir yetime ya da bir öğrenciye verdiğinde piyasaya herhangi bir karşılığı olmayan 100 TL giriyor, 100 TL’lik ürünler piyasadan çekiliyor. Müteşebbis ilk başta zaten 100 TL’lik ürünleri satarak piyasadan çekmişti. Ardından bu yoksul insanlar piyasadan bir kere daha 100 TL’lik ürünleri çekiyor. Yani piyasadan 200 TL’lik ürünler çekiliyor. Yani müteşebbis kazandığı 100 TL’yi arz boyutunda değerlendirmiyor tam aksine yoksul insanlar eliyle talep boyutunda değerlendiriyor. Arzın olabilmesi için talebin olması gerekiyor. Talep çok oldukça müteşebbisler ve üreticiler daha çok ürün üretiyor ve üretilen bu ürünler hem zengin ve orta sınıflarca hem de yoksul insanlarca tüketiliyor. Yani piyasaya bolluk ve bereket geliyor. Refah tabana yayılıyor, talep artıyor, ekonominin çarkları daha iyi işliyor, istihdamdaki sıkıntılar azalıyor. Yani şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki paylaşan, infak eden, zekat ve sadaka veren insanlar tıpkı bir devletin merkez bankası gibi karşılıksız para basıyor ve bastığı bu paraları yoksul insanlar eliyle piyasaya sürüyor. İşte bunun için öyle inanıyorum ki bu insanlar hem bu Dünyada hem de ahirette Allah’ımız tarafından bir merkez bankası gibi ödüllendirilecektir.

ÇIKARDAN PARA DOĞAR SEVGİDEN İHLAS DOĞAR

Önümüzdeki 10 yıl içerisinde Allah’ımızın izniyle Dünyada para diye bir met’a kalmayacak. Şirketlerin ve devletlerin insanları yönlendirdiği kripto paralara, kredi kartlarına, altına ve nakde o kadar önem vermeyin. İnsanların kalbi tam anlamıyla Allah’ımızın sevgisine ulaşamadığından şu anda ekonomi, sosyoloji, askeriye ve siyasette geçerli olan tek değişim aracı para olarak gözüküyor. İnsanlar Allah’ımıza tapar gibi paraya tapıyorlar. Ev üstüne ev yapanlar, paralarının üstüne paralar koyanlar önümüzdeki 10 yılın sonunda o kadar pişman olacaklar ki hayatı doya doya yaşayamadıklarına… İşte bunun için insanlara sesleniyorum, kendinizi çıkar ve menfaate yönelten paraya değil de sizleri ihlasa ve samimiyete yönelten sevgiye odaklanın. Allah’ımızın gücünden sonra şu kainattaki en büyük güç sevginin gücüdür.


BEŞERİ SERMAYE

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (SAV)’in “Ben ümmetimin çokluğuyla övüneceğim” mesajına uygun olarak Devlet Başkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın ümmet efratlarına tavsiye ettiği 3 evlad meselesi çok önemlidir. Daha da önemli olanı ise bu beşeri sermayenin kalitesi ve niteliğidir. Eğitimli ve dinamik bir nüfus bulunduğu ülkenin kaderini değiştirebileceği gibi insanlığa yön verebilme kapasitesine de sahiptir. Ülkemiz genç ve dinamik bir nüfustan oluşuyor, bunu devam ettirebilmemiz için aileleri mümkün olduğunca çocuk yapmaya teşvik etmek gerekiyor. Unutmayın ki Allah’ımız deldiği boğazı aç bırakmaz, yeter ki Dünyaya gelen nasibinin peşinde koşsun…

Nüfus gelişimin en önemli göstergesidir. Her doğan çocuk insanlığa yepyeni bir dinamizm kazandırmaktadır. Her doğan çocuk büyümekte, genç olmakta ve yaşlanmakta yaşının belirli aşamalarında istek ve ihtiyaçları olmakta, bu istek ve ihtiyaçların karşılanması için okullara, hastanelere, ticari kuruluşlara, devlet kurumlarına, camilere ihtiyaçlar doğmaktadır.

