0543 779 79 06

HİKMETLİ PASAJLAR

kötülük

RAKAMLAR VE SAYILAR

Başlangıcı olan, kıyametle sonlanan fani sistem 7’lik sistemin öğeleri yokluk, nokta, dualite, çeşitlilik, cisim, zaman ve ölüm olabilir mi? Hz.Adem yokluktan geldiği için anlamı yokluk olan Adem ismi verilmiş olabilir mi?

Yokluk 0’ı, nokta 1’i, dualite 2’yi, çeşitlilik 3’ü, cisim 4’ü, zaman 5’i, ölüm 6’yı ifade ediyor olabilir mi? Nokta hatimenin işaretidir ve yeni bir fatihayı mı müjdelemektedir? 1 başlangıç sayısıdır bütün sayılar onunla mı oluşur?

Kainat ve İnsan 4 ana unsur olan hava, su, toprak ve ateşten oluşması dolayısıyla cisim yani insan yada cisim ya da kainat 4’ü mü ifade etmektedir.

5 vakit namaz 5 vakitte olduğu için acaba 5 bu yüzden mi zamanı ifade ediyor. Bu yüzden mi saatlerdeki her rakam arası 5 dakikadır. Bu yüzden mi ellerde bulunan 5 parmak ve avuç içinde bulunan çizgiler bir insanın ömrünü yani zamanını ifade ediyor?

İşaret parmağı Sabah Namazı, orta parmak Öğle Namazı, baş parmak İkindi Namazı, yüzük parmağı Yatsı Namazı, serçe parmak Akşam Namazı’nı mı ifade ediyor?

Ana rahmi, bebeklik ve çocukluk Sabah Namazı’na, gençlik Öğle Namazı’na, yetişkinlik İkindi Namazı’na, yaşlılık Akşam Namazı’na ve mezarlık Yatsı Namazı’na mı işaret etmektedir?

8 mekan yolculuğu mu demektir? Cisim+cisim yani 4+4=8 Cismin yani insanın cisim yani kainatta yolculuğu mu demektir? Eğer 8 mekan yolculuğunu ifade ediyorsa 7 neyi ifade etmektedir? Acaba 7 başlangıcı olup sonu olmayan mı demektir? Acaba 7 önce ile sonra ya da faniyat ile sonsuzluk arasındaki geçiş rakamı mıdır?

Fatiha 1.süre olup 7 ayetten oluşmaktadır. Acaba bu yüzden mi Fatiha Kur’an-ı Kerim’imizin başlangıç süresidir ve edilen her duanın sonunda Fatiha okunarak etkisi sonsuza yayılsın istenmektedir? Kur’an-ı Kerim’imizin 2.süresi olan Bakara süresi 286 ayettir. 7 ayetten oluşan Fatiha’nın 41 katından bir eksik 41 kere maşallah buradan mı geliyor? 3.süre olan Al-i İmran süresi 49.sayfadan başlıyor acaba bu yüzden mi shemitah döngüsü 49 yıldır.

9 zaman yolculuğu mu demektir?  Cisim+zaman yani 4+5=9 cismin zamanda yolculuğu yani insanın zamanda yolculuğu mu demektir?

10 Allah’ımızın cemalini görmek, Allah’ımızın nuru içinde eriyip gitmek ya da hazzın en şahika anını tüm benlik ile hissetmek mi demektir? 4+6=10 yani cisim olan insanın yaratıcısının azameti karşısında yok olmasını mı ifade etmektedir?

Cinsiyetlerini belli eden organlarını incelediğimiz takdirde erkek 1 iken kadın 0’mıdır? Cinsel birleşme esnasında yaşanan hazzın en harika anı ebedi alemde yaşanan 10’un yani hazzın en şahika anının dünyadaki 10’umudur yani bir numunesi midir? Acaba bu yüzden mi harika yapılan her iş için 10 numara iş yapmışsın denmektedir?

Cennetteki dereceler mekana, zamana ve mülke göre mi ayırt edilecektir? Yani ebedi hayatta 8 ve 9 rakamları ile 10 sayısı insanların derecelerini mi gösterecektir? Kur’an-ı Kerim’imizde 7 kat gök ve 7 kat yer diye bahseder 7×7=49 özelde cismi ifade eden insanlığın ya da genelde cismi ifade eden kainatın fani ömrü 490000 yıl mıdır? İnsanlık kainatın özü müdür?

 

ÇOK OKUYAN MI ÇOK GEZEN Mİ DAHA İYİ BİLİR?

Dünyadaki bütün gazete, dergi, kitap, evrak, mecmua aklınıza ne gelirse bunların hepsinin ana kaynağı dünyadaki tek orijinal semavi kitap Kur’an-ı Kerim’imizin ayetleridir. Kur’an-ı Kerim’imiz teori demektir.

