0543 779 79 06

HİKMETLİ PASAJLAR

iyilik

RAKAMLAR VE SAYILAR

Başlangıcı olan, kıyametle sonlanan fani sistem 7’lik sistemin öğeleri yokluk, nokta, doğru, düzlem, cisim, zaman ve ölüm olabilir mi? Hz.Adem yokluktan geldiği için anlamı yokluk olan Adem ismi verilmiş olabilir mi? Yokluk 0’ı nokta 1’i doğru 2’yi düzlem 3’ü cisim 4’ü zaman 5’i ölüm 6’yı ifade ediyor olabilir mi? Nokta hatimenin işaretidir ve yeni bir fatihayı mı müjdelemektedir? 1 başlangıç sayısıdır bütün sayılar onunla mı oluşur? Kainat ve İnsan 4 ana unsur olan hava, su, toprak ve ateşten oluşması dolayısıyla cisim yani insan yada cisim ya da kainat 4’ü mü ifade etmektedir. 5 vakit namaz 5 vakitte olduğu için acaba 5 bu yüzden mi zamanı ifade ediyor. Bu yüzden mi saatlerdeki her rakam arası 5 dakikadır. Bu yüzden mi ellerde bulunan 5 parmak ve avuç içinde bulunan çizgiler bir insanın ömrünü yani zamanını ifade ediyor? İşaret parmağı sabah namazı, orta parmak öğle namazı, baş parmak ikindi namazı, yüzük parmağı yatsı namazı, serçe parmak akşam namazını mı ifade ediyor. Ana rahmi, bebeklik ve çocukluk sabah namazına, gençlik öğle namazına, yetişkinlik ikindi namazına, yaşlılık akşam namazına ve mezarlık yatsı namazına mı işaret etmektedir?

8 mekan yolculuğu mu demektir? Cisim+cisim yani 4+4=8 Cismin yani insanın cisim yani kainatta yolculuğu mu demektir? Eğer 8 mekan yolculuğunu ifade ediyorsa 7 neyi ifade etmektedir? Acaba 7 başlangıcı olup sonu olmayan mı demektir? Acaba 7 önce ile sonra ya da faniyat ile sonsuzluk arasındaki geçiş rakamı mıdır? Fatiha 1.süre olup 7 ayetten oluşmaktadır. Acaba bu yüzden mi Fatiha Kur’an-ı Kerim’in başlangıç süresidir ve edilen her duanın sonunda Fatiha okunarak etkisi sonsuza yayılsın istenmektedir? Kur’an-ı Kerim’in 2.süresi olan Bakara süresi 286 ayettir. 7 ayetten oluşan Fatiha’nın 41 katından bir eksik 41 kere maşallah buradan mı geliyor? 3.süre olan Al-i İmran süresi 49.sayfadan başlıyor acaba bu yüzden mi shemitah döngüsü 49 yıldır.

9 zaman yolculuğu mu demektir?  Cisim+zaman yani 4+5=9 cismin zamanda yolculuğu yani insanın zamanda yolculuğu mu demektir? 10 Allah’ımızın cemalini görmek, Allah’ımızın nuru içinde eriyip gitmek ya da hazzın en şahika anını tüm benlik ile hissetmek mi demektir? 4+6=10 yani cisim olan insanın yaratıcısının azameti karşısında yok olmasını mı ifade etmektedir. Cinsiyetlerini belli eden organlarını incelediğimiz takdirde erkek 1 iken kadın 0’mıdır? Cinsel birleşme esnasında yaşanan hazzın en harika anı ebedi alemde yaşanan 10’un yani hazzın en şahika anının dünyadaki 10’umudur yani bir numunesi midir? Acaba bu yüzden mi harika yapılan her iş için 10 numara iş yapmışsın denmektedir?

Cennetteki dereceler mekana, zamana ve nura göre mi ayırt edilecektir? Yani ebedi hayatta 8 ve 9 rakamları ile 10 sayısı insanların derecelerini mi gösterecektir? Kur’an-ı Kerim’de 7 kat gök ve 7 kat yer diye bahseder 7×7=49 özelde cismi ifade eden insanlığın ya da genelde cismi ifade eden kainatın fani ömrü 490000 yıl mıdır? İnsanlık kainatın özü müdür?

 

BİNARY SİSTEM (0 VE 1 SİSTEMİ) VE DUALİTE

İnsan nokta iken kainat 0’mıdır? Kabe 1 iken Müslümanlar 0’mıdır? Proton 1 iken elektronlar 0’mıdır? Erkek 1 iken kadın 0’mıdır? 0’ın ortasına 2 tane 1 yerleştirin 0 hangisinin etrafında döneceğini şaşırır. Çünkü 1’lerden biri batıya doğru çekiştirirken diğeri doğuya doğru çekiştirir bu yüzden 0 ya parçalanır, ya bölünür ya da kırılır. Peki 1’in etrafına 2 tane 0 yerleştirin. 1 bütün 0’ları etrafında döndürür. 0’lar istedikleri kadar çekiştirsin 1’in gücü, öncülüğü ve reisliği sayesinde 1’in etrafından ayrılamazlar. İşte Allah’ımızın hem fani hayatta hem de ebedi hayatta erkek ve kadın için öngördüğü kanun budur. Yani erkekler çokeşliliğe, kadınlar ise tekeşliliğe uygun yaratılmışlardır.

Saatte bulunan rakamların arasında bulunan herhangi bir noktadan aynı noktaya ulaşan 0, akrepin 12’lik zaman dilimi boyunca ya da yelkovanın 60’lık zaman dilimi boyunca dönmesiyle oluşur. İşte bunun için midir Kur’an-ı Kerim’cedeki nokta şekli 0 rakamını yani anı, 0 şekli ise 5 rakamını yani zamanı ifade eder? Kainatta bir devr-i daim andan zamana zamandan ana doğru bir dönüş mü vardır? Ya da noktadan 0’a 0’dan noktaya doğru bir dönüş mü vardır? Noktadan dönüşe başlayıp 0 çizildikten sonra aynı noktaya ulaşan başka bir 0’mı çizilmektedir. Allah’ımızın rızası olan ihlas anı ifade ederken, Allah’ımızın muradı olan İslam zamanı mı ifade etmektedir? Allah’ımızın rızası olan ihlas 1 gibi kesin ve kat’i, Allah’ımızın muradı olan İslam 0 gibi kapsayıcı ve kuşatıcı mıdır?

Çift olan tek asal sayı 2’dir. İşte bunun için mi kainat dualite üzerine kurulmuştur? 2’den küçük olan sadece 2 rakam vardır. İşte bunun için mi binary sistem 0 ve 1 üzerine kurulmuştur?

 

GÖKLERİN VE YERİN 6 GÜNDE YARATILMASI

Allah’ımız Hud Süresi 7.ayette hanginizin amelinin daha güzel olacağını imtihan etmek için arşı su üzerinde iken gökleri ve yeri 6 günde yarattığından bahseder. 6 sayı ilmine göre ölüm ya da son demektir. 6 numaralı element karbondur. Karbon aklınıza geldiğinde hayat ve ölüm aklınıza gelsin. 0’ı da dahil ederek saydığımızda 6’nın bitiminden ya da 7’nin başlangıcından son meydana gelir baş başlar. 6 zamanın sonu zamanı ifade eden 5’ten sonra gelen sayı. 7 ise başlangıcı olup sonu olmayandır.

Şu fani hayat 7’lik sisteme göre yol alır. 0’dan başlayarak saydığımızda 7 günü ifade eden haftayı iyi anlayın. Acaba cuma 0’mıdır 6’mıdır? Bir hafta 6 gün müdür, 7 gün müdür? Başlangıcınız 0 olursa bir hafta 6 gündür. Yok eğer başlangıcınız 1 olursa bir hafta 7 gündür. 6 fanidir 7 sonsuzdur ama bu sonsuzluk başlangıcı olan sonsuzluktur.

 

ÇOK OKUYAN MI ÇOK GEZEN Mİ DAHA İYİ BİLİR?

Dünyadaki bütün gazete, dergi, kitap, evrak, mecmua aklınıza ne gelirse bunların hepsinin ana kaynağı dünyadaki tek orijinal semavi kitap Kur’an-ı Kerim’in ayetleridir. Kur’an-ı Kerim teori demektir. Peki şehir şehir, ülke ülke dolaştığınızda kimle muhatap olursunuz tabiki insanlarla… Kainat 0’dan başlayıp, 1’den yaratılıp, sonsuza doğru yol alırken gelmiş, geçmiş ve gelecek bütün insanların ana kaynağı Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nurudur. Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ise pratiktir. Kur’an-ı Kerim okunur, sünnet ise yaşanır. Sabiteyi dikkate alıyorsan kitap okumaya devam et, yok eğer değişim istiyorsan gez, dolaş, insan tanı.

 

ANKARA-İSTANBUL

Ankara’nın üstten kuşbakışı haritasını incelediğiniz takdirde Türkiye’nin beş tarafına uzanmış beş parmaklı eli andıran bir coğrafyası olduğunu görürsünüz. Elde bulunan beş parmak ve avuç içi bir insanın yaşamı boyunca karşılaşacağı kötülük ve iyiliklerden haber verir. Türkiye’yi yöneten Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Beştepe’dedir. Zamanı hızlandıracak ya da yavaşlatacak olan 5 numaralı bor elementi Ankara’nın başparmağı’nın gösterdiği Eskişehir, Kütahya, Bursa ve Balıkesir’de çıkarılmakta olup Ankara bor elementiyle önce bu 4 şehir üzerinden daha sonra ise Marmara Denizi ve Osmangazi Köprüsü üzerinden İstanbul’a bağlanmaktadır. Türk Halkı zamanı ifade eden 5 rakamı ile anlam kazanan bu şehre olgunluğunun en zirve noktasında yani 49 yaşında Recep Tayyip ERDOĞAN’ı getirerek Türkiye’yi emanet etmiştir.

49 shemitah döngüsünü ifade eder ve şu kainattaki en sihirli sayı 49 sayısıdır. 7 kat gök ve 7 kat yerin çarpımından 49 doğar. İnsanların yaşamında, partilerin serencamında ve kainatın yaratılışında 49’un büyük manaları vardır. Kuruluşunun 49.yılında partisindeki olgunluğun en zirve noktasını yaşamış ve Türk Halkının kendisine kazandırdığı 49 milletvekiliyle devletinin en kritik zamanlarında önce ben ve partim değil devletim ve milletim demiş Devlet BAHÇELİ’nin liderliği ile insanlık üzerinde büyük etkisi bulunan Recep Tayyip ERDOĞAN’ın liderliği aynen 24 Haziran 2018’de kazanılan seçim zaferi gibi birlikte yol almaya devam ettiği sürece Türkiye; Ankara’dan millete ve ümmete ait etki coğrafyalarını daha sağlıklı bir şekilde yönetecek ve İttihad-ı İslam’a daha güçlü bir altyapı hazırlayacaktır.

 

Şimdi gelelim İstanbul’a. İstanbul 7 tepelidir. Bu tepelerin en derunisi Ayasofya, Topkapı Külliyesi ve Sultanahmet Camii’nin bulunduğu tepedir. Allah’ımızın izniyle İstanbul bu tepeden dünyayı yönetecektir.  Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (SAV)’in müjdelediği bu şehrin topraklarında nuru yüksek seviyede taşıyan yüce şahsiyetler ya yatmaktadırlar ya da üzerinde dolaşmaktadırlar. Ayrıca peygamberlere ve kudsi insanlara ait emanetler bu şehrin en gizemli tepesinde bulunan Topkapı Külliyesinde bekletilmektedir. İşte bu kapsamda nuru yönetecek şehir İstanbul’dur. Su ile toprağın birarada bulunduğu dünya mekanı ifade eder. Dünyada 2 su ile 2 toprağın karşı karşıya birbirine bağlandığı tek harika mekan İstanbul şehridir. İşte bu kapsamda mekanı yönetecek şehir de İstanbul’dur. İstanbul; halkımızın, ümmetimizin ve insanlığın teveccühü doğrultusunda adım adım dünya başkentliğine doğru yol almaktadır.

 

İnsanlık; huzur, mutluluk, bereket ve hidayetin dünyayı kapsadığı paranın, silahların, mevkinin ve sınırların olmadığı bir düzeni bu zamana kadar hiç yaşayamadı. Oysa biz inanıyoruz ki Allah’ımız ebedi alemde insanlığa tattıracağı cennet hayatının bir numunesini şu fani dünyada insanlığa göstermek istemektedir. İşte bu numune cennetin organize edileceği İstanbul şehrine zamanın sahibi olan Ankara şehri zemin hazırlayacak daha sonra İstanbul şehrine zamanın yönetimini devredecek ve bundan sonra hayata geçecek olan cennet yaşamının bir numunesini insanlığa yaşatacak olan İstanbul şehri hem mekanı, hem zamanı, hem de nuru organize bir şekilde yöneterek gerçekleştirecektir.

 

SAĞ VE SOL EL

 

Sağ elde 18 yazar sol elde 81 yazar. Sağ eldeki 18’i 0’ıda dahil ederek saydığımızda 19 eder. Dünya ezeliyetten sonra yaratıldığından 0 sayılır. Ahiret ebediyeti ifade ettiği için sondaki 0 sayılmaz. Çünkü 0 başlangıçtaysa bir rakamdır 1’den veya diğer rakamlardan sonra gelirse rakam olarak değerlendirilmez ve bir sayı oluşturur. İşte bunun için mi sağ el insanın öleceği ana kadar ki noksanlık ve meziyetlerinden haber verir? 19 sayısı 7 gün ile 12 saat ya da 7 gün ile 12 ayın birleşiminden oluşur ve dünyada zaman saatler, günler ve aylar olarak ifade edilir.

 

81 sayısı ise zaman anlamında yolculuğu ifade eden 9×9’un sonucudur ve zamanda sonsuzluk demektir. İşte bunun için mi sol el ezeliyetten ebediyete bir insanın bütün malumatlarını içerir? Ahirette zaman ezeliyete gidiş ve ebediyete dönüşün bir göstergesi olan sonsuzluk kavramıyla mı ifade edilecektir?

 

 

MEDENİYET MEŞALESİ

 

Medeniyet meşalesini eline alıp insanlığın önünü bazen batı bazen de doğu açmıştır. İnsanlığın batıni yönüne yani ruhuna hitap edenler Çinli, Hint, Japon ve Koreli gibi medeniyetler olurken insanlığın zahiri yönüne yani aklına hitap edenler ise İngiliz, Alman, Fransız ve İtalyan gibi medeniyetler olmuştur. Şu anda medeniyet meşalesi batı ile doğu arasında sallantıda olup özellikle batı ile doğunun arasında bulunan Rusya, Türkiye, İran ve Afrika’nın işaret edeceği yöne doğru sürüklenecektir. Türkiye, İran ve Afrika ülkelerinin büyük bir kısmı yönünü İslam’dan yana koyacağını açık bir şekilde gösterirken İslam’a en yakın Hıristiyan mezhebi olan Ortodoksların ve Rusya’daki 40 milyona yakın Müslümanın etkisiyle Rusya’da yönünü İslam’dan yana koyacaktır diye umuyoruz.

Biz öyle inanıyoruz ki bu medeniyet meşalesi hem akla hem de ruha hitap eden İslam Medeniyetinin öncülüğünde insanlığı aydınlatacaktır. Batı ve Doğu, Rusya ve Türkiye şunu hiçbir zaman unutmamalıdır ki 20.yüzyılda kurulan sömürge imparatorlukları; Rusların ve Türklerin birbirleriyle çarpışması ya da çarpıştırılması sonucu ancak hayata geçebilmiştir. 21.yüzyılda kurulacak olan Eşref-i Mahlukat İmparatorluğu ise Rusların ve Türklerin birbirlerini ve bütün dünya halklarını düşünerek geliştirecekleri ittifak sonucu hayata geçebilir. Bu iki büyük güç bulundukları noktada sağlam durabilirlerse Eşref-i Mahlukat İmparatorluğu’na daha kısa bir sürede ulaşabiliriz. Fıtratları, karakterleri ve tarihleri bunu yapmaya müsaittir… İslam Medeniyeti bir tercih sözkonusu olduğunda batıdan daha ziyade Ruslara güven duymalıdır. Çünkü Rusların kahir ekseriyeti Batı Medeniyetini oluşturanların bir kısmı gibi masa başında dolap çevirmeyen verdikleri sözü tutan insanlardan oluşmaktadır.