Bulundukları coğrafyaya her doğan çocuk neşe, her büyüyen genç dinamizm, her yetişkin tecrübe, her yaşlı merhamet getirmektedir. Bir problemi çözmek için 2 kişinin IQ’sunu, işgücünü ve gelirini düşünün bir de 10 kişininkini düşünün… İşte bunun için ailelerin geçim kaygısını bir tarafa bırakıp nesillerini çoğaltmaları gerekiyor. Milyonlarca sperm arasından 1.olup Dünyaya gelen bebek ana rahminde nasıl önüne gelen engelleri birer birer aşıp Dünyaya gelebilmişse, Dünyadaki engelleri de sabır, azim, çalışkanlık ve kararlılıkla aşıp kendi geçimini sağlayacak, etrafındaki insanlara, bulunduğu topluma ve insanlığa yararlı ve hayırlı işlerde bulunacaktır. Dünyadaki ömrünü tamamladıktan sonra ise ahirete göç edip Dünyada yapmış olduğu salih amellerden hem kendisine hem de onun Dünyaya gelmesine vesile olan anne, baba ve atalarına sevabı dokunacaktır…

TAKVA VE İHLAS

Allah’ımızdan korkup günah işlemeyen takva sahibi bir müttaki mi yoksa Allah’ımızı sevmesine rağmen günah işlemiş ihlaslı bir salih mi Allah’ımız katında daha sevimlidir? Takva saygıdan, ihlas ise sevgidendir.

 

TOPRAK ANA

İnsan doğarken cismen anne karnında 40 hafta boyunca organlara, ruha, nefse ve akla kavuşurken, insan ölürken cismen toprak karnında 40 hafta boyunca organlardan, ruhtan, nefisten ve akıldan mı uzaklaşır?

 

ALLAH’IMIZA SAVAŞ AÇAN FAİZ DÜZENİ

Paradan para kazanayım derken Allah ile savaştığımızın ne zaman farkına varacağız? Faiz demek tembellik demektir. Alın ve akıl terinin sömürülmesi demektir. Üçkağıt ekonomisi demektir. Zulüm demektir. Ne zaman uyanacağız sahtekar ve avanesinin boyalı kağıt parçalarıyla birbirimizi birbirimize düşürmesinden. Oysa bu ümmet içerisinde tulumba misali saf ve berrak suyundan insanlığa kana kana su içirmek isteyen o kadar alicenap müteşebbisler var ki ancak bu müteşebbisler; finansal sistemin faizle kirlenmiş 1 tas kirli suyunu tulumbasına boşaltıp tulumbasının derinliklerindeki saf ve berrak suyunu kirletmek istemiyor. Yani ne tulumbada, ne tulumbayı akıl ve alın teriyle işletecek alicenap müteşebbislerde ne de tulumbanın derinliklerindeki saf ve temiz su da problem yok, sorun tulumbaya 1 tas pis su sunan finansal sistemin faizi esas alan kirli düzenindedir. İnsani Dünya düzeninde para araç insan ise amaçtır ve bunu insanlığa yayacak olan KOBİ’lerdir. Kapitalist Dünya düzeninde ise insan ve para araç, güç uğruna yaptıkları zulüm ise amaçtır ve bunu Dünyada yürütenler ise şeytan avanesi, onlara bağlı baronlar ve bu baronların kontrolünde olan şirketler ile bankalardır. Bankalar şeytani zihniyete hizmet edebilmek için piyasayı faiz denilen illetle inim inim inletiyorlar. Bir müteşebbisin reel sektörde yatırım yapıp, riske katlanıp, emek ve çaba sarf ederek kazandığı 1000 TL’yi, bir başka kişi hiçbir işe elini sürmeyip finans sektörüne yatırdığı paraya uygulanan faizle kazandığında o KOBİ’nin moralinin ne hale geleceğini düşünün. İşte bunun için insanlığa halis düzen hakim olana kadar yani ihlas, kağıt parçasını alt edene kadar bu boyalı kağıt parçalarını kendimiz üretmeli, refahı çoğaltmak için faizsiz finans sistemini kurmalı, kirlenmemesi için kendi kurumlarımızda korumalı ve insanlığa Allah’ımızın helal bir şekilde emrettiği saf ve berrak taslarla sunarak tulumbaları şarıl şarıl coşturtmalıyız.