Peki şehir şehir, ülke ülke dolaştığınızda kimle muhatap olursunuz tabiki insanlarla… Kainat 0’dan başlayıp, 1’den yaratılıp, sonsuza doğru yol alırken gelmiş, geçmiş ve gelecek bütün insanların ana kaynağı Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nurudur. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ise pratiktir.

Kur’an-ı Kerim’imiz okunur, sünnet ise yaşanır. Sabiteyi dikkate alıyorsan kitap okumaya devam et, yok eğer değişim istiyorsan gez, dolaş, insan tanı.

 

SAĞ VE SOL EL

Sağ elde 18 yazar sol elde 81 yazar. Sağ eldeki 18’i 0’ı da dahil ederek saydığımızda 19 eder. Dünya ezeliyetten sonra yaratıldığından 0 sayılır. Ahiret ebediyeti ifade ettiği için sondaki 0 sayılmaz. Çünkü 0 başlangıçtaysa bir rakamdır 1’den veya diğer rakamlardan sonra gelirse rakam olarak değerlendirilmez ve bir sayı oluşturur.

İşte bunun için mi sağ el insanın öleceği ana kadar ki noksanlık ve meziyetlerinden haber verir? 19 sayısı 7 gün ile 12 saat ya da 7 gün ile 12 ayın birleşiminden oluşur ve dünyada zaman saatler, günler ve aylar olarak ifade edilir.

81 sayısı ise zaman anlamında yolculuğu ifade eden 9×9’un sonucudur ve zamanda sonsuzluk demektir. İşte bunun için mi sol el ezeliyetten ebediyete bir insanın bütün malumatlarını içerir? Ebedi hayatta zaman ezeliyete gidiş ve ebediyete dönüşün bir göstergesi olan sonsuzluk kavramıyla mı ifade edilir?

 

BEŞTEPE’Lİ ANKARA YEDİTEPE’Lİ İSTANBUL’A ZEMİN HAZIRLIYOR

Ankara’nın üstten kuşbakışı haritasını incelediğiniz takdirde Türkiye’nin 5 tarafına uzanmış 5 parmaklı eli andıran bir coğrafyası olduğunu müşahede edersiniz. Elde bulunan beş parmak ve avuç içi bir insanın yaşamını ele verir. Işte bu kapsamda Ankara şehri de Türkiye’mizden ve onun arkasındaki güçten insanlığa işaretler sunmaktadır.

Türkiye’mizi yöneten tepe Beştepe’dir. Zamanı hızlandıran ya da yavaşlatan 5 no’lu bor elementi Ankara’nın başparmağının gösterdiği Eskişehir, Kütahya, Bursa ve Balıkesir’de çıkarılmakta olup Ankara bu şehirler üzerinden İstanbul’umuza yaklaşmakta, Osmangazi Köprüsü üzerinden de İstanbul’umuza bağlanmaktadır.

Biz öyle inanıyoruz ki Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hadislerin de işaret ettiği kara köyünden çıkan zamanın sahibi bu şehirde doğdu.

Şimdi gelelim İstanbul’umuza. İstanbul’umuz 7 tepelidir. Bu tepelerin en derunisi Ayasofya, Topkapı Külliyesi ve Sultanahmet Camii’nin bulunduğu tepedir. Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle İstanbul’umuz bu tepeden insanlığı yönetir. Nuru yüksek seviyede taşıyan yüce şahsiyetler bu şehrin topraklarında ya yatmaktadırlar ya da dolaşmaktadırlar. Ayrıca yüce şahsiyetlere ait emanetler Topkapı Külliyemizde bekletilmektedir. Yani mülk İstanbul’umuzdadır, İstanbul’umuzladır. Su ile toprağın birarada bulunduğu, birbirine bağlandığı tek mekan İstanbul’umuzdur. Yani mekan İstanbul’uzdadır, İstanbul’umuzladır.

İnsanlık mutluluk, huzur, bereket ve hidayetin her yanı kapsadığı paranın, silahların, mevkinin ve sınırların olmadığı bir düzeni bu zamana kadar hiç yaşamadı. Oysa biz inanıyoruz ki Allah’ımız ebedi alemde insanlığa tattırdığı cennet hayatının bir numunesini şu fani dünyada insanlığa göstermek istemektedir.

Işte bu numune cennetin organize edildiği İstanbul şehrine zamanın sahibi olan Ankara şehri zemin hazırlar, daha sonra zamanın yönetimini İstanbul’umuza devreder ve bundan sonra İstanbul’umuz; hem mekanı, hem zamanı hem de mülkü organize bir şekilde yöneterek insanlığa muhteşem bir altın çağ yaşatır.