 

AHİR ZAMAN VE KIYAMET

Zamanın başlangıcını 00.00 olarak ele alıp en uzun gündüzün yaşandığı 21 Haziranı İslam’ın en parlak dönemi olarak değerlendirdiğimizde 00.00’dan başlayarak sabah ezanının okunduğu ana kadar 4 saat 12 dakikanın geçmesi gerekir. Yani 252 dakikanın bitmesi gerekir. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İslam’ın tohumlarının atıldığı dönemde dünyaya teşrif etmiştir. Kur’an-ı Kerim’in 252.ayeti 40.sayfanın sonuna denk gelmektedir. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) risalet 40 yaşlarında tevdi edilmiştir.

1 tam gün 1440 dakikanın geçmesi ile tamamlanır. Zaman 36’lık periyotlarda yön değiştirir. Çünkü 36 6×6’dır yani ölümün karesidir. 36’nın tamamlanmasıyla içinde bulunulan zamanda ölüm başlar ve yeni bir zaman doğar. Bu 1440 seneyi 36’ya böldüğümüzde karşımıza 40 sayısı çıkar. Hicri 1440 çok önemli bir senedir. 36’lık periyotların olgunluğa ulaştığı senedir, çünkü 40 olgunlaşma demektir. Yani 1440’ın tamamlanmasıyla 40.periyodu bitirecek, 41 kere maşallah diyecek, İslam’ı meyveye dönüştürmeye başlayacağız Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle. Biz öyle inanıyoruz ki bu periyotlar 49.periyodun bitmesi ve 50.periyodun başlaması ile sona erecek ve ardından kıyamet süreci başlayacaktır. En doğrusunu Allah’ımız bilir. 40.periyot ile 49.periyot arasında 9 periyot bulunmaktadır.

Kur’an-ı Kerim’in 50.süresi olan Kaf süresinden itibaren kıyamet ile ilgili ayetler ve süreler yoğunlaşmaya başlıyor. Acaba insanlık ve kainat 49’luk bir zaman diliminde fani olan varlığını devam ettirecek ardından 50’lik bir zaman diliminden sonra kıyametin kopması ve ahiret hayatının başlaması mı gerçekleşecektir? Yine aynı şekilde 36.süre olan Yasin süresinin 49.ayetinde onlar yanlızca çekişip dururlarken kendilerini yakalayıp yok edecek bir ses bekliyorlar diye bahsediyor acaba Hz.İsrafil’in sura üflemesi insanlığın ve kainatın 49’luk zaman dilimini tamamlamasından sonra mı gerçekleşecektir. Yasin süresi 51.ayette sura ikinci defa üflenmesi işaret ediliyor dolayısıyla 2’lik bir zaman dilimi, sonra 53.ayette sura üçüncü defa üflenmesi işaret ediliyor yine 2’lik bir zaman dilimi.

OTOBAN VE TALİ YOLLAR

Önümüzde bir hedef var ondan geldik ona dönüyoruz. Ancak bu hedefe doğru ilerlerken kimimiz kendine tali yolları vasıta edinmiş, çoğu yerde ışıklara takılıyor, bazı yollar taşlı ve topraklı, başka yollar kestiği için yavaşlamak zorunda kalıyor, gideceği hedefe ulaşacağı zamanı uzatıyor ama nostaljik bir yolculuk, hedefe ulaştığımız zaman çok güzel nimetler bizi bekliyor. Biz hedefe ulaşacağımız bu yolculuğun kaza yapmadan suhuletli bir şekilde gerçekleştirileceği Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye otobanına öncelik verilerek yapılmasından yanayız.

 

ZAMANI İFADE EDEN SAYILAR (7 ve 19’un KATLARI)

0; ezeliyet başı belli değil

1; an; yani yaratma anı

5; bir saatin 12’den başlayıp 12’ye geri dönmesiyle çizilen 0, yani Kur’an-ı Kerim’cedeki 0 rakamı yani 5 sayısı. 1 günü kapsayan 5 vakit namaz.

6 veya 7; 0’dan başlayarak sayılırsa 6, 1’den başlayarak sayılırsa 7. Allah’ımızın bizim günlerimizde 1000 seneyi ifade eden 1 günü, 0.günün kaç günlük bir süre olduğu bilinmez dolayısıyla yerlerin ve göklerin 6 günde yaratılması yani 7000 yıl veya 49000 yıl ya da 490000 yıl yada başlangıcı ve sonu belli olmayan 1 hafta

12; 1 seneyi ifade eden dört mevsimin bulunduğu 12 ay ya da 24 saati ifade eden gece ve gündüzün bulunduğu ilk 12 son 12

19; 0’dan başlayarak sayılırsa 20 asır yada milattan sonraki 20 asır

28-29-30-31; 1 ayı ifade eden gün sayıları

49; 0’dan başlayarak sayılırsa 50 asır ya da millattan önceki Hz.İbrahim’e uzanan 50 asır.

81; 9×9 yani zaman anlamında yolculuk çarpı zaman anlamında yolculuk.

 

0 ve 1 binary sistemin esası olduğu için dahil edilmemiştir.

5+7     =12

7+12   =19

12+19 =31

19+31 =50

31+50 =81

 

7          x          8          =          56                   5 vakit namazın olduğu günlerde 1’er farklık zaman

19       x          3          =          57                   dilimi 19 önde

5

 

7          x          11        =          77                   Haftalarda 1’er farklık zaman dilimi 7 önde

19       x          4          =          76

7

 

7          x          19        =          133                 12 ayda yada 12 saatte aynı zaman dilimi 7 ve 19 eşit

19       x          7          =          133

                        12

 

7          x          30        =          210                 Milattan sonraki 20 asırda yada sağ eldeki 18’de 1’er 19            x          11        =          209                 farklık zaman dilimi 7 önde

                        19

 

7          x          49        =          343                 Aylarda 1’er farklık zaman dilimi 7 önde

19       x          18        =          342

31

 

7          x          79        =          553                 Hz.İsa’nın doğumundan Hz.İbrahim’e uzanan milattan

19       x          29        =          551                 önceki 50 asırda yada kıyamete kadar sürecek olan

                        50                                           490000 yılda 2’şer farklık zaman dilimi 7 önde

 

7          x          128     =          896                 Zaman anlamında yolculuk x zaman anlamında

19       x          47        =          893                 yolculukta 3’er farklık zaman dilimi 7 önde

81

 

18 + 81  = 99  yani önce ve sonra ya da faniyat + sonsuzluk  = Zaman kavramının yok olması yani esmalar.

 

Acaba bu 1’er 2’şer ve 3’er farklık zaman dilimleri zamanın bükülmesine mi işarettir? Acaba bu 1’er 2’şer ya da 3’er farklık zaman dilimlerinin olduğu anlar tespit edilerek zamanda yolculuk yapılabilir mi?

 

HAVA-SU-TOPRAK-ATEŞ

Ruh havayı ya da diğer bir adla nefesi, madde toprağı, ateş ya da diğer bir adla güneş zamanı, hayat suyu mu ifade ediyor. Ayaklarla toprağa, ellerle havaya mı kucak açılır? Ayak kök, eller dal mıdır? Ayaklar toprağı, eller havayı, gövde suyu, baş ateşi mi işaret etmektedir? Sağ beyin suyu, sol beyin havayı, üst lob ateşi, alt lob toprağı mı ifade ediyor? İnsan ruhun, nurun, cismin ve nefsin birleşimi midir?

Ruh havayı, nur suyu, cisim toprağı ve nefis ateşi mi çağrıştırmaktadır. Ruh ile nur bir mıknatısın çekim etkisini oluşturan iki köşesiyken, cisim ile nefis bir mıknatısın itim etkisini oluşturan iki köşesi midir ? Ruh Allah’ımızdan üflenmiş, nur Hz.Muhammed’den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nakşedilmiş, cisim Hz.Adem’den başlamış ve nefis şeytandan mı kaynaklanmıştır?

 

0 VE 1’İ İFADE EDEN NOKTANIN SERÜVENİ

 

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nuru olarak kabul ettiğimiz Hz.Adem’in kalp gözüne nakşedilen ve tümevarımın başlangıcı olan nokta, eşiyle olan birlikteliğinden meydana gelen çocuklarıyla tümdengelime dönüşmeye başladı. Tümevarım uhuvveti, hoşgörüyü, selameti ve vahdeti ifade ediyorsa tümevarımda anlaşmazlık yoksa, tümevarımda zat yoğunlaşıyorsa tümdengelimde de anlaşmazlıklar, çatışmalar, kaos ve ikilikler başladı çünkü tümevarım 1 ise tümdengelim 2’dir. Bunun en büyük örneğini Hz.Adem’in iki evladında görürüz.

 

 

Nokta Hz.Adem’den başlayıp insanlara dokunarak devam ettiği bu yolculuğunda sayı ilmine göre dominant karakter olarak öne çıktığında insanlığa kötülük, savaş, çatışma, ve anarşi hakim oldu. Çünkü sayı ilmine göre nokta Kur’an-ı Kerimce’de 0 demektir. 0 ise kapsayıcı ve kuşatıcı olmakla beraber kaosu ve istikrarsızlığı hatırlatır. Yok eğer noktanın bu serüveninde nokta harf ilmine göre dominant karakter olarak öne çıktığında insanlığa iyilik, barış, uhuvvet ve düzen hakim oldu. Çünkü harf ilmine göre nokta 1 demektir. Hatimenin işaretidir, başlangıcın müjdeleyicisidir. Nokta ile sözleşmeler, anlaşmalar yürürlüğe girer. Nokta ile bir sonuca varılır. Nokta ile yeni bir başlangıca adım atılır. Harf ilmine göre nokta dürüstlüğü, mertliği, kesinliği ve istikrarı ifade eder. Söyleyeceği veya hüküm vereceği bir iş ve kararı ıvırıp kıvırmadan net bir şekilde söyler ve yoluna bakar.

 

İşte bu kapsamda Hz.Adem’den serüvenine başlayan nokta 1 tane insan iken Hz.Nuh dönemine kadar nicelik anlamında sayısı artıp insanları çoğalttı. İnsanlığın ikinci atası olan Hz.Nuh’tan itibaren ise insanlar milletlere dönüşmeye başladı ve insanların imtihanlarına milletlerin imtihanları da eklendi.

 

Öyle inanıyorum ki Hz.Nuh’un üç evladından oluşan milletlerden kimisi batıni yönü güçlü olan milletler ki bunlar Pasifik halkları ve Afrika halklarıdır. Kimisi zahiri yönü güçlü olan milletler ki bunlar İsrail, Avrupa, Amerika ve Atlantik halklarıdır. Kimisi ise hem batıni hem de zahiri yönü güçlü olan milletler ki bunlarda Maveraünnehir ve Mezopotamya halklarıdır.

 

Hz.Adem’den başlayan noktanın serüveni Hz.Nuh’a kadar insanları çoğaltmıştır. Hz.Nuh’tan Hz.İbrahim’e kadar ise milletleri ve dinleri çoğalttı. Hz.İbrahim’e ulaşan nokta Allah’ımıza ellerini açtı ve kendinden sonra gelecek tüm dinler ve insanlardan kainatın en hayırlılarının kendi soyundan gelmesi için Allah’ımıza dua etti ve Allah’ımız bu insanı halilim diye sevdiğinden duasını kabul etti ve nokta Hz.İbrahim’den sonra semavi dinleri çoğalttı.

 

Nokta yoktan başlayıp arta arta başladığı yere veya ana doğru dönerken sayısal, harfsel, geometrik ve zamansal anlamda insanlara ve kainata dokundu. Harfsel anlamda nokta iken harf, harfken kelime, kelime iken cümle, cümle iken makale oldu. Geometrik anlamda boşlukken nokta, nokta iken çizgi, çizgi iken düzlem, düzlemken cisim oldu. Sayısal anlamda 0’ken 1, 1’ken 7, 7 iken 19 oldu kimbilir 19 iken 28, 28 iken 49 olacak. Zamansal anlamda ise yokken milat, milatken ilkçağ, ilkçağken yeniçağ, yeniçağken modernçağ oldu kimbilir modernçağken de altınçağa dönüşecektir.

 

 

28

 

İslâm; 4 tane 7 basamaktan oluşur ve 7 tane safhayı, 4 tane de teslimi içerir. Kur’an-ı Kerim’de 28’in özel anlamları vardır. Kur’an-ı Kerim alfabesinde 28 harf bulunmaktadır. 7 kat gökten başlayıp 7 kat yere ulaştıktan sonra tekrardan 7 kat yerden başlayıp 7 kat göğe ulaşana kadar 28 aşama geçer. 4 tane 7’nin toplamından 28’e, 7’lerin çarpımından 49’a ulaşılır. 0 ile 7 arasındaki rakamların toplamı 28 eder.

 

Kardeşlerim şimdi biz size 28’e ulaştıran bu 8 rakamın zamanla bağlantılarını anlatacağız. 0 ve 7, 1 ve 6, 2 ve 5 ile 3 ve 4’ün zamana bakan yönleri bulunmaktadır. 0 ezeliyeti, 7 ebediyeti ifade eder. 7 fani hayat bittikten sonra ebedi hayatı aralayan rakamdır. Araf Süresi 7.süredir. Araf arada kalmak demektir. İşte 7 rakamı da dünya ile ahiret arasında kalan rakamdır. Yani mezar, kabir, sırat ve mizan aşamalarının olduğu süreleri kapsayan rakamdır. 1 varlığı yani ana karnına düşüşü ya da doğumu, 6 yokluğu yani toprağın karnına düşüşü yani ölümü ifade eder. 5 5 vakit namazdan dolayı 1 günü ifade ederken ya da diğer bir ifadeyle zamanı işaret ederken 2 karanlık ve aydınlığı ya da gece ve gündüzü ifade eder. 4 ve 3 ise ates, hava, su ve toprağın hüküm sürdüğü 3’er aylık dönemleri ifade eder. Yazın ateş, kışın su, ilkbaharda toprak, sonbaharda ise hava egemen unsur olarak öne çıkar…

 

28.ayetlere dikkat edin. 28 ahir zamana işaret eder. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ahir dönemi olan Medine döneminde 28 süre indirilmiştir. 28.cüzdeki bütün süreler Medine döneminde inmiştir. 28.cüzdeki hiçbir süre 28 ayeti geçmiyor. Oysa 28.cüzden önceki Hadid Süresi 29 ayet, 28.cüzden hemen sonra gelen Mülk Süresi 30 ayettir. En son nüzul olan ve Medine döneminde inen Nasr Süresi ahir zamanda gerçekleşecek olayları anlatmasıyla ahir zamana işaret etmektedir. Fetih, Zariyat, Sebe ve Hadid Sürelerinin 28.ayetleri ahir zamana işaret etmektedir. Medine döneminde inen 98 ve 99. süre olan Beyyine ve Zilzal Sürelerinin ahir zaman, kıyamet ve ahiretle alakası vardır.

 

14.cüzde bulunan, 16.süre olan 128 ayetli Nahl Süresi 280.sayfayla bitiyor. Bir bebeğin doğumu 280 günde tamamlanır yani 7 günden oluşan 40 haftada. Nahl Süresine kadar ki olanlar 280 gün yani 9 ay 10 gün. Bu 9 ay 10 günden sonra adeta Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) manevi anlamda doğum yaşamıştır. Derecesi yükselmiş, kudsi alemde bulunan birçok sırra vakıf olmuştur. Çünkü Nahl Süresinden sonra İsra Süresi başlıyor ve Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Allah’ımıza yükselmesinden bahsediyor. 14.cüzün son süresi olan 128 ayetli Nahl süresi Kur’an-ı Kerim’in 16.süresidir.  128 2’nin 7.kuvvetidir. 16 ise 2’nin 4.kuvvetidir. 7.kuvvet x 4.kuvvet = 28 eder.