YATAY MİMARİ

Dikey yapılaşma demek daha çok insan demek daha çok araba demek ve şehir merkezine yada dikey yapılaşmanın bulunduğu bölgeye daha çok aracın girmesi demektir. Dikey yapılaşma demek araç otoparkında sorun demektir. Dikey yapılaşma demek kibir ve büyüklenme demektir, tabiattan uzaklaşma demektir. İnsanların arasında bulunup insanlardan kopma demektir. Dikey yapılaşma demek insanlara ulaşan güneş ışığını engellemek, karanlığı aydınlığa tercih etmek demektir. İşte bu kapsamda devletimiz mimari politikalarında; gelişmekte olan bölgelere İslam, Selçuklu ve Osmanlı mimarisine uygun bir şekilde yatay mimarileri teşvik ederse şehrin merkezindeki insan ve araç trafiği gelişmekte olan bölgelere kaydırılır ve böylece hem trafikte hem de sosyolojide yaşanacak olan problemler yok edilmiş olur.

 

YAPAY ZEKA

Yapay zekayı insanlığın faydalı alanlarında kullanarak tüm zor işlerimizi robotlara yaptırabilir insanların sadece zevk aldığı mesleklerde çalışmalarını sağlayabiliriz. Ancak bunu yaparken muhakkak surette yapay zekanın kontrolü adil bir otoritenin inisiyatifinde olmalıdır. Yapay zekanın yönetimi zalim ve zorbanın eline geçtiğinde insanlığın felaketiyle sonuçlanır. İşte bu kapsamda insanlık şuurlu olduğu ve temiz kalmaya devam ettiği müddetçe ve başa geçen insanları feraset ve basiretiyle seçtiği sürece yapay zekadan korkmaya gerek yoktur. Çünkü biz biliyoruz ki başa geçen toplumun aynasıdır. Toplum kötüyse başa geçende kötü olur. Ben bir bakıma bu robotları cennette bize hizmet edecek olan hurilere benzetiyorum. Cennette kötülük olamayacağı için hurilerde kötü olamazlar. İşte bu kapsamda tüm zor işlerimizi robotlara havale edeceğimiz altın çağa zemin hazırlayabilmemiz için baştakileri bir kenara bırakıp öncelikli olarak fert fert toplumu düzeltmek için çaba sarfetmeliyiz. Toplum düzelmeye başladığında zaten baştakiler halkın denetimi ve kontrolü neticesinde insanlığın kötülüğüne sebep olacak işlere cüret edemeyecek, daha adil ve daha hakkani bir yola sürükleneceklerdir.

 

HÜKÜMRANLIK

1, 2 ve 3’ün işaret ettiği şehirler manevi hükümranlığa ait şehirlerdir. 4’ün işaret ettiği şehir; 3 dinin atasının yaşadığı, Allah’ımızın halilim diyerek seslendiği, Nemrud’un kendisini attığı ateşi Allah’ımızın su yaparak nimetlendirdiği peygamberimiz Hz.İbrahim’in ayak bastığı şehirdir. 5,6 ve 7’nin işaret ettiği şehirler ise maddi hükümranlığa ait şehirlerdir. 1, 2 ve 3 Arabistan ve Filistin topraklarında 4,5,6 ve 7 ise Türkiye topraklarında bulunmaktadır. Şimdi isterseniz 1’den 10’a kadarki rakamlara ve sayıya uygun düşen mabed, şehir, mekan, zaman ve insanları açıklayalım.

 

0 : Özelde Kabe-yi Muazzama’ya en yakın bir toprak arazisi, genelde ise Dünyanın herhangi bir yerindeki üzerinde mescid olmayan toprak arazileri.

1 : Bulunduğu bölgeye mutluluk hormonları saçan, Ahiret ile Dünyanın etkileşim taşı olan Hacer-ül Esved’in bulunduğu Mescid-i Haram’ın olduğu mübarek Mekke şehri.

2 : Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şehadette Allah’ımızın kendi isminin yanında şereflendirdiği,  Allah’ımızın en değer verdiği insan olan, Allah’ımızın habibim diyerek seslendiği, Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (SAV)’in mübarek ruhunun kudsiyet kazandırdığı, Mescid-i Nebevi’yi üzerinde bulunduran muhterem Medine şehri.

3 : 3 semavi dine ait peygamberlerin atası olan Hz.İbrahim ve onun soyundan gelen birçok peygamberin mübarek ruhlarının bulunduğu 3 semavi dine ait ulu’l azm peygamberlerin üzerinde dolaştığı Mescid-i Aksa’yı üzerinde bulunduran mukaddes Kudüs şehri.

4 : 4 cismi yani özelde insanı genelde ise kainatı temsil eder. İnsan ve Kainatın özünde hava, su, toprak ve ateş bulunmaktadır. Dünyada ateşin suya dönüştüğü tek mekan balıklı göldür. Hava, su, toprak ve ateşin aynı yerde buluştuğu, 3 semavi dinin ulu’l azm peygamberlerinin atası olup kendisiyle birlikte 4’e tamamlanan, bütün dinleri haniflikte birleştiren Hz.İbrahim’in ateşe atıldığı, insanlığın en eski tarihlerine ait kalıntıların bulunduğu Göbeklitepe’ye sahip tarihi Şanlıurfa şehri.

5 : 5 tarafa uzanan 5 parmaklı eli andıran coğrafyası ve insanlığın kilit taşı olan Türkiye’yi yöneten Beştepe’siyle Hacı Bayram-ı Veli Camisini üzerinde bulunduran zamanın sahibi olan Ankara şehri.

6 : 600 yıllık Osmanlı tohumlarının atıldığı milattan bu zamana kadar en kudretli hükümranlığın kendi üzerinden başlangıç yaptığı Ulu Camii’yi üzerinde bulunduran ulu Bursa şehri.

7 : Başlangıçta nasıl bir hükümranlığa sahip olduğu bilinmeyen ancak zamanın sonunda insanlığa hükmedecek olan 7 tepesi bulunan ve bu tepeler içinde en deruni tepesi olan Ayasofya Camii’nin bulunduğu kıymetli İstanbul şehri.

8 : Ahiretteki en güzel mekanlar

9 : Ahiretteki en güzel zaman dilimleri

10 : Allah’ımıza en yakın olduklarından nuru aynen bir ayna gibi yansıtıp ahirette bulundukları mekanları ve zamanları yıldız gibi parlatan insanlar.

Burada üstteki 7 yani 7’den 1’e doğru ilerleme, kum saatinin üst kısımları yani 7 kat gök. 0 kum tanesi yada nokta ve kum saatinin ortası, alttaki 7 ise yani 1’den 7’ye doğru ilerleme kum saatinin alt kısımları yani 7 kat yer. 7 kat göğe doğru ilerleme manevi hükümranlığa doğru ilerleme, 7 kat yere doğru ilerleme maddi hükümranlığa doğru ilerleme. 7’den 1’e doğru, yada 1’den 7’ye doğru rakamları topla, elde ettiğin sayının işaret ettiği sene öyle inanıyorum ki İslam’ın hem manen hem de madden insanlığa hükmedeceği seneyi ifade etmektedir. Burada 7’nin 1’e selam götürmesi 49 yıl boyunca İslam’ın gönülleri fethetmesi, insanların fevç fevç İslam’a yönelmesi, yerin arzu ve isteklerini göğe iletmesi yani manevi hükümranlık, nokta olarak ifade edilen 1’den 0’a dokunup tekrar 1’e dönme 1 yıl boyunca altınçağa altyapı oluşturacak kuruluş ve düzenlemelerin hayata geçirilmesidir. 1’in 7’ye selam iletmesi ise 49 yıl boyunca yapılan her işin adetullaha uygun bir şekilde Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye dikkate alınarak tanzim edilmesi yani İslam ile hükmedilmesi. Gönülleri fethetmede en önemli isim Allah’ımızın Vedud ismi iken devletleri fethetmede en önemli isim Allah’ımızın Adl ismidir. Burada 1 göğe ait olanın zirvesi iken 7 yere ait olanın zirvesidir. İşte bunun için biz yer olarak ifade edilen ve ismi Kur’an-ı Kerim’de arz diye geçen Dünyanın başkentinin İstanbul olmasını istiyoruz.

GEL! NE OLURSAN OL, YİNE GEL!

İster Çinli ol, ister Rus, istersen Amerikan

Yetmedi mi bunca yıldır güç uğruna çatışman

Güce ulaştığında koruyon mu zalimden, zorbadan?

İster beyaz ol, ister zenci. Sevgidir asıl belirleyici

Budist ya da Hindu nasıllardır sizce?

İyiliği yüceltmek gerekir bizce

Katolik, Ortodoks ya da Protestan,

Yazalım hep beraber yepyeni bir destan.

Şii ya da Sünni ne fark eder?

Yeni bir Dünya inşa edelim hep beraber…