 

MEDENİYET MEŞALESİ

Medeniyet meşalesini eline alıp insanlığın önünü bazen batı bazen de doğu açmıştır. İnsanlığın batıni yönüne yani ruhuna hitap edenler Çinli, Hint, Japon ve Koreli gibi medeniyetler olurken insanlığın zahiri yönüne yani aklına hitap edenler ise İngiliz, Alman, Fransız ve İtalyan gibi medeniyetler olmuştur.

Şu anda medeniyet meşalesi batı ile doğu arasında sallantıda olup özellikle batı ile doğunun arasında bulunan Türkiye, Maveraünnehir, Afrika, Mezopotamya ve Rusya’nın işaret ettiği yöne doğru sürüklenmektedir.

Türkiye’miz ile Maveraünnehir, Afrika ve Mezopotamya ülkelerinin büyük bir kısmı yönünü İslam’dan yana koymak istediğini açık bir şekilde gösterirken İslam’a en yakın Hıristiyan mezhebi olan Ortodoksların ve Rusya’daki 50 milyona yakın Müslümanın etkisiyle Rusya’da yönünü İslam’dan yana koymalıdır diye umuyoruz.

Allah’ımıza sonsuz kez hamdolsun ki bu medeniyet meşalesi hem akla hem de ruha hitap eden İslam Medeniyetimizin öncülüğünde insanlığı aydınlatmaya başlamıştır.

 

AHİR ZAMAN VE KIYAMET

Zamanın başlangıcını 00.00 olarak ele alıp en uzun gündüzün yaşandığı 21 Haziranı İslam’ımızın en parlak dönemi olarak değerlendirdiğimizde 00.00’dan başlayarak sabah ezanının okunduğu ana kadar 4 saat 12 dakikanın geçmesi gerekir. Yani 252 dakikanın bitmesi gerekir. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İslam’ımızın tohumlarının atıldığı dönemde dünyaya teşrif etmiştir. Kur’an-ı Kerim’imizin 252.ayeti 40.sayfanın sonuna denk gelmektedir. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ilk vahyi 40 yaşlarında almıştır.

1 tam gün 1440 dakikanın geçmesi ile tamamlanır. Zaman 36’lık periyotlarda yön değiştirir. Çünkü 36 6×6’dır yani ölümün karesidir. 36’nın tamamlanmasıyla içinde bulunulan zamanda ölüm başlar ve yeni bir zaman doğar. Bu 1440 seneyi 36’ya böldüğümüzde karşımıza 40 sayısı çıkar. Hicri 1440 çok önemli bir senedir. 36’lık periyotların olgunluğa ulaştığı senedir, çünkü 40 olgunlaşma demektir. Yani hicri 1440’ı tamamlayarak 40.periyodu bitirdik, 41 kere maşallah dedik, İslam’ımızı meyveye dönüştürmeye başladık Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle. Biz öyle inanıyoruz ki 49.periyodun bitmesi ve 50.periyodun başlaması ile kıyamet yaşanır, ebedi alem başlar. 40.periyot ile 49.periyot arasında 9 periyot bulunmaktadır.

36.sure olan Yasin Suresi’nin 49.ayetinde onlar yanlızca çekişip dururlarken kendilerini yakalayıp yok eden bir ses bekliyorlar diye bahsediyor acaba Hz.İsrafil’in sura üflemesi insanlığın ve kainatın 49’luk zaman dilimini tamamlamasından sonra mı gerçekleşir. Yasin Suresi 51.ayette sura ikinci defa üflenmesi işaret ediliyor dolayısıyla 2’lik bir zaman dilimi, sonra 53.ayette sura üçüncü defa üflenmesi işaret ediliyor yine 2’lik bir zaman dilimi.

 

OTOBAN VE TALİ YOLLAR

Önümüzde bir hedef var O’ndan geldik O’na dönüyoruz. Ancak bu hedefe doğru ilerlerken kimimiz kendine tali yolları vasıta edinmiş, çoğu yerde ışıklara takılıyor, bazı yollar taşlı ve topraklı, başka yollar kestiği için yavaşlamak zorunda kalıyor, gittiği hedefe ulaştığı zamanı uzatıyor ama nostaljik bir yolculuk, hedefe ulaştığımız zaman çok güzel nimetler bizi bekliyor.

Biz hedefe ulaştığımız bu yolculuğun kaza yapmadan suhuletli bir şekilde gerçekleştirildiği Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye otobanına öncelik verilerek yapılmasının daha hayırlı olduğunu düşünüyoruz.

 

HAVA-SU-TOPRAK-ATEŞ

Ayaklar toprağı, eller havayı, gövde suyu, baş ateşi mi işaret etmektedir? Ruh havayı, nur suyu, cisim toprağı ve nefis ateşi mi çağrıştırmaktadır. Ruh ile nur bir mıknatısın çekim etkisini oluşturan iki köşesiyken, cisim ile nefis bir mıknatısın itim etkisini oluşturan iki köşesi midir ?

Ruh Allah’ımızdan üflenmiş, nur Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nakşedilmiş, cisim Hz.Adem’den başlamış ve nefis şeytandan mı kaynaklanmıştır?

 

0 VE 1′İ İFADE EDEN NOKTANIN SERÜVENİ

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nuru olarak kabul ettiğimiz Hz.Adem’in kalp gözüne nakşedilen ve tümevarımın başlangıcı olan nokta, eşiyle olan birlikteliğinden meydana gelen çocuklarıyla tümdengelime dönüşmeye başladı. Tümevarım uhuvveti, hoşgörüyü, selameti ve vahdeti ifade ediyorsa tümevarımda anlaşmazlık yoksa, tümevarımda zat yoğunlaşıyorsa tümdengelimde de anlaşmazlıklar, çatışmalar, kaos ve ikilikler başladı çünkü tümevarım 1 ise tümdengelim 2’dir. Bunun en büyük örneğini Hz.Adem’in iki evladında görürüz.

İşte bu kapsamda Hz.Adem’den serüvenine başlayan nokta 1 tane insan iken Hz.Nuh dönemine kadar nicelik anlamında sayısı artıp insanları çoğalttı. İnsanlığın ikinci atası olan Hz.Nuh’tan itibaren ise insanlar milletlere dönüşmeye başladı ve insanların imtihanlarına milletlerin imtihanları da eklendi.

Biz öyle inanıyoruz ki Hz.Nuh’un üç evladından oluşan milletlerden kimisi batıni yönü güçlü olan milletler ki bunlar Pasifik halkları ve Afrika halklarıdır. Kimisi zahiri yönü güçlü olan milletler ki bunlar İsrail, Avrupa, Amerika ve Atlantik halklarıdır. Kimisi ise hem batıni hem de zahiri yönü güçlü olan milletler ki bunlarda Maveraünnehir ve Mezopotamya halklarıdır.

Hz.Adem’den başlayan noktanın serüveni Hz.Nuh’a kadar insanları çoğaltmıştır. Hz.Nuh’tan Hz.İbrahim’e kadar ise milletleri ve dinleri çoğalttı. Hz.İbrahim’e ulaşan nokta Allah’ımıza ellerini açtı ve kendinden sonra gelen tüm dinler ve insanlardan kainatın en hayırlılarının kendi soyundan gelmesi için Allah’ımıza dua etti ve Allah’ımız bu insanı halilim diye sevdiğinden duasını kabul etti ve nokta Hz.İbrahim’den sonra semavi dinleri çoğalttı.

Nokta yoktan başlayıp arta arta yolculuğuna devam ederken harfsel, geometrik, sayısal ve zamansal anlamda insanlara ve kainata dokundu. Harfsel anlamda nokta iken harf, harfken kelime, kelime iken cümle, cümle iken makale oldu. Geometrik anlamda boşlukken nokta, nokta iken çizgi, çizgi iken düzlem, düzlemken cisim oldu. Sayısal anlamda 0’ken 1, 1’ken 7, 7 iken 19 oldu kimbilir 19 iken 29, 29 iken 49 olur. Zamansal anlamda ise yokken milat, milatken ilkçağ, ilkçağken yeniçağ, yeniçağken modernçağ oldu kimbilir modernçağken de altınçağa dönüşür.

 

28

İslâm; 4 tane 7 basamaktan oluşur ve 7 tane safhayı, 4 tane de teslimi içerir. Kur’an-ı Kerim’imizde 28’in özel anlamları vardır. Kur’an-ı Kerim alfabesinde 28 harf bulunmaktadır. 7 kat gökten başlayıp 7 kat yere ulaştıktan sonra tekrar 7 kat yerden başlayıp 7 kat göğe ulaşana kadar 28 aşama geçer. 4 tane 7’nin toplamından 28’e, 7’lerin çarpımından 49’a ulaşılır. 0 ile 7 arasındaki rakamların toplamı 28 eder.

0 ve 7, 1 ve 6, 2 ve 5 ile 3 ve 4’ün zamana bakan yönleri bulunmaktadır. 0 ezeliyeti, 7 ebediyeti ifade eder. Şu fani hayat 7’lik sisteme göre yol alır. 7 fani hayat bittikten sonra ebedi hayatı aralayan rakamdır. Araf Suresi 7.süredir. Araf arada kalmak demektir. İşte 7 rakamı da dünya ile ahiret arasında kalan rakamdır. