0543 779 79 06

Stratejilerimiz

ASKERİYE

Askeriyemizde dikkatimizi çeken en önemli husus insanları disipline yöneltmesidir. Zaten bir milletin askeriyesini diğer milletlerin askeriyelerinden farklı ve üstün kılanda insanlara sorumluluk duygusu kazandıran disiplin anlayışıdır. Askeriyemiz 1974 Kıbrıs Barış Harekatında müttefiklerinin kendisine baskı, tehdit, şantaj ve ambargo uyguladığını müşahede ettikten sonra milli savunma sanayiine yöneldi. Türk Derin Aklımızın öncülüğü ve tavsiyeleri doğrultusunda savunma sanayiine yapılan yatırımlarımız arttı, dışa bağımlılığımız azaldı daha da önemlisi 2016 yılında yaşanan 15 Temmuz kıyamından sonra askeriyemizin şuur seviyesi yükseldi ve kuvvet çarpanlarının etkisiyle karşısındakilerinin atacakları olumsuz adımlara karşı caydırıcılığı güçlendi.

 

Dünyadaki zalim güçlerin ellerindeki silahları alamayacağımıza göre onlardan daha etkin ve daha vurucu silahları geliştirmeli, onları güç bağlamında pasifize edip gücümüze razı olmaya kabul ettirmeliyiz. Gücümüz sayesinde bize güvenen bizimle birlikte hareket etmek isteyen devletlerin sayısını çoğaltmalı, iyiniyetimiz ve samimiyetimiz tüm mazlumlar ve tüm zalimler nezdinde kabul gördükten sonra arkamıza İttihad-ı İslam’a katılacak olan potansiyel devletlerin sinerjisini almalı, dünyadaki tüm çatışma bölgelerine adaleti, iyiliği ve hakkaniyeti esas alarak müdahale etmeli, çatışmaları sona erdirip dünyadaki huzur ve istikrar bölgelerinin sayısını ve genişliğini arttırmalıyız.

Savaş başlatan değil de barışı koruyan bir güç olarak dünya sahnesine çıkmalı, tüm çatışma bölgelerini harlamak için değil de söndürmek için müdahale etmeli, devletler ve halklar arasındaki rekabet ve anlaşmazlıkları sıfırlamalı dünyayı adeta bir cazibe merkezine dönüştürmeliyiz. İttihad-ı İslam’ın oluşturacağı altyapı ve sunacağı numune cennetle Eşref-i Mahlukat İmparatorluğu’nu kurmalı ve ardından korkuya, endişeye, tahribatlara, felaketlere, ülkeler arası rekabet ve çatışmalara neden olan silahları toplayıp sanayiye kazandırmalıyız. Silahlar insan ölümüne sebebiyet vermemek için insan öldürmeyen elektroşok silahlarına dönüşmeli, askerlik mesleği ise asayişi sağlamaya yönelik polislik mesleğine dönüşmelidir.

Bu stratejide ana hedef mazlumların cesaretini arttırmak, silahları yok edip yerine fikirleri tesis etmektir.

 

EKONOMİ

Devlet insanlarının iktidarlarını sürdürebilmesi, devletlerin devamlılığını sağlayabilmesi için ekonominin çok önemli olduğunu ancak ekonomiden parayı çekip aldığınızda ise hiçbir anlamı kalmadığını ve paranın da insanlığı yarardan daha çok zarara, özgürlükten daha çok esarete sürüklediğini keşfettik. İşte bu kapsamda ekonomi stratejisinde hedefimiz parayı değilde insanı merkeze alan politikalara yönelmektir. Maneviyatı değil de maddiyatı esas alan finansal kurumlar bu politikalarını uygulamaya devam etsinler biz yavaş yavaş insani finansı proaktif bir konuma yükseltecek, Allah’ımıza savaş açan bu şirret kurumların faiz zulmüyle inlettikleri insanları kendimize çekecek ve Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle bu finansal kurumları birer birer pasifize edeceğiz.

İşte bu kapsamda kazanmış olduğumuz gelirlerden bir miktar insani finansa kaynak ayırıyor, teşkilatlanıyor, bize inanan ve güvenen insanların desteğini alıyoruz. Kazançlarımız ve aldığımız bu destekler sayesinde bize başvuran insanların ihtiyaçlarını gidermek üzere faizsiz ve masrafsız bir şekilde insanlara cüzi miktarda borçlar veriyoruz. Bu sayede istek ve ihtiyaçları karşılıyor, huzur ve mutluluğu çoğaltıyoruz. İnsani finans sayesinde değişim aracının para olduğu bölgeler adım adım kalkınırken numune cennetin genişlemesiyle de değişim aracının ihlas olduğu coğrafyalar yavaş yavaş büyüyor bu sayede insanlık paranın esaretinden kurtulup ihlasın özgürlüğünü tadıyor.

İşte bu amaçla insanlığa paranın olmadığı bir numune cennet sunuyoruz. Bu numune cennetin olmazsa olmazı enerji ve gıda ürünleridir. İttihad-ı İslam coğrafyaları hem enerji hem de gıda açısından bakir topraklardan oluşmaktadır. Türkiye’nin askeri, ekonomik, sosyolojik ve siyasi gayretleriyle filizlenen İttihad-ı İslam kurulduktan sonra ittihada katılan ülkelerdeki insan, fikir, bilgi, iş, ürün, hizmet, enerji, kaynak, başarı ve faydalar halifemizin liderliğinde İslam coğrafyalarına adilane bir şekilde paylaştırılacak, ümmet bütün istek ve ihtiyaçlarını ücretsiz olarak karşılayacaktır.

İttihad-ı İslam; sahip olduğu insan, fikir, bilgi, iş, ürün, hizmet, enerji, kaynak, başarı ve faydaların fazlasını gayrimüslim coğrafyalara onların para birimleriyle verecek, bütün para birimleri İttihad-ı İslam’a ait insani finansta toplanacak, İttihad-ı İslam hangi ülkeyi sevindirmek istiyorsa o ülkeyle daha çok alışveriş yapacak bu sayede ümmet ile gayrimüslimler birbirleriyle daha fazla etkileşime girecek ve böylece hakikat daha hızlı bir şekilde insanlığa yayılacaktır.

Bu stratejide ana hedef insanlığın bereketini arttırmak, parayı yok edip yerine ihlası ikame etmektir.

 

SOSYOLOJİ

Sosyoloji stratejisinde hedefimiz yaratıcımız, yaşatıcımız ve yöneticimizle her daim irtibatta bulunmak, ilim, hikmet, gizem ve gaybın yazılı olduğu tek orijinal semavi kaynak Kur’an-ı Kerim’i anlamak, anladıklarımızı insanlara anlatmak, ilim, irfan ve hikmeti yaşayan, bulunduğu zamana ve kendinden sonraki zamana yaşadıklarıyla örnek olan rehberimiz Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sünnetlerini hayatımıza tatbik edip iyiliği arttırmak, kötülükten uzaklaştırmaktır. Çünkü biz biliyoruz ki insanları sevdiğimizde, insanlara iyilik yaptığımızda fıtratları gereği insanlarda kötülükten uzaklaşacak, maddiyatın sebeb olduğu sahtekarlık ve düzenbazlıktan kurtulup maneviyatın öne çıkarttığı iyiliğe ve dürüstlüğe yöneleceklerdir.

İşte bu kapsamda sosyolojinin içine farklı kollar ve farklı faaliyetlerle dalıyor, insanlarımızın gönlüne dokunan iyilik halkaları, insani finans, ihlas ekonomisi gibi uygulamaları iyilik ofisi çatısı altında organize ediyoruz. Muktedir bir konuma ulaştıktan sonra ise insanlığın hayrına yarayacak numune cennet fikrini ya da altın çağı önce ümmetimize ardından insanlığa anlatıyor ve altyapısını hazırlıyoruz. İşte bu amaçla ümmetimizin her bir ferdinin 7,8 milyarla etkileşime girmelerini teşvik ediyor, kötülerin yaptıkları kötülüklere iyilikle karşılık veriyor bu sayede gönüllerdeki ve zihinlerdeki kin ve nefreti, sevgi ve muhabbete dönüştürüyoruz Sosyoloji alanında yaptığımız faaliyetlerle zihinleri harekete geçirerek inovatif fikirlere ve projelere ulaşıyor ve gönülleri harekete geçirerek hikmetli politikaları hayata geçiriyoruz. İnsanların sırat-ı müstakime yani İslam dinine yönelmelerine vesile oluyoruz.

Bu stratejide ana hedef insanlığın hidayetine vesile olmak, makam ve mevkiyi yok edip yerine sevgiyi hakim kılmaktır.

 

SİYASET

Biz Fetih Süresinde geçen önemli olayların ve fetihlerin ilgili ayetlerin işaret ettiği yıllarda gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. İşte bu kapsamda Eşref-i Mahlukat İmparatorluğu ile başlayacak olan altın çağın Fetih Süresinin son ayeti olan 29.ayetin işaret ettiği 2029 yılında hayata geçeceğini hesap ediyoruz. Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle Türkiye’nin 3 yıl boyunca hem askeriye, hem ekonomi, hem sosyoloji, hem de siyaset alanlarında insan merkezli politikalar üreterek aynen bir gergef gibi inceden inceye insanlığa iyiliği işleyeceğini ve yoğurdun maya tutacağı 2023 yılında birdenbire birden fazla İslam devletini İttihad-ı İslam bünyesine katıp 2023 yılında halifelik seçimlerini organize edeceğini, seçimlerin sonucunda başımıza hasbi, anlayışlı, dinamik, sinerjik, inovatif, teşkilatçı, feraset ve basiret sahibi halifemizi geçireceğimizi arzu ediyoruz.

İttihad-ı İslam coğrafyalarının zenginliği sayesinde halifemiz ihlasın değişim aracı olarak kullanılacağı numune cenneti genişletecek, vermekle tükenmeyecek olan Allah’ımızın hazinelerini gayrimüslimlere de ikram etmek için tüm insanlığa serbest dolaşım hakkını verecek bu sayede halklar ülkelerine döndüklerinde bu numune cenneti hem kendi çevrelerine anlatacak hem de devletlerinin başındaki yöneticilere etki edecek kendi devletlerinin de İttihad-ı İslam’a dahil olmalarını isteyeceklerdir. Bu numune cennetin cazibesi halklar ve devletlerce müşahede edildikten sonra İttihad-ı İslam 5 yıl boyunca birer birer devletleri bünyesine katacak ve dünyadaki son devletinde bünyesine iştirak etmesinden sonra ismi Eşref-i Mahlukat İmparatorluğu’na dönüşecektir.

Eşref-i Mahlukat İmparatorluğu seçimlerinin ise 2028 yılında organize edileceğini ve 1 yıl boyunca altın çağa altyapı oluşturacak kuruluş ve düzenlemelerin hayata geçeceğini ve 2029 yılında ise altın çağın başlayacağını hesap ediyoruz. İttihad-ı İslam’ın sunacağı cazibe ve oluşturacağı altyapı neticesinde hayata geçecek olan Eşref-i Mahlukat İmparatorluğu’nda Allah’ımız takdir eder ve insanlıkta bizi muktedir yapar ise ABD’nin teknoloji birikimini insanlıkla paylaşacak, Suudi Arabistan’ın petrol kaynaklarını veya Rusya’nın doğalgaz kaynaklarını tüm ülkelerin nüfuslarına göre adilane bir şekilde paylaştıracak, Çin’in ve Afrika’nın işgücünden insanlığı yararlandıracak, Hindistan’ın bilişim tecrübelerinden insanlığı faydalandıracak velhasıl hangi millet hangi konuda öne çıkıyorsa bu insan, fikir, bilgi, iş, ürün, hizmet, enerji, kaynak, başarı ve faydaları insanlığa adilane bir şekilde paylaştıracak ve yararlandıracağız.

Bu stratejide ana hedef adaleti tesis etmek, devletlere ait fiziki sınırları yok edip yerine insanlar arasında manevi sınır olan İslam’ı hakim kılmaktır.