 

28.cüzün son süresi olan Tahrim Süresi 28’in 20 katı olan 560.sayfayla bitiyor. 560.sayfa olan ve 28.cüzün son sayfasının son süresi olan Tahrim Süresinin son ayetinde de yine bir varoluştan bahsediyor evet o varoluş Allah’ımızın kelimesi olan ruhundan üflediği Hz.İsa’nın varoluşudur.

 

Kabe-i Muazzama 4 köşelidir. İnsan 1 olan erkek ile 0 olan kadının birleşiminden meydana gelir. Böylece her insan mülkün sayısı olan 10 sayısıyla kendi dünyasının hükümdarıdır. 1 şavt Kabe-i Muazzama’nın etrafında 1 defa dönmektir. 1 tavaf 7 şavttan oluşur. Yani 10 olan insan 4 köşeli Kabeyi 1 defa tavaf ederek 280 sayısına ulaşır. Kabeyi 10 insanı ise hava, su, toprak ve ateşten oluşması dolayısıyla 4 olarak ta düşünebilirsiniz. O zamanda 4 olan insan 10 olan Kabeyi 1 defa tavaf ederek 280’e ulaşır. Çünkü Kabe 1 iken Müslümanlar 0’dır. 1 ‘in etrafında dönerler böylece 10 sayısı oluşur. Allah’ımız tevhid anlamında dünyada en güçlü şekilde Kabe-i Muazzama’da tecelli ederken Müslümanlara da vahdet anlamında Kabe-i Muazzama’da mutluluk hormonları saçar. 280; 9 ay 10 gündür. İşte bunun için umreye ve hacca giden insanlar yeniden doğmuş gibi günahlarından arınmış olarak geri dönerler.

 

92 VE 245 SAYILARI

0’ın karesi+1’in karesi+2’nin karesi+3’ün karesi+4’ün karesi+5’in karesi+6’nın karesi=92 eder. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) esması 92’dir.

7 hariç 7’ye kadar ki olan rakamlar ölümün başlayacağı ana kadar olan rakamlardır. Yani fani hayata ait rakamlardır. Şu fani hayat 7’lik sisteme göre yol alır. 7’lik sistemde 7 rakamı yoktur 7 rakamı önce ile sonra yada faniyat ile ebediyet arasında bulunan geçiş rakamıdır. Yani 7 rakamı mezar, kabir, sırat ve mizan aşamalarının gerçekleşeceği süreleri kapsayan rakamdır… Yani ebediyete geçiş rakamıdır…

İnsanlar içerisinde Allah’ımızdan en fazla korkan insan Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’dir (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İşte bu yüzden takva hasletinin piri Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’dir (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)

Takva saygıdandır. Birde sevgiden kaynaklanan haslet vardır ki oda ihlas hasletidir…8’in karesi+9’un karesi+10’un karesi ise 245 eder. 8’in karesi mekan anlamında sonsuzluk, 9’un karesi zaman anlamında sonsuzluk ve 10’un karesi ise nur anlamında sonsuzluktur. 8 ve 9 rakamı ile 10 sayısı ise ebedi hayata ait rakamlar ve sayıdır.

 

ŞEHİRDE DERVİŞ KALABİLMEK

 

Köyde derviş kalmak kolaydır önemli olan özünden bir şey kaybetmeden şehirde derviş kalabilmektir. Çünkü metropolit hayatın öne çıkarttığı televizyon, youtube, facebook gibi tek gözlü mecralar insanların maddi anlamda enerjilerini azaltırken, reklamlarda öne çıkan haramlar da manevi anlamda insanların enerjilerini tüketmektedir.

Peki bu kadar çok insanın bulunduğu bu metropolit hayatı ve mecraları onlara mı bırakacağız? Tabi ki hayır. Biz bu sosyal mecraları kullanarak tebliğ, irşad ve ihya faaliyetlerimize devam edecek, bize enerji veren helal gıdalarla enerjimizi yükseltecek, Allah’ımıza, eşlerimize, evladlarımıza, annelerimize, babalarımıza, kardeşlerimize, akrabalarımıza, dostlarımıza, kitaplara, toprağa ve güneşe daha fazla vakit ayıracağız.

Tanıdık tanımadık tüm insanlara iyilik yapacak böylece daha huzurlu ve daha mutlu olacağız. Alışverişlerimizi banka kartlarından değil de İslam’ın arkasında kapı gibi duran Türkiye’mizin motive olabilmesi için Türk Lirası’yla gerçekleştireceğiz.

 

YARATILIŞ

Kainat sayı ilmine göre nokta olan 0’dan, harf ilmine göre ise 1 olan noktadan mı başlamış ve yaratılmıştır? Bu ilk yaratılan ve ilk başlatılan nokta Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nuru mudur? İnsanlığın ilk atası olan, anlamı yokluk olan ve 0’ı ifade eden Hz.Adem’in kalp gözüne ya da epifiz bezine Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nuru mu nakşedilmiştir?

 

Fatiha Kur’an-ı Kerim’cede nokta rakamından başlıyor yani 0’dan ama Kur’an-ı Kerim’in 1.süresi yani Fatiha insanlığın özeti midir? İnsanlık 0 ile başlıyor 1’den yaratılıyor ve sonsuza doğru yol mu alıyor? Fatiha Kur’an-ı Kerim’cede nokta olan 0 rakamından başlıyor, Bakara 1.sayfadan başlıyor, Al-i İmran 49.sayfadan başlıyor. 1 ile 0’ın birleşiminden oluşan yani Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nuru ile Hz.Adem’in cisminin birleşiminden oluşan insanlık fani olan 49’luk zaman dilimi boyunca varlığına mı devam ediyor?

 

İnsanlık 1’den yaratılıp 1’in ölümüyle mi sona erecek? Yani Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nurundan yaratılıp son erkeğin ölümüyle mi sona erecek? Ya da insanlık 0’la başlayıp 0’lamı sona erecek? Yani Hz.Adem’in cismiyle başlayıp son kadının ölümüyle mi sona erecek?

 

1 İSLAM 2 TAOİZM 3 HRİSTİYANLIK

İslam tevhidi öne çıkartır. Bütün sayılar 1’den oluşur. İşte bunun için bütün dinlerde İlk insan olan Hz.Adem’in dini olan İslam’dan türemiştir.

Vahdet tevhide götürür. 1’de çatışma yoktur. 1’den oluşan bütün sayılar 1’in gücüne, hikmetine ve nuruna inanır ve güvenir.

İşte bunun için 1’in yönetttiği coğrafyada çatışma olmaz. Huzur ve sukunet hakim olur.

Her kafadan bir ses çıkmaz. Herkes fikrini söyler en sonunda 1’in değerlendirmesi ve karar vermesiyle sonuca ulaşılır. İşte bu yüzden İslam istikrarı öne çıkartır. Dengeyi getirir, adaleti yayar.

Bunun en güzel örneği de Osmanlı yönetim idaresinde 401 yıl huzur içinde yaşayan Kudüs şehridir.

Taoizm ise dualiteyi öne çıkartır. Karanlık ve aydınlık, soğuk ve sıcak gibi. Taoizm’de nadiren denge çoğu zamanda çatışma olur. Denge ancak ve ancak %50’ye %50 olduğunda olur.

Denge ilk din olan İslam yani başlangıç olduğunda gerçekleşmiştir. Artık bundan sonra bu dengenin gerçekleşmesi kainattaki bu kadar farklılığı hesaba kattığımızda mümkün gözükmemektedir.

Bu denge ancak bu dinin mensuplarının tekrardan İslam’ı seçmesiyle mümkün olabilecektir. İşte bunun için Taoizm’de de çatışma kaçınılmazdır.

Gelelim teslisi öne çıkartan Hristiyanlığa. Baba oğul kutsal ruha inanır. Ancak bir ailenin bireylerini oluşturan baba, anne ve evlad nasıl birbirleriyle bazen çatışıyorlarsa bu dinde de çatışma kaçınılmazdır. Bu dinin mensupları hangi tanrıya inanacağına ve güveneceğine karar veremez ve bu yüzden korkuya kapılırlar…

 

 

ONSUZ OLAMADIĞIMIZ, HAYATIMIZIN ANLAMI, AŞKIMIZ…

 

RABBİM

 

MANEVİ ANLAMDA SEVDİKLERİMİZ

 

DUA

ZİKİR

İMAN

İSLAMİYET

NAMAZ

KUR’AN-I KERİM

HZ.MUHAMMED (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM)

İYİLİK

İHLAS

HUZUR

MUTLULUK

CİHAD

HİDAYETE VESİLE OLMA

TEFEKKÜR

İLHAM

HİKMET

GÖZYAŞI

MEFKURE

SEVGİ

SAMİMİYET

DÜRÜSTLÜK

TEVAZU

FAZİLET

SAADET

İLİM

AKIL

TEKAMÜL

RUH

TASAVVUF

ALİM, SALİH, KAMİL VEYA KUTUBLARDAN VAAZ DİNLEME

EMR-İ Bİ’L MA’RUF NEHY-İ ANİL MÜNKER

TEBESSÜM

MUHABBET

ŞÜKRETME

KANAAT

SABIR

TEVEKKÜL

İFFET

EDEP

ANNE VE BABA DUASI ALMA

ZEKAT

SADAKA

SAHUR BEREKETİ VE İFTAR SEVİNCİ

SILA-YI RAHİM

İKRAM

UMRE VE HAC

 

MADDİ ANLAMDA SEVDİKLERİMİZ

 

ÖZGÜRLÜK

SIHHATLİ BİR ÖMÜR

ZAMANI EN VERİMLİ BİR ŞEKİLDE KULLANMA

REFAH

KADIN

YÜRÜYÜŞ

HAYAL KURMA

EVLAD

SEYAHAT

UFUK AÇICI PROGRAMLAR

KİTAP

MÜZİK

AKİT TV

YOUTUBE

FACEBOOK

YENİ ŞAFAK GAZETESİ

SATRANÇ

ARAŞTIRMA

KALİTELİ İNSANLARLA TANIŞMA

ETKİLEŞİM

ASTROLOJİ

KİŞİLİK VE KARAKTER ANALİZİ

KALİTE

KEŞFETME

DİNAMİZM

SİNERJİ

EŞİMLE MUHABBET ETME

EVLADLARIMLA OYUN OYNAMA

ANNEMİ VE BABAMI ZİYARET ETME

KARDEŞLERİMLE GÖRÜŞME SIKINTILARINI GİDERME

YAKINLARIMLA PİKNİK YAPMA

A HABER-24 TV-ÜLKE TV-TVNET

İLTİFAT ETME-İLTİFAT ALMA

VÜCUDUMU DİNLENDİRECEK KADAR UYKU

İSLAM’A UYAN TATİL

SICAK SU İLE DUŞ ALMA

 

 

ÖRNEK ALDIĞIMIZ MANEVİ ŞAHSİYETLER

 

HZ.MUHAMMED (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM)
HZ.İBRAHİM
HZ.MUSA
HZ.ÖMER
HZ.ALİ
HZ.İSA
HZ.DAVUD
HZ.İSMAİL
HIZIR ALEYHİSSELAM
HZ.SÜLEYMAN
HZ.HACER
HZ.HATİCE
HZ.MERYEM
HZ.FATMA
HZ.ASİYE
İMAM MATURİDİ
İMAM-I AZAM EBU HANİFE
MUHYİDDİN İBN-İ ARABİ
HOCA AHMED YESEVİ
HACI BAYRAM-I VELİ
HACI BEKTAŞ-İ VELİ
MEVLANA CELALEDDİN RUMİ
ŞEMS-İ TEBRİZİ
YUNUS EMRE
KUTUBLAR
KAMİLLER
SALİHLER
ALİMLER

 

SEVDİĞİMİZ COĞRAFYALAR

TÜRKİYE
İSTANBUL
HİCAZ
ANKARA
BURSA
ÇANAKKALE
ERZURUM
SAKARYA
KAHRAMANMARAŞ
MALATYA
ADIYAMAN
KONYA
ŞANLIURFA
ELAZIĞ
KAYSERİ
SİVAS
FİLİSTİN
AZERBAYCAN
MAVERAÜNNEHİR DEVLETLERİ
PAKİSTAN
HİNDİSTAN
ENDONEZYA
BOSNA HERSEK
KATAR
SUDAN
SOMALİ
IRAK
SURİYE
KUVEYT
YEMEN
MISIR
LİBYA
İRAN
VENEZUELA
ETİYOPYA
NİJERYA
TUNUS
ÜRDÜN
SUUDİ ARABİSTAN
BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ
RUSYA FEDERASYONU
ÇİN HALK CUMHURİYETİ

 

SEVDİĞİMİZ TARİHİ ŞAHSİYETLER

FATİH SULTAN MEHMED HAN

ALPARSLAN

OSMAN BEY

YAVUZ SULTAN SELİM HAN

2.ABDULHAMİD HAN

SELAHADDİN EYYUBİ

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN

MURAD HÜDAVENDİGAR

2.MURAD

SULTAN ABDULAZİZ

TARIK BİN ZİYAD

ÖMER BİN ABDULAZİZ

 

SEVDİĞİMİZ TAAMLAR

 

ET YEMEKLERİ

ÇAY

SALATA

SOĞUĞA YAKIN SU

FIRIN YEMEKLERİ

KARPUZ

SEBZE YEMEKLERİ

GÜLLAÇ

BAKLAVA

SÜT

 

SEVDİĞİMİZ YUMUŞAK GÜÇ UNSURLARI

 

İSTANBUL’UMUZ

OSMANLIDAN VE SELÇUKLUDAN KALAN HATIRALARIMIZ, MİRASIMIZ VE TECRÜBELERİMİZ

TBMM’NİN ŞAHSİ MANEVİSİNDE MÜNDEMİÇ OLAN HİLAFET MAKAMIMIZ

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATIMIZ

UFUK AÇAN DÜŞÜNCE KURULUŞLARIMIZ

KÜLTÜR ELÇİLERİMİZ

MAARİF VAKFIMIZ

TÜRKİYE DİYANET VAKFIMIZ

TİKA

TÜRK HAVA YOLLARI

TRT WORLD

A NEWS

MEDENİYETİMİZİN ADALETİNİ VE HİKMETİNİ ÖNE ÇIKARTAN YAPIMLARIMIZ, DİZİLERİMİZ, FİLMLERİMİZ

UFUK AÇAN TELEVİZYON KANALLARIMIZ

UFUK AÇAN KİTAPLARIMIZ

UFUK AÇAN GAZETELERİMİZ

UFUK AÇAN WEB SİTELERİMİZ

UFUK AÇAN YOUTUBE KANALLARIMIZ

UFUK AÇAN FACEBOOK HESAPLARIMIZ

İNSAN MERKEZLİ BÜYÜKELÇİLİKLERİMİZ

DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER KURULUMUZ

TÜRKİYE İHRACATÇILAR MECLİSİMİZ

DARÜŞŞAFAKA

YEŞİLAY

İLİM YAYMA CEMİYETİMİZ

TÜRGEV

ENSAR VAKFIMIZ

İDDEF

ANADOLU AJANSIMIZ

MÜSİAD

YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞIMIZ

YUNUS EMRE ENSTİTÜMÜZ

AFAD

YERYÜZÜ DOKTORLARI

İHH

KIZILAY

DARÜLACEZE

DENİZ FENERİ

SADAKA TAŞI

VERENEL

MAZLUMDER

KARDEŞ ELİ

CANSUYU

HİRANUR DERNEĞİ

MİRASIMIZ DERNEĞİ

POPÜLER OLMAYAN DİĞER YARDIM KURULUŞLARIMIZ

OKÇULAR VAKFIMIZ

DİKKATİMİZİ ÇEKMEYEN DİĞER TÜM MÜESSESELERİMİZ

 

HÜKÜMRANLIĞA GİDEN YOL

 

ALLAH’IMIZIN İZNİ, LÜTFU VE İNAYETİ

ALDIĞIMIZ DUALAR

İYİLİK OFİSİMİZ

DÜNYAYI CENNETE BENZETMEYE VAR MISIN ADLI KİTABIMIZ

İLM-İ LEDÜN

POTANSİYELİMİZ

TEŞKİLATLANMA

ETKİLEŞİM SAYESİNDE OLUŞTURDUĞUMUZ SİNERJİ

DEĞİŞİM SAYESİNDE OLUŞTURDUĞUMUZ DİNAMİZM

AKTİF KULAK AKTİF EYLEM

PROBLEM ÇÖZME

CESARET

ŞECAAT

ASALET

BELAGATIMIZI GELİŞTİRME

ADALET

FERASET

BASİRET

DİRAYET

METANET

RİYASET

 

ÖNEM VERDİĞİMİZ COĞRAFYALAR

 

ÇİN

HİNDİSTAN

SAHRA ALTI AFRİKA

ABD

GÜNEY AMERİKA

MEKSİKA

RUSYA

JAPONYA

ALMANYA

İNGİLTERE

FRANSA

İTALYA

İSPANYA

KORE

 

ÖNEM VERDİĞİMİZ ŞEHİRLER

İSTANBUL

İZMİR

ANKARA

TEKİRDAĞ

AYDIN

MUĞLA

ANTALYA

ESKİŞEHİR

ÇANAKKALE

ADANA

MERSİN

HATAY

DİYARBAKIR

MARDİN

VAN

BURSA

KOCAELİ

BALIKESİR

MANİSA

DENİZLİ

SAMSUN

TRABZON

ORDU

GAZİANTEP

 

 

İHLAS EKONOMİSİ

 

Kapitalist sistem parayı kutsarken ihlas ekonomisi sisteminde ise asıl amaç insanlığın ve Allah’ımızın rızasını kazanmak olacaktır. Üç esnaf düşünelim berber, terzi ve lastik tamircisi. Bu üç esnaf satmış oldukları ürünleri yada yapmış oldukları hizmetleri birbirlerine maliyet fiyatı üzerinden sattıkları ya da yaptıkları takdirde herkes birbirinin istek ve ihtiyacını ucuz yoldan karşılayacak, ürün ve hizmetlerin daha çok üretilip daha çok tüketildiğine şahit olacak, insanlığın refahı ve bereketi artacak, 10 para ile 10 iş yapılırken 1 para ile 10 iş yapılacaktır.

Esnaflar ve KOBİ’ler olarak başlatılacak bu sistemi devletlerde kendi aralarında başlatabilirler. Örneğin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN açacak telefonu ABD Başkanı Donald TRUMP’a biz Türkiye olarak size maliyet fiyatı üzerinden zeytinyağı gönderiyoruz siz de mümkünse bize maliyet fiyatı üzerinden Apple cep telefonu gönderin veya Rusya Başkanı Vladimir PUTİN açacak telefonu Almanya Başbakanı Angela MERKEL’e biz Rusya olarak size maliyet fiyatı üzerinden doğalgaz gönderiyoruz siz de mümkünse bize maliyet fiyatı üzerinden Mercedes gönderin veyahut Çin Başkanı Xi Jinping açacak telefonu Hindistan Başbakanı Narendra MODİ’ye biz Çin olarak size maliyet fiyatı üzerinden ayakkabı gönderiyoruz siz de mümkünse bize maliyet fiyatı üzerinden bilişim ekipmanı ve bilgisini gönderin yine aynı şekilde Kamerun Başkanı Paul BİYA açacak telefonu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel MACRON’a biz Kamerun olarak size maliyet fiyatı üzerinden ananas gönderiyoruz siz de mümkünse bize maliyet fiyatı üzerinden su kuyusu açın velhasıl hangi ülke hangi konuda öne çıkıyorsa bu iş, ürün, hizmet, fikir, bilgi, enerji, kaynak, başarı ve faydalar Allah’ımızın rızası doğrultusunda maliyet fiyatı üzerinden birbirleriyle takas edilebilir.

 

İYİLİK HALKALARI

 

Receb, Tayyib ve Erdoğan adında üç insan düşünelim. Receb çiftçi, Tayyib çoban, Erdoğan ise sondaj teknisyeni olsun. Receb; Tayyib’e desin ki biz tarlalarımızda ürettiğimiz organik gıdalardan size ömür boyu ihtiyacınız kadarını veririz, siz küçükbaş, büyükbaş ve kümes hayvanlarınızdan bize ihtiyacımız kadarını verir misiniz?

 

Yine aynı şekilde Receb Erdoğan’a diyecek ki biz arazilerimizde ürettiğimiz organik gıdalardan size ihtiyacınız kadarını veririz ancak sizde bizim arazilerimize sondaj vurabilir misiniz? Yine aynı şekilde Erdoğan Tayyib’e diyecekki hayvanlarınızın su ihtiyacını karşılamak için ağıl ve kümeslerinize yakın bir konuma sondaj vurabiliriz, siz ihtiyacımız kadar küçükbaş, büyükbaş ve kümes hayvanlarını bize ikram edebilir misiniz?

 

Bu örneklerin sayısını olabildiğince arttırmak pekala mümkündür. Çünkü bu örneklerin sayısı çoğaldıkça çiftçi, çoban ve sondaj teknisyeni arasında olan bağ genişleyecek bu bağa kamyon şoförü, tohum sağlayıcısı, süt dağıtıcısı, gübre vericisi, doktor, öğretmen, dekorasyon ustası, müteahhit velhasıl toplumun bütün kesimlerinden insanlar dahil olacak insanlık iyiliğin mutluluğuna şahit olacak, tadına bakacaktır. İnsanlarımızın sadece ihtiyacı kadarını birbirlerinden istemesi ve bilinçli tüketimleri sayesinde dünya değişecek ve güzelleşecektir.

 

RAHMETİ GAZABINDAN KAT BE KAT ÜSTÜ ALLAH’IMIZ

Rabbim kötü de olsa iyi de olsa bütün insanlar Senin yarattıkların. Kötü annesinden, babasından ve yakınlarından sevgi göremediği için belki kötü oldu. Çevresi tarafından aldatıldığı için belki kötü oldu. Allah’ım, canımdan daha çok sevdiğim Allah’ım… Bir annenin evladına olan şefkatinden, rahmet ve merhametinden kat be kat üstü kullarına şefkati, rahmet ve merhameti olan Allah’ım. Biliyorum ki senin rahmetin gazabından kat be kat üstündür. Rahman ve Rahim olan yüce adın Sana inanmayanları sırf Sen yarattığından dolayı cehennemde yakmaya murad eder mi? Senin adaletine söz söylemek belki haddimize değil ama Rabbim ne olur kötüleri azabınla cezalandırma onlara bir ceza vereceksen ödüllerini onlara daha az vererek ceza ver. Şüphesiz ki Sen hem Rahman hem de Rahimsin.

 

0110 SİSTEMİ

 

Hz. İsa 0’ı temsil ettiği için midir zaman onu 0 olarak kabul edip ondan önceye milattan önce ve ondan sonraya milattan sonra demiştir? Allah’ımız Kur’an-ı Kerim’de Hz.İsa’nın durumu Hz.Adem’in durumu gibidir diye bahseder. Hz.Adem yokluktan geldiğine göre ve yokluk 0’ı temsil ettiğine göre Hz.İsa’da 0’ı mı temsil ediyor? 0’ı temsil eden ve erkek olan Hz.Adem’den 0 olan ilk kadın Hz.Havva mı yaratıldı? Yine aynı şekilde kadın olan ve 0’ı temsil eden Hz.Meryem’den 0 olan erkek Hz.İsa mı yaratıldı?

 

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nuru ehl-i beytinden taşına taşına Hz.Mehdi’ye mi ulaşmaktadır? İşte bu yüzden Hz.Mehdi 1’imi temsil etmektedir? 1’i temsil eden Hz.Mehdi’nin sağında bulunan yani Hz.Mehdi’ye destek olan ve 0’ı temsil eden Hz.İsa bir anda İslam’ın yayılışını ve İslam’ın yükselişini 10, 100, 1000, milyon ve hatta milyarlara ulaştırabilir mi?

 

0’ın başlangıcı Hz.Adem iken 0’ın sonu Hz.İsa’mıdır. Yine aynı şekilde 1’in başlangıcı Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iken 1’in sonu Hz.Mehdi midir?

 

490000 yıl olarak varlığını düşündüğümüz ve binary sisteme göre 0110 olan bu sistemde baştaki 01 Hz.Adem ile Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iken sondaki 10 ise Hz.Mehdi ve Hz.İsa’mıdır? Hz.Mehdi 10 olan binary sistemde önceliği 0’a göre değilde 1’e göre yani denetim ve yargıya göre değilde istikrar ve yürütmeye ağırlık vererek mi insanlığı organize edecektir? Hz.Mehdi faaliyetlerine devam ederken ona yardımcı olacak olan Hz.İsa denetim ve kontrol vazifesini mi yürütecektir?

 

KATI-SIVI-GAZ

Toplumu ve piyasayı şöyle bir düşünün. Herşey kalıba dökülmüş. Bir su alıyorsun bir kalıp içinde. Bir peynir alıyorsun o da bir kalıp içerisinde. O su özgür olamadığı için pet şişenin içerisinde kötülük biriktiriyor, peynir ise daha uzun ömürlü olabilmek için hastalık biriktiriyor. Şöyle yapılan binalara bir bakın. Onlarda bir kalıp içerisinde, yani maneviyatı temsil eden sıvı ve gaz bu modern dünyada maddiyatı temsil eden katıya dönüşmüş. Gıdalar katı, nesneler katı, insanlar katı…

Katıyı şöyle bir düşünün katının en yakın iki noktasını bile birbirleriyle buluşturmak o kadar zor ki çünkü o bir katı aynen gökdelenlerde ve koca koca binalarda karşı karşıya ya da yan yana komşu olan insanların birbirleriyle buluşamaması gibi. Oysa sıvı ve gazın en uzak iki noktası bile bir yolunu bulur birbirleriyle görüşür. İşte bu kapsamda yeni dünya düzeni katının yumuşayıp sıvı ve gaza dönüşeceği bir düzen yani maddiyat olmakla birlikte asıl maneviyatın öne çıkacağı bir düzen olacaktır.

HARF VE RAKAM İNSANLARI 

Harfleri ve rakamları iyi anlayın. Rakam insanları hesabi olur. Harf insanları ise hasbi olur. Rakam insanları aklı öne çıkartır, maddiyat bu insanlar için daha önemlidir. Harf insanları ise kalbi öne çıkartır, sevgi ve muhabbet aşılarlar. Rakam insanları 10 rakamla sınırlıdır. 7’lik sistem ya da 10’luk sistem gibi sistem bazlı çalıştıklarından şekilcidirler. Harf insanları ise 28, harfle sınırsız, gelişigüzel ve serbest çalıştıklarından doğaldırlar. İki veya daha üstü rakamın birleşiminden oluşan sayı net olarak bilinir ve keskindir. İki veya daha üstü harfin birleşiminden oluşan kelimeler ise hiç beklenmedik etkiler oluşturabilir yani harfler sürprizcidir.

İşte bu kapsamda devletimiz insanları kurumlara, organizasyonlara, bakanlıklara, belediyelere, kuruluşlara, teşkilatlara, bürokrasiye, akademiye, askeriyeye yönlendirirken teknokratik işlere rakam insanlarını, halkın gönlüne girmesi gereken belediye, sosyoloji, sivil toplum gibi işlere harf insanlarını yönlendirebilir….Her ikisiyle alakalı işlere ise hem harfi hemde rakamı iyi kullanan insanları yönlendirebilir…

UHREVİ VE DÜNYEVİ ANLAMDA SEVDİĞİMİZ VE YARARLANDIĞIMIZ İNSANLAR

 

UHREVİ

 

Hakan Yılmaz ÇEBİ

Ömer ÇELAKIL

Mehmet Ali BULUT

Şevki YILMAZ

Ahmet DOĞAN Hocaefendi

Serhad Ahmed TAN

Hamza YARDIMCIOĞLU

Mahmud Erol KILIÇ

Sinan CANAN

Ali Selman DEMİRBAĞ

Mim Kemal ÖKE

Yusuf KAPLAN

 

 

DÜNYEVİ

 

Abdullah ÇİFTÇİ

Ertan ÖZYİĞİT

Mehmet Hakan SAĞLAM

Mete YARAR

Murat FERMAN

Muhammed Taha GERGERLİOĞLU

Mehmet Seyfettin EROL

Halil MERT

Murat AKAN

Murat Bahadır AKKOYUNLU

Ahmet ZENGİN

İsmail TOKALAK

Anıl ÇEÇEN

Ramazan Kağan KURTOĞLU

Yalçın KOÇAK

Ebubekir SOFUOĞLU

Coşkun BAŞBUĞ

Mesut Hakkı CAŞIN

Canan KARATAY

 

SEVDİĞİMİZ VE YARARLANDIĞIMIZ TELEVİZYON PROGRAMLARI

 

HER AÇIDAN                                      BEYAZ TV

NE VAR NE YOK                                BEYAZ TV

KAYITDIŞI                                           24 TV

MİLLİ DİRİLİŞ                                     AKİT TV

YAZ-BOZ                                            A HABER

SEBEP-SONUÇ                                  BENGÜTÜRK TV

VİZYON                                              AKİT TV

BÜYÜTEÇ                                           TVNET

 

SEVDİĞİMİZ VE YARARLANDIĞIMIZ DİZİLER

Diriliş Ertuğrul

Kuruluş Osman

 

SEVDİĞİMİZ VE YARARLANDIĞIMIZ YOUTUBE KANALLARI

 

GERÇEKLER TV

Bumin Kağan

TUNCER-Gizem Avcısı

KARA KUTU

Canten Kaya

Hoop Dedik

Kıyam

 

SEVDİĞİMİZ VE YARARLANDIĞIMIZ MEDYA MENSUPLARI

 

İbrahim KARAGÜL

Ergun DİLER

Batuhan YAŞAR

Serdar ARSEVEN

Kerem ALKİN

Sevil NURİYEVA

 

SEVDİĞİMİZ VE YARARLANDIĞIMIZ KİTAPLAR VE YAZARLARI

KALBİN TEMİZSE HİKAYEN MUTLU BİTER – HAKAN MENGÜÇ

PAYİDAR – ŞEVKİ KARABEKİROĞLU

TÜRK HÜKÜMDARLIK SANATI – ERKAN GÖKSU

NARKOZ – METE GÜNDOĞAN

BARONLAR – AHMET HAN

KUŞATMA – MUSTAFA GÜLDAĞI

HEYET – HALİL YAŞAR KOLLU

ÇERİ-1 – GÖKHAN ÇAYIRLI

 

 

Allah’ım aydınlığın karanlığa hakim olabilmesi için televizyonlarda, gazetelerde, kitaplarda ve internette yanlışlarımızı ve eksikliklerimizi anlatan ve hatırlatan ya da anlatacakları olay ve hususları akıcı bir üslupla anlatıp insanlarımızı aydınlatan böyle insanların, programların, kanalların ve kitapların sayılarını, ilimlerini, sıhhatlerini ve ömürlerini bereketlendir ki insanlık hakikate daha kolay ulaşsın ve uyansın…

 

ALTIN ÇAĞ 

İnsanlık erkekliği temsil eden 1 ve kadınlığı temsil eden 0’ın birleşiminden meydana geldi, üredi, çoğaldı ve bu zamana ulaştı. Yaratıldığından bu yana bunca yıllar çalıştı, çabaladı. Gah bebek ve çocuk oldu, gah ergenliğe ulaştı, gah öğrenci oldu, gah bir işe girişti, gah askerlik yaptı, gah evlendi, gah çocukları oldu, gah yaşlandı. En sonunda ölecek ve ebediyete ulaşacak. Kainatın yaratıldığı andan kıyametin yaşanacağı ana kadarki olan süreyi 1 güne benzetirseniz bu zamana kadar yaşananları insanlığın varlığını sürdürebilmesi için yaptığı bütün güvenlik, mutluluk ve geçim çabaları olarak düşünebilirsiniz. Hz.Adem’in sulbü ile Hz.Havva’nın rahminin birleşiminden oluşan bütün erkekler ve kadınlar 1 günün sonunda bütün işlerini tamamlayıp eve ulaştılar.

Evde akşam yemeği pişti tüm erkekler ve kadınlar bu yemeği yedikten sonra evlatlarını uyutup yatağa geçecek ve birlikte sevişip mutlu sona ulaşacaklar. İşte şu an insanlığın sürüklendiği yeni dünya düzeni bu mutlu sona ulaşmak için yapılan tüm girişim ve açılımları kapsamaktadır. Erkeklerin ve kadınların yatağa girdikten sonra yaşayacakları bu mutlu son yada diğer bir ifadeyle altın çağ; insanlığın Hz.Adem’den başlayıp yani 0’dan başlayarak saydığımız 6 gününü kapsayan 49000 yıl olarak varlığını düşündüğümüz 1 günün Hz.İsa ile bitecek olan ve üç asır olarak tahmin ettiğimiz ya da Allah’ımızın takdir ettiği kadarki yılları kapsayacak 6 saniyesini ifade ediyor. Şu an dünyanın sürüklendiği yeni dünya düzenine geçiş aşaması bu 6 saniyenin 0.saniyesini insanlığa yaşatmakta olup bu 0.saniye insanlığı altın çağa yaklaştırmak için yapılan icraatları ifade etmektedir.

Biz öyle inanıyoruz ki Fetih Süresindeki 29.ayet 2029 yılında altın çağın başlayacağını ve 2329 yılının bitiminde ise altın çağın biteceğini veriyor olabilir. En doğrusunu Allah’ımız bilir. 36 6×6 iken yani sonun karesi yani dünyaya ait olanın sonu iken 49 7×7 yani ahirete ait olanın başıdır. 36×49 ise hicri 1764’e tekabül eder. Hicri 1764 miladi 2333’e tekabül eder. Zaten 36.süre olan Yasin Süresinin 49.ayetinde de Sur’a üflenmesinden bahsediliyor.

Biz öyle inanıyoruz ki bu üç asrın büyük bir bölümü hem hidayet hem adalet hem de bereket açısından muhteşem olurken bu üç asrın sonlarına doğru Müslümanların sayısı azalacak, adaletin aksaması istikrarı bozacak, karmaşanın artması bereketi azaltacak ve insanlık bu üç asrın büyük bir bölümünde yaz mevsimini, sonlara doğru hazan dönemini ve Müslümanların sayısının azalmasıyla yaşanılacak olan Melhame-i Kübra savaşından sonra ise kış mevsimini yaşayacaktır. Bu altın çağın sonlarına doğru erkekler ve kadınlar yavaş yavaş kirlenmeye başlayacak, temizlenmek için duş alacaklar ya da bir başka ifadeyle Allah’ımız bir felaket neticesinde tüm yüreği temiz olan erkekleri ve kadınları suhuletle kendi yanına çekip ödüllendirecek ve ardından yaşanacak olan kıyametle insanlık yatağa girip derin bir uykuya dalacaktır.

Bu altın çağı yaşayabilmek için insanlığın kilit taşı pozisyonundaki Türkiye’ye çok büyük görevler düşüyor ve Türkiye’nin sapasağlam ayakta durması gerekiyor. Türkiye’nin sapasağlam ayakta durabilmesi içinde askeriye, ekonomi, sosyoloji ve siyaset alanlarında ülkenin başında bulunan kurum ve insanların güçlü bir irade sergileyebilmeleri ve insanlarımızın şuurlu, değerlerine bağlı, kendini yetiştirmiş, geleceğe umut ve güvenle bakan bir anlayışa kavuşturulması gerekiyor. Şunu unutmayın dünyada haksızlığa uğrayanlar, yiyecek bulamadığı için açlıkla kıvrananlar, bir esir gibi tüm hayatını mesaiye adayanlar 180 derece kollarını açmış hasretle ve özlemle insanlığa altın çağı yaşatacak olan insanlarımızı beklemektedir.

 

NOKTA SIFIR VE SONSUZ

0 noktanın etrafında dönerken 0’dan etkilenenler sonsuzu mu oluşturur? Nokta varlık, 0 hiçlik, sonsuz ise varlık ile hiçlik arasında olan herşey midir? 0 feyzini noktadan alırken, sonsuza mı yayar? 0 etrafındakilerle aynı zamanda sonsuz mudur? 0 varlığa yaklaştıkça noktaya, yokluğa yaklaştıkça sonsuza mı dönüşür?

 

MİLLET Mİ DEVLET Mİ

Millet araba devlet arabayı yürüten iradedir. Araba ne kadar büyük ve kuvvetli olursa olsun arabayı yürüten iradeye tabidir. Bütün mesele iyi, hayırlı ve becerikli bir adamın arabayı sürmesi için kaptanlık koltuğuna oturtulmasıdır. Şunu unutmayın ki at sahibine göre kişner. Modeli ve kabiliyeti düşük bir araba bile usta bir kaptanın riyasetinde daha lüks arabalara nal toplatabilir…

 

PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ.MUHAMMED’İN (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) ESMA YORUMU

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) esması 92’dir.

0’ın karesi+1’in karesi+2’nin karesi+3’ün karesi+4’ün karesi+5’in karesi+6’nın karesi = 92 eder.

0’ın karesi : Hz.Adem’in kalp gözüne (epifiz bezine) nakşedilen Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nuru.

1’in karesi : Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 20 Nisan 571’de dünyaya teşrif etmesi.

2’nin karesi : Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hz.Hatice validemizle evlenip 1’ken 2 olmaları.

3’ün karesi : Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisi, damadı İmamımız Hz.Ali ve kızı Hz.Fatıma ile oluşan, Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin’den devam eden Ehl-i Beyt.

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) reis üstte ona ittiba eden Hz.Hatice ve Hz.Fatıma altta, yine aynı şekilde İmamımız Hz.Ali reis altta ona ittiba eden Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin üstte.

Yani nun harfi ile be harfinin noktaları Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile İmamımız Hz.Ali, eğik çizgiler ise Hz.Hatice, Hz.Fatıma, Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin’dir.

Nun son Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Peygamberlerin sonuncusu. Be Bismillahirrahmanirrahim’den dolayı başlangıç Hz.Ali İmamların başı.

Nun’un sayısal değeri 50’dir. Shemitah döngüsünü ifade eden 49’u 0’da dahil ederek saydığımızda 50 eder. Biz kainatın sonunun 49 ile alakalı olduğunu düşünmekteyiz.

4’ün karesi : Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaşıyorken yapmış oldukları mekan yolculukları.

5’in karesi : Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaşıyorken yapmış oldukları zaman yolculukları.

6’nın karesi : Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Miraç’ta Allah’ımızı görüp yok olmayı yaşaması ya da  Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat edip Hakk’a yürümesi

 

İNSANİ FİNANS

Para çekme, para yatırma, kart, kuracağımız bir eft sistemi sayesinde bir başkasına para transferi, fatura tahsilatı, online ödemeler gibi sistemlerin olacağı insani finansı devreye sokabilmek için arkamıza devletimizin gücünü alacak, faiz ile insanlığı sömüren finansal kurumları birer birer pasifize edeceğiz.

İşte bu kapsamda kazançlarımızın bir bölümünü kurduğumuz insani finansa aktarıyoruz. Ofisimize başvuran dürüst insanlara borç olarak verdiğimiz parada vadeyi olabildiğince kısa bir sürede tutup para sirkülasyonunu hızlandırıyor ve daha çok dürüst insanı bu imkandan faydalandırıyoruz.

İşte bu kapsamda kamu görevlilerimize, sivil toplum müntesiplerimize, belediyelerdeki çalışanlarımıza, partilerimizin mensuplarına, diplomasimize, askeriyemize, bürokrasimize, akademimize, medyamıza, işçilerimize, çiftçilerimize, emeklilerimize, müteşebbislerimize, alicenap insanlarımıza ve çevremizden nazımızın geçeceği tüm insanlara sesleniyorum. Paranın esaretinden kurtulmak için gelin paranızı bize esir olarak verin kapitalist sistemi önce esarete sonra ise yokluğa mahkum edelim.

Gelirlerinizden evinizi geçindirecek kadar ailenize pay ayırın geriye kalan paralarınızla insani finansı destekleyin bu sayede daha çok insanın bu imkandan faydalanmasına vesile olun. Çünkü bankalar ve kapitalist sistem insanlığı sömürmektedir. Bu sömürü sistemine dur demek için insani finansı kuruyor ve faaliyetlerimize başlıyoruz.

Bizden borç alacak insanlara sesleniyorum çok halis niyetlerle başladığımız bu işe sahtekarlık ve düzenbazlık niyetiyle başvurursanız ne bu dünyada ne de ahirette iflah olmazsınız. Gelin ihtiyaçlarınız için bizden borç isteyin size verelim. Samimiyetimizi ve halis niyetimizi araştırmak isterseniz kitabımızı okumanız, web sitemize bakmanız, facebook sayfamızı incelemeniz, iyilik ofisimizi ziyaret etmeniz ve bizimle tanışmanız yeterlidir.

Allah’ımızın izniyle insani finanstaki bu paralar ilk başta damla ile başlayıp sonra göle ve okyanusa dönüşecek. Göle ve okyanusa dönüşürken ilk aşamada küçük paralarla insanlara borç verilirken sonrasında daha büyük paralarla borç verilecektir.

İnsani finansa ödünç olarak yatırılan paralar hiç kimsenin olmayacak bu paralar para ortadan kalkıp Eşref-i Mahlukat İmparatorluğu kurulana kadar İttihad-ı İslam’ın olacaktır.

İnsani finansa mevduat olarak yatırılan paralar ise istenildiği zaman faizsiz olarak yatıran kişiye geri ödenecektir.

Öyle inanıyoruz ki insani finansın masrafsız ve faizsiz bu hizmetini kullandıktan sonra işlerini halleden ve işlerini büyüten insanlar bu insani finansı maddi imkanlarıyla destekleyip başka insanların da ihtiyaçlarının karşılanmasına vesile olacaklardır.

PAKETLİ GIDALAR YA ZARARLI YA DA HARAM OLAN İÇERİKLERDEN OLUŞUYOR.

Boğazımızdan geçen gıdalar haram olan içeriklerden oluşuyorsa bu bizi zaman içerisinde İslam’a ve Allah’ımıza karşı soğutuyor. Ezan okunur okunmaz namaz eda edeceğimiz yerde bu haramlar ibadetlerimizi geciktiriyor, bizi salih amellerden uzaklaştırıyor. Lezzeti bize hoş gösterilen paketli gıdalar sağlığımıza zarar veriyor. İşte bunun için E serilerinden, glukoz-fruktoz şurubundan, emülgatörden, gazlı içeceklerden ne kadar uzak durursak Allah’ımıza ve onun ipi olan İslam’a o kadar yakınlaşırız.

 

PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ.MUHAMMED (SAV)’İN ESMASI VE BURCU

MUHAMMED EBCED DEĞERİ :   Mim şeddeli sayılmazsa 92 mim şeddeli sayılırsa 132

ANNESİ AMİNE’NİN EBCED DEĞERİ : 96

DOĞUM TARİHİ : 20.04.571 = 2+0+0+4+5+7+1 = 19

 

92’ye en yakın esma AZİZ : 94  MELİK : 90  HALİM : 88  BEDİ : 86

132’ye en yakın esma SELAM : 131  SAMED : 134 LATİF : 129  MU’MİN : 137   VASİ : 137

 

AZİZ : İzzet, azamet, şeref ve onur sahibi, daima galip gelen.

MELİK : Bütün kainatın gerçek sahibi ve tek hükümdarı.

HALİM : Yumuşak davranan, acele ve kızgınlık ile muamele etmeyen.

BEDİ : Hayret verici şeyleri yaratan, yoktan var eden, icat eden.

 

SELAM : Selam, emniyet, güven ve esenlik sahibi.

SAMED : Her şey kendisine muhtaç fakat kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan.

LATİF : Lütuf ve ihsan sahibi

MU’MİN : Her türlü korkudan kurtarıp güvenliğe kavuşturan eman ve emniyet sahibi

VASİ : Nimeti, ilmi, rahmeti, kudreti afv ve mağfireti bol olan.

 

92+96+19 = 207

132+96+19 = 247

 

207’ye en yakın esma CEBBAR : 206

247’ye en yakın esma NUR : 256

 

CEBBAR : Emrine karşı konulmayan, istediğini yaptıran, gücü ve kuvveti sınır tanımayan.

NUR : Aydınlatan, yol gösteren, nurlandıran

 

Burcu: Koç

 

MURAD İSMİMİZİN ESMASI VE BURÇLARIMIZ

 

MURAD EBCED DEĞERİ : 245

SAFİNAZ ANNEMİZİN EBCED DEĞERİ : 239

DOĞUM TARİHİMİZ : 20.04.1979 = 2+0+0+4+1+9+7+9 = 32 (Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed ((Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile aynı gün doğduk.)

 

245’e en yakın esmalar NUR = 256 KEBİR = 232 RAHİM = 258

 

NUR: Aydınlatan, yol gösteren, nurlandıran

KEBİR: Şanı ve büyüklüğünün hudutu olmayan

RAHİM: Rahmet, merhamet ve şefkat eden

 

49×5=245 49 kainattaki en sihirli sayıdır. 7 kat yer ile 7 kat göğün çarpımından 49 doğar. Al-i İmran süresi 49.sayfadan başlar. Fatiha, Bakara ve Al-i İmran süreleri shemitah döngüsünü oluşturur. Biz öyle inanıyoruz ki Fatiha’nın kendisi, başladığı sayfa ve ayet sayısı Hz.Adem’in cismi ile Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nurunun birleşiminden oluşan insanı temsil eder. Bakara Süresinin sayfa sayısı ile ayet sayısı insanlığın ömrünü ve tekamülünü temsil eder.

 

5 ise zamanın rakamıdır. 5 vakit namaz bir günü ve bir ömrü temsil eder. Sabah namazı ana rahmi, bebeklik, çocukluk, öğle namazı gençlik, ikindi namazı yetişkinlik, akşam namazı yaşlılık, yatsı namazı mezarlık. Elde bulunan 5 parmak ve avuç içi bize ömrümüz boyunca yaptıklarımızdan ve yapacaklarımızdan haber verir. 5 numaralı bor elementini iyi anlarsak zamanı hızlandırabilir ya da yavaşlatabiliriz.

 

245+239+32= 516

516’ya en yakın esma : REŞİD = 514

 

REŞİD: İrşad eden, doğru yolu gösteren. (Aynaya Hakk’ın yansıması ya da floresana elektriğin verilmesi için dua ediyor, dua bekliyor)

 

Kur’an-ı Kerim’de bulunan ve 49.süre olan Hucurat Süresinin başlangıç sayfası 514 bitiş sayfası ise 516’dır.

 

Burcumuz: Koç

Yükselen Burcumuz: Arslan

Alçalan Burcumuz : Kova

 

OĞLUMUZ MUHAMMED ALİ’NİN ESMASI VE BURÇLARI

MUHAMMED ALİ EBCED DEĞERİ : Mim şeddeli sayılmazsa 92+110=202 mim şeddeli sayılırsa 132+110 = 242

ANNESİ ÖZLEM’İN EBCED DEĞERİ : 84

DOĞUM TARİHİ : 26.06.2019 = 2+6+0+6+2+0+1+9  = 26

 

202’ye en yakın esma BERR = 202  NAFİ = 201

242’ye en yakın esma KEBİR = 232  NUR = 256  RAHİM = 258

 

BERR: İyiliği, lütfu, ikramı ve ihsanı bol olan

NAFİ: Fayda sağlayan, faydalı şeyleri yaratan

 

KEBİR: Şanı ve büyüklüğünün hudutu olmayan

NUR: Aydınlatan, yol gösteren, nurlandıran

RAHİM: Rahmet, merhamet ve şefkat eden

 

 

202+84+26=312

242+84+26= 352

 

312’ye en yakın esma RAKİB = 312

352’ye en yakın esma: RAFİ = 351

 

RAKİB: Gözetleyip denetleyen, kontrol eden.

RAFİ: Yücelten, yükselten, şereflendiren.

 

Burcu : Yengeç

Yükselen Burcu : Terazi

Alçalan Burcu : Koç

 

YATAY MİMARİ

Dikey yapılaşma demek daha çok insan demek daha çok araba demek ve şehir merkezine yada dikey yapılaşmanın bulunduğu bölgeye daha çok aracın girmesi demektir. Dikey yapılaşma demek araç otoparkında sorun demektir. Dikey yapılaşma demek kibir ve büyüklenme demektir, tabiattan uzaklaşma demektir. İnsanların arasında bulunup insanlardan kopma demektir. Dikey yapılaşma demek insanlara ulaşan güneş ışığını engellemek, karanlığı aydınlığa tercih etmek demektir.

 

İşte bu kapsamda devletimiz mimari politikalarında; gelişmekte olan bölgelere İslam, Selçuklu ve Osmanlı mimarisine uygun bir şekilde yatay mimarileri teşvik ederse şehrin merkezindeki insan ve araç trafiği gelişmekte olan bölgelere kaydırılır ve böylece hem trafikte hem de sosyolojide yaşanacak olan problemler yok edilmiş olur.

İNCİR VE ZEYTİN

Allah’ımız Kur’an-ı Kerim’de andolsun incire ve zeytine diyor. Acaba zeytinin çekirdeği yumurta ve zeytinin kendisi yumurtalık olabilir mi? Yine aynı şekilde incirin nokta şeklindeki çekirdekleri milyonlarca spermi ve incirin kendisi de testisleri ifade ediyor olabilir mi? Acaba erkek ve kadınlarda yaşanan kısırlık problemine zeytinin çekirdeği ile incirin nokta şeklindeki çekirdeklerinin bir tahta tabak içerisinde dövülerek birleştirilmesi ve yenilmesi çare olabilir mi? Ya da incir ve zeytin karışımının yenilmesi kısırlığa çare olabilir mi? veyahut incirin ve zeytinin zeytinyağı içerisinde bekletilmesi ve yenilmesi gebeliği hızlandırabilir mi?

 

TÜRKİYE PARATONER İYİ DEVLETLER AKSİYON

Türkiye dünyadaki zalim güçlerin dikkatini üzerine çekerek adeta savaş makinalarının paratonerliğini üstlenmektedir. Hadi o zaman ne duruyorsunuz iyi devletler, iyi insanlar ve mazlum halklar insanlığın iyiliği ve özgürlüğü için harekete geçin, çalışın, güçlenin, bu sayede dünyanın adilane bir yönetim tarzına kavuşmasına vesile olun…

 

KENDİ MEDENİYET KELİMELERİMİZ

ORTADOĞU – MEZOPOTAMYA

ORTA ASYA – MAVERAÜNNEHİR

OLUŞUM – MÜESSESE

GİRİŞİMCİ – MÜTEŞEBBİS

SARAY – KÜLLİYE

İSLAM BİRLİĞİ – İTTİHAD-I İSLAM

DAVA – MEFKURE

 

ALLAH’IMIZIN İZNİ, LÜTFU VE İNAYETİYLE 3.DÜNYA SAVAŞINI ÇIKARTAMAYACAKLAR

 

3.dünya savaşına gerek kalmadan, kimsenin burnu kanamadan, tereyağından kıl çeker gibi dünyaya barış ve huzur getirilebilir diye düşünüyoruz. Şeytan ve avanesi istedikleri kadar insanlığı kışkırtmaya devam etsin biz akl-ı selimi ve kalb-i selimi öne çıkartarak şiddete önayak olmayacak, ancak üzerimize geldiklerinde ateşimizin ısısını hissettirecek, karşımızdakilerin tüm iyiniyetlerimize aldırış etmeden ateşleyecekleri silahların Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle kendi ellerinde patlamalarını izleyeceğiz.

 

İşte bu kapsamda biz iyi devletler ve iyi insanlar aklımızı kullanacak, taarruzda kalem savunmada kılınç enstrümanıyla cihadımıza devam edeceğiz. Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle cennet hayatına benzeyen bir dünyayı kurmaya az bir süre kaldı…

 

OSMANLI İMPARATORLUĞU

Osmanlı 1299 yılında kurulup 1922 yılında yıkılmıştır. Kuruluş ve yıkılış aşamasındaki 23 yılın tohum ekme ve yaprak dökme olduğunu hesaba katarsak Osmanlı’nın 6 asır boyunca insanlığa hükmettiğini kabul ederiz.

Osmanlı’nın en önemli fethi medeniyetler arası köprü vazifesini üstlenen ve insanlığın kilit taşı olan Anadolu’nun incisi pozisyonundaki İstanbul’un fethidir. İstanbul’un fethine kadarki geçen sürede devlet kuruluş ve gelişim aşamasını tamamlamış ve İstanbul’un fethinden sonra adı imparatorluğa dönüşmüştür.7 tepeli İstanbul’u Osmanlı’nın 7.padişahı olan ve anlamı Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) olan Fatih Sultan Mehmed Han fethetmiş olup babasının ismi 2.Murad Han’dır ve Osmanlı’nın 6.padişahıdır.

9.hükümdar olan Yavuz Sultan Selim Han tahta geçiş ve tahttan düşüş yıllarını dahil ederek saydığımız 9 yıl boyunca adeta imparatorluğu 3’e katlatmıştır. Mülkün sayısı olan 10 sayısı ile ifade edilen 10.hükümdar Kanuni Sultan Süleyman Han imparatorluğu kendinden önceki hükümdardan 2 kattan daha fazlaya katlatmış ve geçmiş ve gelecek hükümdarlar içerisinde mülkü 47 yılla en uzun süreli elinde tutan hükümdar olmuş, Osmanlı’nın mülkünü en doruk noktalara ulaştırmıştır.

6 asır boyunca Osmanlı’da 6 Mehmed ve 5 Murad hükümdarlığa geçmiştir. Bu 5 Murad’dan 33.hükümdar olan 5.Murad dışında kalan bütün hükümdarlar kendi isteğiyle Osmanlı hükümdarı olmayı arzularken 5.Murad kendisi istemeye istemeye Osmanlı hükümdarı yapılmıştır. 34.Hükümdar olan Abdulhamid Han’ın Çanakkale’de hazırlamış olduğu tabyalar sayesinde 34 plakalı İstanbul işgal edilememiştir. 34.hükümdar olan Abdulhamid Han başlangıç ve bitiş dahil edildiğinde 34 yıl hüküm sürmüştür.

Osmanlı’nın yükseliş dönemi 7.8.9. ve 10.hükümdarlara nasip olmuştur. 7 rakamı faniyat ile sonsuzluk arasındaki geçiş rakamıdır. Nitekim 7.hükümdardan sonra Osmanlı Devleti Osmanlı İmparatorluğu’na dönüşmüştür. 8 ve 9 rakamları ile etkileşimi ifade eden 10 sayısı ise ebedi hayatın rakam ve sayılarıdır.

Osmanlı’nın 600 yıllık yürüyüşünü meşhur mehter yürüyüşüne benzetecek olursak imparatorluk askeriye, ekonomi, sosyoloji ve siyasette o dönemin konjonktürüne ve imparatorluğun gücüne göre ilk 3 asır boyunca sağa doğru dönüş yaparak 3 adım ileriye doğru adım atmış, Anadolu’dan Afroavrasya’ya ulaşmış ve Rahimallah diyerek Allah’ım bu imparatorluğun bundan sonraki yıllarında yaşayacaklarına rahmetinle muamele et demiştir. Burada sağ yükselişe işarettir. Nitekim Osmanlı’da 1299-1579 arası yükseliş döneminin yıllarını ifade etmektedir.

Belli bir süre durduktan sonra ise sonraki 3 asır boyunca sola doğru dönüş yaparak 3 adım ileriye doğru adım atmış, Afroavrasya’dan Anadolu’ya gerilemiş ve Kerimallah diyerek Allah’ım benden sonra kurulacak olan imparatorluğu büyük, onurlu ve soylu bir imparatorluk eyle demiştir. Burada sol düşüşe işarettir. Nitekim 1699-1922 arası düşüş döneminin yıllarını ifade etmektedir.

5 zamanı 6 ölümü 7 ise kudsiyeti ifade eder. Osmanlı 6 asırın sonunda 7’yi ifade eden İstanbul’u manen terkedip 5’i temsil eden Ankara’ya tutundu ve 1 asırlık uykuya daldı, deşarj oldu, enerji biriktirdi, gücünü eski seviyesinden daha güçlü bir konuma getirdi. 5; 1 asır boyunca 7’ye zemin hazırladı. Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle önümüzdeki 1 kaç yıl içerisinde 5 zamanı en etkin bir şekilde kullanarak 7’ye bağlanacak, 5 ülke yönetimine devam ederken Dünya yönetiminin 7 ile yapılmasını isteyecek, 5 ülkenin başkenti olurken 7 Dünyanın başkenti olacak ve 7; Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle 7 asırı her bir yılı 7 yıl gibi değerli olan 10 asıra tamamlayacaktır.

 

MURAD-I İLAHİ

 

Sizce Allah’ımız Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gibi ya da Hz.Musa gibi bir insanla muradını gerçekleştirirken öne hep 1 insanı çıkartırken neden kesreti, topluluğu öne çıkartmıyor. Burada Allah’ımız şu mesajı veriyor. ”Ben Zatımla tekliği, tevhidi ifade ederim. Ben yapmak istediklerimi eğer kendimi göstererek yapsaydım hiçbiriniz buna dayanamazdı aynen Hz.Musa’nın Tur-i Sina dağında, Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Miraçta yaşadıkları korku gibi.

 

İşte Ben bunun için muradımı bir insanın eliyle gerçekleştirir ve size derim ki istediğiniz kadar çok olun, ister insanlığı toplayın, ister melekleri, ister cinleri velhasıl aklınıza gelen herşeyi. Siz yapmak istediğinizi niyet edin ve bunu gerçekleştirmek için biraraya gelin, siz bunu yapamazken Ben kendime halife tayin ettiğim bir Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile, bir Hz.Musa ile, bir Hz.Süleyman ile, bir Zulkarneyn ile bunu gerçekleştirir ve size derim ki hadi engel olabiliyorsanız bu insanlara engel olun… Engel olamadınız değil mi?

 

İşte bu insanlar Benim yarattıklarım. Yarattıklarıma engel olamıyorsanız Bana nasıl engel olabileceksiniz? İşte bunun için acizliğinizi bilin, Beni temsil eden kişiye yani halifeme bana olan sevginizden ve saygınızdan dolayı itaat edin. İsimlerimi, kudretimi ve irademi muradıma vesile olsun diye halifemin üzerinde tecelli ettirecek olan yine Benim. Ama ben öyle bir Allah’ım ki kainatta kusursuz olan Zatım… Siz şirke düşmeyeseniz diye halifeme hatalar yaptırır, kusurlarını gösteririm. İşte Ben böyle bir Allah’ım…”

YARDIMLAŞMA VE PAYLAŞMA FAALİYETLERİ

Paylaşmak, infak, zekat, sadaka gibi Allah’ımızın hoşnut olduğu ibadetler piyasaya bolluk ve bereket getiriyor. Bir müteşebbis helalinden kazandığı 100 TL’yi bir yoksula, bir yetime ya da bir öğrenciye verdiğinde piyasaya herhangi bir karşılığı olmayan 100 TL giriyor, 100 TL’lik ürünler piyasadan çekiliyor. Müteşebbis ilk başta zaten 100 TL’lik ürünleri satarak piyasadan çekmişti. Ardından bu yoksul insanlar piyasadan bir kere daha 100 TL’lik ürünleri çekiyor. Yani piyasadan 200 TL’lik ürünler çekiliyor. Yani müteşebbis kazandığı 100 TL’yi arz boyutunda değerlendirmiyor tam aksine yoksul insanlar eliyle talep boyutunda değerlendiriyor.

Arzın olabilmesi için talebin olması gerekiyor. Talep çok oldukça müteşebbisler ve üreticiler daha çok ürün üretiyor ve üretilen bu ürünler hem zengin ve orta sınıflarca hem de yoksul insanlarca tüketiliyor. Yani piyasaya bolluk ve bereket geliyor. Refah tabana yayılıyor, talep artıyor, ekonominin çarkları daha iyi işliyor, istihdamdaki sıkıntılar azalıyor.

Yani şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki paylaşan, infak eden, zekat ve sadaka veren insanlar tıpkı bir devletin merkez bankası gibi karşılıksız para basıyor ve bastığı bu paraları yoksul insanlar eliyle piyasaya sürüyor. İşte bunun için öyle inanıyorum ki bu insanlar hem bu dünyada hem de ahirette Allah’ımız tarafından bir merkez bankası gibi ödüllendirilecektir.

 

SAVAŞIN SEBEP OLDUĞU GÖÇ VE GETİRECEĞİ HİDAYET

 

Kur’an-ı Kerim’de Allahu Teala; iman edenlere düşmanlık yönünden en şiddetlilerinin Yahudiler ve Allah’a ortak koşanlar olduğunu ve yine iman edenlere sevgi bakımından en yakın olanlarında Hıristiyanlar olduğunu dile getirmiştir.

 

İşte bu kapsamda biz Müslümanlar ilk olarak Hıristiyanlara yönelebiliriz. Zaten Ruslar, Amerikalılar ve Avrupalılar Müslüman coğrafyaları bombalayarak Müslümanların Mezopotamya’dan boşalmasını ve Hristiyan coğrafyalarına yönelmesine zemin hazırlıyorlar.

 

Aslında bunu yaparak bilmeyerek te olsa kendi inançlarının ayağına kurşun sıkıyorlar, İslam’ın tüm dünyada yayılmasına vesile oluyorlar. Özellikle Suriye ve Irak’tan kaçmak zorunda kalan Müslümanlar Türkiye’ye sığınıyor. Türkiye boşalan bu coğrafya’dan akan Müslümanları bir baraj gibi ülkesinde tutuyor, huzur ve güvenle yaşamalarına imkan tanıyor.

 

Türkiye tuttuğu bu barajın kapaklarını açmaya başlarsa bu Müslümanlar kendilerini bombalayan Avrupa ülkelerine, Rusya’ya, Amerika’ya gideceklerdir. Hıristiyan coğrafyalarına yönelen bu Müslümanlar; Hristiyanları araştırarak bir etkileşim başlatacak, düşünüp tefekkür ederek inançlarını sorgulatacaklardır.

 

Geçmişte Türklerin Almanya’da yaptığı gibi öncelikle bu bölgelere göç ederek işçi olacaklar ve ardından müteşebbisliğe yükselecekler veya durumu iyi olanlar müteşebbislik yapıp iş kuracaklar, huzurlu ve mutlu yaşamlarıyla çevrelerine örnek Müslüman olacaklardır.

 

Bulundukları coğrafyada özünü kaybetmeden entegre olacaklar, siyasi ve politik etkilerini hissettireceklerdir. Öyle zannediyoruz ki bu Müslümanlar; iş ve aile hayatındaki huzur ve mutluluklarıyla gayrimüslimleri etkileyecek ve bu Hıristiyan coğrafyalarının adım adım Müslümanlaşmasına tanık olacağız… Müslümanlaşan bu coğrafyalardan da İslam’a duyulan meraktan dolayı Müslüman coğrafyalarına bir yöneliş yaşanabilir.


ÇIKARDAN PARA DOĞAR SEVGİDEN İHLAS DOĞAR

Önümüzdeki 10 yıl içerisinde Allah’ımızın izniyle dünyada para diye bir met’a kalmayacak. Şirketlerin ve devletlerin insanları yönlendirdiği kripto paralara, kredi kartlarına, altına ve nakde o kadar önem vermeyin. İnsanların kalbi tam anlamıyla Allah’ımızın sevgisine ulaşamadığından şu anda askeriye, ekonomi, sosyoloji ve siyasette geçerli olan tek değişim aracı para olarak gözüküyor.

İnsanlar Allah’ımıza tapar gibi paraya tapıyorlar. Ev üstüne ev yapanlar, paralarının üstüne paralar koyanlar önümüzdeki 10 yılın sonunda o kadar pişman olacaklar ki hayatı doya doya yaşayamadıklarına… İşte bunun için insanlara sesleniyoruz, kendinizi çıkar ve menfaate yönelten paraya değil de sizleri ihlasa ve samimiyete yönelten sevgiye odaklanın. Allah’ımızın gücünden sonra şu kainattaki en büyük güç sevginin gücüdür.

 

ASLINDA HUZURA, MUTLULUĞA VE BEREKETE ULAŞMAK O KADAR KOLAY Kİ

 

İYİLİK ELEMANININ PASİF OLDUĞU DENKLEM

 (Şeytan ve Avanesi) (İnsanlık+İyilik Elemanı+Tabiat) (Silah+gıda+ilaç+finans+enerji lobileri+terör örgütleri) = Kaos, Kriz ve Savaş

 

İYİLİK ELEMANININ AKTİF OLDUĞU DENKLEM

 (Şeytan ve Avanesi) (İnsanlık+İyilik Elemanı+Tabiat) (Silah+gıda+ilaç+finans+enerji lobileri+terör örgütleri) = Altın Çağ

 

İYİLİK ELEMANININ ÖZELLİKLERİ

Onun kimsenin aklına gelmeyen yol ve yöntemleri vardır.

O en sevilen insandır. İşte bunun için istediklerini suhuletle yaptırır.

O şu kainatta en fazla dua alan insandır. O duanın gücünün farkındadır.

Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle O insanları yüzlerinden tanır. Hangi insanı hangi alana yönlendireceğini bilir.

O kötülüğe iyilikle karşılık verir. Kötülerin de iyiliğini ister. Kötüler Ona ve Onun faaliyetlerine bakarak yumuşamaktadır. Çünkü O iyiliğin bulaşıcı olduğunu bilmektedir. O iyiliğin dünyayı değiştireceğine inanmaktadır.

O yaptığı hiçbir işten karşılık beklememektedir. Makam, maaş vb. Onun için önemli olan Allah’ımızın rızasını kazanmaktır.

O öldürmekten nefret eder, yaşatmaktan ise keyf duyar. Kılınçla değil kalemle gönülleri fetheder. Kendisi için istediğini bütün insanlık için de ister.

O bir devrimcidir. Bu zulüm düzeninin dişlilerini tutan vidaları nasıl gevşeteceğini bilir.

O Allah’ımızdan başka hiç bir güçten korkmaz. Hayatın da ölümün de Allah’ımızın tasarrufunda olduğunu bilir.

 

YUMUŞAK CİHAD VE SERT CİHAD

21.yüzyıla kadar tebliğ ve irşad bazen sert cihatla gerçekleşirken bazen de yumuşak cihatla gerçekleşmiştir. Kapalı toplumlara ulaşmanın yolu sert cihattan geçerken, günümüzün açık toplumlarına ulaşmak için yumuşak cihat yetiyor. İletişim ve etkileşim araçlarının hızla geliştiği bu fikir çağında artık bir mefkureyi insanlığa yaymak için insanların birbirleriyle çarpışmasına gerek yok, fikirlerin çarpışması yetiyor. İnsanların çarpışmasından ölümler ve kin doğuyor, fikirlerin çarpışmasından ise hakiki ve kadim bilgi doğuyor.

Allah’ımızın kainatta en nefret ettiği şeyler inkar ve şirk’tir. Kulum bana inkar, şirk, intihar ve Müslümanı kasten öldürme (Müslüman olduktan sonra tövbe edenler müstesna) günahıyla gelmesinde ne ile gelirse gelsin cezasını çektikten sonra onu ödüllendiririm mesajını hem değiştirilmemiş tek orijinal semavi kitap Kur’an-ı Kerim’de dile getirmiş, hem de resulleriyle insanlığa iletmiştir.

 

Allah’ımızın kendi indinde hak din olarak kabul ettiği ve Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) önderliğinde ve değiştirilmemiş tek orijinal semavi kitap Kur’an-ı Kerim rehberliğinde insanlığa gönderdiği bu kadim din; peygamberine, kitabına, mukaddesatına, değerlerine ve itikadına gayrimüslimlerin yaptığı onca saldırılar ve içimizdeki aklı es geçip sadece imanı hesaba katan sorgulama ve tefekkürden yoksun bazı cemaat ve tarikatların uydurmuş olduğu bid’atlara rağmen Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle bu zamana kadar dimdik ayakta kalabilmiştir.

 

Allah’ımız bu dinin kitabını 1400 küsur yıldır değiştirmeden koruyorsa ve yine aynı şekilde bu dinin peygamberinin mezarını, yaşadığı şehirleri ve emanetlerini koruyorsa ümmette Eşref-i Mahlukat Mefkuremizde ya eceliyle ölerek korunduğunu, yada ümmetin bizatihi kendisine peygamberlikten sonraki en yüce makam olan şehitliğin Allah’ımız tarafından bir lütuf olarak verildiğini değerlendirerek tebliğ, irşad ve ihya faaliyetlerini yürütmelidir.

EŞREF-İ MAHLUKAT MEFKUREMİZ

Eşref-i Mahlukat Mefkuremiz askeriyede mehmetçiğimizin öncülüğünde, ekonomide KOBİ’lerimizin öncülüğünde, sosyolojide manevi toplum kuruluşlarımızın öncülüğünde, siyasette ise partilerimizin öncülüğünde yürütülmektedir.

 

ASKERİ DEĞERLENDİRME

 Askeriye alanında mehmetçiğimiz şeytan ve avanesinin karşısına önce 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekatı’yla sonra 15 Temmuz 2016 tarihli işgal girişimini püskürtmüş bu asil ümmetten aldığı cesaretle gerçekleşen Fırat Kalkanı Harekatıyla, ardından Zeytin Dalı Harekatıyla, sonrasında Barış Pınarı Harekatıyla ve halihazırda ise İdlib ve Libya Çıkartmasıyla çıkmış ve çıkmakta ve tüm bu operasyonları başarıyla nihayete ulaştırmış ve ulaştırmaktadır.

 

Mehmetçiğimizin en zor şartlarda dahi kutsallarımızı koruması, çatışma bölgelerini huzura ve istikrara kavuşturması askeriye ayağımızda sorun olmadığını hem insanlığa hem de şeytan ve avanesine açık bir şekilde göstermektedir. Ancak biz yine de elimizdeki bütün argümanlar tükenene kadar kan akıtmamaya özen gösterelim. Kan akarken bir taraftan paranın aktığını, diğer taraftan ise kin ve nefretin yükseldiğini unutmayalım…

 

EKONOMİK DEĞERLENDİRME

Elimizdeki tüm nakit ve gayrimenkul varlıkları ahiretimize yatırım yapmak için insanların faydasına kullanmamız gerekiyor. Çünkü gelecekte paranın, gayrimenkulun şu zamanki gibi bir hükmü kalmayacak, her insana 1 ev yetecek, insanlar para yemeyecek, giymeyecek, okumayacak, parayla eğlenip mutlu olmayacak her şey ücretsiz olacak hiçbir şeyin karşılığı olmayacak…

 

SOSYOLOJİK DEĞERLENDİRME

Gençlerimizi İslam’a yaklaştırabilmek, ahlaklarını güzelleştirebilmek için alimlerimize büyük görevler düşüyor. Manevi toplum kuruluşlarımızın daha aktif olmaları gerekmektedir. Özellikle aile bizi biz yapan bizi geleceğe taşıyan en önemli kurumumuzdur.

 

SİYASİ DEĞERLENDİRME

AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisinin uyumu sayesinde çok önemli badireleri atlattık, her geçen gün daha da güçleniyoruz. Ümmetimiz iş ve icraatlarıyla, reyleriyle ve dualarıyla AK Parti’yi ve Milliyetçi Hareket Partisini desteklemektedir. Ancak anlayamadığımız bir husus var insan kaynağımız harika iken neden bunu daha etkili kullanamıyoruz. Şu bürokraside ve sosyolojide bize takoz olan insanları artık bir an önce aradan çıkartmamız gerekiyor.

 

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ümmetimize faydaları da zararları da olmuştur. Zararlarını sıralayacak olursak Kur’an-ı Kerim’i rahat bir şekilde anlayabileceğimiz Osmanlıca dilini kaldırması yerine latin alfabesini esas alan Türkçe’yi getirmesidir. Bu alfabenin gelmesiyle ecdadımıza ait tüm tarih ve medeniyet hafızamız bir anda iflas etmiş ve bu medeniyetin torunları ecdadlarının tecrübe ve birikimlerinden kısmi olarak faydalanabilmiştir. Bu yüzden ilim, irfan ve hikmet yüklü Müslümanların Kur’an-ı Kerim harflerini ve bu harflerin hakikatiyle oluşan kelimeleri anlayabilmesi, anlatabilmesi ve topluma yayması sekteye uğramıştır. Bir cami cemaatini düşünün, sabah namazı eda ediliyor. İmam Kur’an-ı Kerim’den ayetler okuyor ancak cemaat Arapça’yla mütenasip olan Osmanlıca’yı bilmediği için imamın okumuş olduğu ayetlerden hiçbir şey anlamıyor anlasa kimbilir belki Allah’ımıza olan sevgisinden gözyaşı dökecek, Allah’ımıza daha çok yakınlaşacak ve kimbilir belki de Allah’ımız ayetlerin okunduğu esnada cemaatteki insanların zihinlerine ilham, gönüllerine sekinet indirip inovatif düşüncelere daldıracak ama gel gör ki dilimiz Türkçe olmuş. Bu ümmetimize verdiği en büyük zarardır.

İkinci zararı ise Ayasofya Camisi’ni Ayasofya Müzesi’ne çevirmesidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuş, egemen devletlerce tanınmış, Cumhuriyet’in ilan edilmesi ve Hilafet’in bekleme odasına alınmasından 11-12 yıl geçmiş, yavaş yavaş nüfus artıyor, milli hamleler gerçekleşiyor ve bu sayede gücünüz artıyor siz böyle bir zamanda Ayasofya Camisi’ni Ayasofya Müzesi’ne dönüştürüyorsunuz… Kültür ve turizm gelirlerimiz artsın derken manevi anlamda gözünü Türkiye’nin üzerine diken ve umut besleyen ümmetimizi demoralize ediyor, kendi ayağınıza kurşun sıkarak manevi gücünüzü baltalıyorsunuz…

Üçüncü zararı ise hilafeti bekleme odasına almasıdır. Hilafeti bekleme odasına almak demek siyasi anlamda ben ümmetin önderliğinden vazgeçiyorum demektir. Üzerinde etki gücü olduğunuz ümmet ve başındaki devletlerle aranıza soğukluğun girmesi demektir. Ancak o dönemin şartlarını incelediğimiz takdirde devlet yeni yeni kuruluyor içeride padişahlık makamı saltanatın kaldırılmasıyla yönetimdeki siyasi gücünü kaybetmiş ancak ümmet hilafet dolayısıyla halifenin gözüne bakıyor bir taraftan ağır bir İngiliz baskısı var kendi sömürgeleri olan Hint ve diğer Müslüman devletlerde yaşayan ümmeti kaybetmemek için… Ancak bir taraftan da yeni bir devlet kuruluyor… İstanbul hükümeti ile Ankara hükümetinin çatışmasını önlemek, fitne ve fesadın önünü kesmek, devlette iki başlılık yaratmamak için yapılan bu zarar mazur görülebilir. Zaten dikkatli bir şekilde tahlil edilirse hilafeti kaldırmıyor “Hilafet TBMM’nin şahsi manevisinde mündemiçtir” sözüyle sadece ileride şartlar olgunlaştığında kullanılmak üzere derin dondurucuya atıyor.

Peki bu ümmete sağladığı faydalar nelerdir?  Birinci yararı; Çanakkale Savaşı’na bizzat katılmış, mehmetçiğe moral ve motivasyon kaynağı olmuş, Abdulhamid Han’ın hazırladığı altyapıya kendi stratejilerini eklemiş, askerlerine ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum diyerek düşman dumura uğratılmış ve Çanakkale geçilmez dedirtilmesiyle düşmanın İstanbul hevesleri kursaklarında bırakılmıştır.

İkinci yararı ise kendisi ve silah arkadaşlarının önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı başlatmış, savaşı zaferle nihayete ulaştırmış, 1699’dan itibaren başlayan geriye dönüşü durdurup savaşlarla yorgun düşen bu ümmete 100 yıllık nefes aldırtmış, imparatorluk genleri DNA’larından fışkıran bu ümmetin zaman kazanmasına öncülük etmiştir.

Üçüncü yararı ise Lozan Barış Antlaşması’nda Fırat ve Dicle’nin doğduğu ve sulayarak Mezopotamya’dan geçtiği en stratejik olan başlangıç bölümlerini Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde bıraktırmıştır.

Dördüncü yararı ise cumhuriyeti ilan edip demokrasiye altyapı oluşturmasıdır. Böylece imparatorluk bakiyesi genç Türkiye Cumhuriyeti’nin başına geçecek olanlar babadan oğula göre değilde bizzat halkın teveccühüyle iş başına gelmiştir. Ama bu uygulama ancak 1950 seçimlerinden sonra hayata geçebilmiştir. Bu sayede devlet yönetiminde kalite ve verimliliğin artmasına önayak olmuştur.

Latin alfabesini esas alan Türkçe dili zamanla oturmuş ve yaygınlaşmıştır. Ayrıca Ayasofya’nın da, hilafetin de donduğu yerden ısıtılarak canlandırılması mümkündür, pekala telafi edilebilir ancak Allah muhafaza İstanbul’u ve Mezopotamya’yı kaybetseydik bunun telafisi mümkün olmayabilirdi. Çünkü 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti en doğal hakkının bulunduğu Kıbrıs’a bile ancak 51 yıl sonra müdahale edebildi ve Kıbrıs’ta barışı sağlamamız ne kadar büyük bir vaveyla, baskı, şantaj ve ambargoya neden oldu. Siz birde bunun İstanbul ve Mezopotamya ayağını düşünün. İşte bunun için Mustafa Kemal ATATÜRK’e belki hayıflanılabilir ancak yine de Allah rahmet etsin demek yapılacak en doğru iştir. Evet sadece İstanbul ve Mezopotamya bile bu ümmetin yeniden dirilmesi ve yeniden yükselişe geçmesi için yeterli iki büyük mirastır…

BEŞERİ SERMAYE

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) “Ben ümmetimin çokluğuyla övüneceğim” mesajına uygun olarak Devlet Başkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın ümmet efratlarına tavsiye ettiği 3 evlad meselesi çok önemlidir. Daha da önemli olanı ise bu beşeri sermayenin kalitesi ve niteliğidir. Eğitimli ve dinamik bir nüfus bulunduğu ülkenin kaderini değiştirebileceği gibi insanlığa yön verebilme kapasitesine de sahiptir. Ülkemiz genç ve dinamik bir nüfustan oluşuyor, bunu devam ettirebilmemiz için aileleri mümkün olduğunca çocuk yapmaya teşvik etmek gerekiyor. Unutmayın ki Allah’ımız deldiği boğazı aç bırakmaz, yeter ki dünyaya gelen nasibinin peşinde koşsun…

Nüfus gelişimin en önemli göstergesidir. Her doğan çocuk insanlığa yepyeni bir dinamizm kazandırmaktadır. Her doğan çocuk büyümekte, genç olmakta ve yaşlanmakta yaşının belirli aşamalarında istek ve ihtiyaçları olmakta, bu istek ve ihtiyaçların karşılanması için camilere, okullara, hastanelere, ticari kuruluşlara, devlet kurumlarına ihtiyaçlar doğmaktadır.

Bulundukları coğrafyaya her doğan çocuk neşe, her büyüyen genç dinamizm, her yetişkin tecrübe, her yaşlı merhamet getirmektedir. Bir problemi çözmek için 2 kişinin IQ’sunu, işgücünü ve gelirini düşünün bir de 10 kişininkini düşünün…

 

İşte bunun için ailelerin geçim kaygısını bir tarafa bırakıp nesillerini çoğaltmaları gerekiyor. Milyonlarca sperm arasından 1.olup dünyaya gelen bebek ana rahminde nasıl önüne gelen engelleri birer birer aşıp dünyaya gelebilmişse, dünyadaki engelleri de sabır, azim, çalışkanlık ve kararlılıkla aşıp kendi geçimini sağlayacak, etrafındaki insanlara, bulunduğu topluma ve insanlığa yararlı ve hayırlı işlerde bulunacaktır. Dünyadaki ömrünü tamamladıktan sonra ise ahirete göç edip dünyada yapmış olduğu salih amellerden hem kendisine hem de onun dünyaya gelmesine vesile olan anne, baba ve atalarına sevabı dokunacaktır…

 

HAYAT MARATONU

 

Maraton koşucularına selam olsun… Hayat maratonunda önemli olan kısa mesafe koşucuları gibi yani dünyayı düşünüp maddiyatı öne çıkartarak hırs ve hız yapmak, bedenen, zihnen ve ruhen yorulup yolda tıkanmak değil, ahireti düşünüp maneviyatı öne çıkartarak, zamanı ve performansı en iyi şekilde kullanmak, imanı doruk noktalara ulaştırmak, ilmi yüce mertebelerle buluşturmak, hayatı salih amellerle süslemek ve son nefesi bitiş çizgisine mutmain bir şekilde üfleyerek Aşkımız ile buluşabilmektir.

 

TAKVA VE İHLAS

 

Allah’ımızdan korkup günah işlemeyen takva sahibi bir müttaki mi yoksa Allah’ımızı sevmesine rağmen günah işlemiş ihlaslı bir salih mi Allah’ımız katında daha sevimlidir? Takva saygıdan, ihlas ise sevgidendir.

Allah’ımıza olan saygının ve korkunun ifadesi olan takva hasletinin piri Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iken, Allah’ımıza olan sevginin ve aşkın ifadesi olan ihlas hasletinin piri Hz.Mehdi midir? İnsanlar içerisinde Allah’ımızdan en fazla korkan insan Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iken, insanlar arasında Allah’ımızı en fazla seven insan Hz.Mehdi midir?

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ümmetim ümmetim diyerek ümmetine kol kanat germeyi isterken Hz.Mehdi insanım insanım diyerek insanlığa kol kanat germeyi mi istemektedir? Hz.Mehdi dünyada babası olan Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) saygısını gösterirken, Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ahirette oğlu olan Hz.Mehdi’ye sevgisini mi gösterecektir?

 

TOPRAK ANA

İnsan doğarken cismen anne karnında 40 hafta boyunca organlara, ruha, nefse ve akla kavuşurken, insan ölürken cismen toprak karnında 40 hafta boyunca organlardan, ruhtan, nefisten ve akıldan mı uzaklaşır?

 

ALLAH’IMIZA SAVAŞ AÇAN FAİZ DÜZENİ

Paradan para kazanayım derken Allah’ımız ile savaştığımızın ne zaman farkına varacağız? Faiz demek tembellik demektir. Alın ve akıl terinin sömürülmesi demektir. Üçkağıt ekonomisi demektir. Zulüm demektir. Ne zaman uyanacağız sahtekar ve avanesinin boyalı kağıt parçalarıyla birbirimizi birbirimize düşürmesinden.

 

Oysa bu ümmet içerisinde tulumba misali saf ve berrak suyundan insanlığa kana kana su içirmek isteyen o kadar alicenap müteşebbisler var ki ancak bu müteşebbisler; finansal sistemin faizle kirlenmiş 1 tas kirli suyunu tulumbasına boşaltıp tulumbasının derinliklerindeki saf ve berrak suyunu kirletmek istemiyor. Yani ne tulumbada, ne tulumbayı akıl ve alın teriyle işletecek alicenap müteşebbislerde ne de tulumbanın derinliklerindeki saf ve temiz su da problem yok, sorun tulumbaya 1 tas pis su sunan finansal sistemin faizi esas alan kirli düzenindedir.

 

İnsani dünya düzeninde para araç insan ise amaçtır ve bunu insanlığa yayacak olan KOBİ’lerdir. Kapitalist dünya düzeninde ise insan ve para araç, güç uğruna yaptıkları zulüm ise amaçtır ve bunu dünyada yürütenler ise şeytan ve avanesi, onlara bağlı baronlar ve bu baronların kontrolünde olan şirketler ile bankalardır.

 

Bankalar şeytani zihniyete hizmet edebilmek için piyasayı faiz denilen illetle inim inim inletiyorlar. Bir müteşebbisin reel sektörde yatırım yapıp, riske katlanıp, emek ve çaba sarf ederek kazandığı 1000 TL’yi, bir başka kişi hiçbir işe elini sürmeyip finans sektörüne yatırdığı paraya uygulanan faizle kazandığında o KOBİ’nin moralinin ne hale geleceğini düşünün.

 

İşte bunun için insanlığa halis düzen hakim olana kadar yani ihlas, kağıt parçasını alt edene kadar bu boyalı kağıt parçalarını kendimiz üretmeli, refahı çoğaltmak için faizsiz finans sistemini kurmalı, kirlenmemesi için kendi kurumlarımızda korumalı ve insanlığa Allah’ımızın helal bir şekilde emrettiği saf ve berrak taslarla sunarak tulumbaları şarıl şarıl coşturtmalıyız.

 

YAPAY ZEKA

Yapay zekayı insanlığın faydalı alanlarında kullanarak tüm zor işlerimizi robotlara yaptırabilir insanların sadece zevk aldığı mesleklerde çalışmalarını sağlayabiliriz. Ancak bunu yaparken muhakkak surette yapay zekanın kontrolü adil bir otoritenin inisiyatifinde olmalıdır. Yapay zekanın yönetimi zalim ve zorbanın eline geçtiğinde insanlığın felaketiyle sonuçlanır.

 

İşte bu kapsamda insanlık şuurlu olduğu ve temiz kalmaya devam ettiği müddetçe ve başa geçen insanları feraset ve basiretiyle seçtiği sürece yapay zekadan korkmaya gerek yoktur. Çünkü biz biliyoruz ki başa geçen toplumun aynasıdır. Toplum kötüyse başa geçende kötü olur.

 

Biz bir bakıma bu robotları cennette bize hizmet edecek olan hurilere benzetiyoruz. Cennette kötülük olamayacağı için hurilerde kötü olamazlar. İşte bu kapsamda tüm zor işlerimizi robotlara havale edeceğimiz altın çağa zemin hazırlayabilmemiz için baştakileri bir kenara bırakıp öncelikli olarak fert fert toplumu düzeltmek için çaba sarfetmeliyiz. Toplum düzelmeye başladığında zaten baştakiler halkın denetimi ve kontrolü neticesinde insanlığın kötülüğüne sebep olacak işlere cüret edemeyecek, daha adil ve daha hakkani bir yola sürükleneceklerdir.

 

HÜKÜMRANLIK

 

1, 2 ve 3’ün işaret ettiği şehirler manevi hükümranlığa ait şehirlerdir. 4’ün işaret ettiği şehir; 3 dinin atasının yaşadığı, Allah’ımızın halilim diyerek seslendiği, Nemrud’un kendisini attığı ateşi Allah’ımızın su yaparak nimetlendirdiği peygamberimiz Hz.İbrahim’in ayak bastığı şehirdir. 5,6 ve 7’nin işaret ettiği şehirler ise maddi hükümranlığa ait şehirlerdir. 1, 2 ve 3 Arabistan ve Filistin topraklarında 4,5,6 ve 7 ise Türkiye topraklarında bulunmaktadır. Şimdi isterseniz 1’den 10’a kadarki rakamlara ve sayıya uygun düşen mabed, şehir, mekan, zaman ve insanları açıklayalım.

 

0 : Özelde Kabe-yi Muazzama’ya en yakın bir toprak arazisi, genelde ise dünyanın herhangi bir yerindeki üzerinde mescid olmayan toprak arazileri.

 

1 : Bulunduğu bölgeye mutluluk hormonları saçan, ahiret ile dünyanın etkileşim taşı olan Hacer-ül Esved’in bulunduğu Mescid-i Haram’ın olduğu mübarek Mekke şehri.

 

2 : Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şehadette Allah’ımızın kendi isminin yanında şereflendirdiği,  Allah’ımızın en değer verdiği insan olan, Allah’ımızın habibim diyerek seslendiği, Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mübarek ruhunun kudsiyet kazandırdığı, Mescid-i Nebevi’yi üzerinde bulunduran muhterem Medine şehri.

 

3 : 3 semavi dine ait peygamberlerin atası olan Hz.İbrahim ve onun soyundan gelen birçok peygamberin mübarek ruhlarının bulunduğu 3 semavi dine ait ulu’l azm peygamberlerin üzerinde dolaştığı Mescid-i Aksa’yı üzerinde bulunduran mukaddes Kudüs şehri.

 

4 : 4 cismi yani özelde insanı genelde ise kainatı temsil eder. İnsan ve Kainatın özünde hava, su, toprak ve ateş bulunmaktadır. Dünyada ateşin suya dönüştüğü tek mekan balıklı göldür. Hava, su, toprak ve ateşin aynı yerde buluştuğu, 3 semavi dinin ulu’l azm peygamberlerinin atası olup kendisiyle birlikte 4’e tamamlanan, bütün dinleri haniflikte birleştiren Hz.İbrahim’in ateşe atıldığı, insanlığın en eski tarihlerine ait kalıntıların bulunduğu Göbeklitepe’ye sahip tarihi Şanlıurfa şehri.

 

5 : 5 tarafa uzanan 5 parmaklı eli andıran coğrafyası ve insanlığın kilit taşı olan Türkiye’yi yöneten Beştepe’siyle Hacı Bayram-ı Veli Camisini üzerinde bulunduran zamanın sahibi olan Ankara şehri.

 

6 : 600 yıllık Osmanlı tohumlarının atıldığı milattan bu zamana kadar en kudretli hükümranlığın kendi üzerinden başlangıç yaptığı Ulu Camii’yi üzerinde bulunduran ulu Bursa şehri.

 

7 : Başlangıçta nasıl bir hükümranlığa sahip olduğu bilinmeyen ancak zamanın sonunda insanlığa hükmedecek olan 7 tepesi bulunan ve bu tepeler içinde en deruni tepesi olan Ayasofya Camii’nin bulunduğu kıymetli İstanbul şehri.

 

8 : Ahiretteki en güzel mekanlar

 

9 : Ahiretteki en güzel zaman dilimleri

 

10 : Allah’ımıza en yakın olduklarından nuru aynen bir ayna gibi yansıtıp ahirette bulundukları mekanları ve zamanları yıldız gibi parlatan insanlar.

 

Burada üstteki 7 yani 7’den 1’e doğru ilerleme, kum saatinin üst kısımları yani 7 kat gök. 0 kum tanesi yada nokta ve kum saatinin ortası, alttaki 7 ise yani 1’den 7’ye doğru ilerleme kum saatinin alt kısımları yani 7 kat yer. 7 kat göğe doğru ilerleme manevi hükümranlığa doğru ilerleme, 7 kat yere doğru ilerleme maddi hükümranlığa doğru ilerleme.

7’den 1’e doğru, yada 1’den 7’ye doğru rakamları topla, elde ettiğin sayının işaret ettiği sene öyle inanıyorum ki İslam’ın hem manen hem de madden insanlığa hükmedeceği seneyi ifade etmektedir. Burada 7’nin 1’e selam götürmesi 49 yıl boyunca İslam’ın gönülleri fethetmesi, insanların fevç fevç İslam’a yönelmesi, yerin arzu ve isteklerini göğe iletmesi yani manevi hükümranlık, nokta olarak ifade edilen 1’den 0’a dokunup tekrar 1’e dönme 1 yıl boyunca altınçağa altyapı oluşturacak kuruluş ve düzenlemelerin hayata geçirilmesidir. 1’in 7’ye selam iletmesi ise 49 yıl boyunca yapılan her işin adetullaha uygun bir şekilde Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye dikkate alınarak tanzim edilmesi yani İslam ile hükmedilmesi.

Gönülleri fethetmede en önemli isim Allah’ımızın Vedud ismi iken devletleri fethetmede en önemli isim Allah’ımızın Adl ismidir. Burada 1 göğe ait olanın zirvesi iken 7 yere ait olanın zirvesidir. İşte bunun için biz yer olarak ifade edilen ve ismi Kur’an-ı Kerim’de arz diye geçen Dünyanın başkentinin İstanbul olmasını istiyoruz.

GEL! NE OLURSAN OL, YİNE GEL!

İster Çinli ol, ister Rus, istersen Amerikan

Yetmedi mi bunca yıldır güç uğruna çatışman

Güce ulaştığında koruyon mu zalimden, zorbadan?

İster beyaz ol, ister zenci. Sevgidir asıl belirleyici

Budist ya da Hindu nasıllardır sizce?

İyiliği yüceltmek gerekir bizce

Katolik, Ortodoks ya da Protestan,

Yazalım hep beraber yepyeni bir destan.

Şii ya da Sünni ne fark eder?

Yeni bir Dünya inşa edelim hep beraber…

 

MELHAME-İ KÜBRA

Dünyayı çatışmaya zorlayan şeytan ve avanesi dışında kimse çatışma istemiyor tam aksine çatışma bölgelerinin hakkı esas alarak barışa ve sukunete kavuşturulmasını istiyor. O zaman dünyanın akl-ı selim devletleri ve akl-ı selim liderleri dünyayı çatışmaya yönlendiren bu şeytan ve avanesinin yönetimindeki gafil insanları ve devletleri rasyonel politikalar geliştirerek uyandırmalıdırlar. Zaten biz öyle umuyoruz ki Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hadis-i şeriflerinde geçen Melhame-i Kübra dünyadaki akl-ı selim devletlerin yetenekleri ve stratejileri doğrultusunda kıyamete yakın bir süre zarfında gerçekleşecek ve bu savaş vesilesiyle sayıları az kalmış müslümanların ruhunu Allah’ımız suhuletli bir şekilde kabzedecektir.

İşte bu kapsamda akl-ı selim devletlere ve akl-ı selim liderlere sesleniyoruz. Gelin aramızdaki kin ve nefreti  birbirimizi anlayarak sevgiye ve muhabbete dönüştürelim. Hepimiz insanız ve insan fıtratında iyilik yapma duygusu daha güçlüdür. Son 1 asırdır gücü elinizde bulundurduğunuz halde dünyaya huzur getiremediniz, biz ise huzur için, sevgi için geliyoruz. Bizden korkmanıza gerek yok biz esaretin prangasından hem sizi hem de bizi kurtarmak için geliyoruz, kin kusmak için değil. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke Fethi’nde yaptığı gibi affetmek için geliyoruz, çırpınmakta olan şeytan ve avanesinin kötülük sistemine iyilikle çomak sokup dünyayı cennete benzetmek için geliyoruz…

 

KRAVAT

Şeytan ve avanesinin insanlığa giydirdiği kravat elbisesi mideye giden yemek borusunun, kalbe giden soluk borusunun ve beyne giden sinir borularının kesiştiği boğazı düğümleyerek yediğimiz gıdaları, aldığımız nefesi ve düşünme melekelerimizi baskılayan bir esaret elbisesidir. Eğer siz güzel görünmek adına bu üç boruyu bir düğümle düğümlerseniz bedeniniz belki şık görünür lakin ruhunuz, aklınız ve nefsiniz nefes alamaz, özgür düşünemez, tatmin olamaz.

 

ESTETİK MAHREMİYETTE KIYMETLİDİR

Kadınlarımız çevrelerine daha güzel görünebilmek için ruj, oje, far, fondoten vb. malzemeleri ciltlerinde kullanıyor, açılmaması gereken yerlerini açıyor, vücut ölçülerini belli eden elbiseleri giyiyor, dış görünümlerini güzelleştirirken, maneviyatlarını dumura uğratıyorlar. Bu malzemelerde bulunan kimyasalların etkisiyle sağlıklarına zarar veriyorlar.

Oysa güzellik mahremiyette değerlidir. Güzellik yapılacaksa eşe yapılır. Dışa yapılan güzellikle kadınlara kötü gözle bakmak istemeyen erkeklerin kul hakkına girdiğimizin ah bir farkına varsak. Evet bunu söylüyoruz ama en yakın eşimize dahi sözümüzü dinletemiyoruz, Allah sonumuzu hayretsin ne diyelim…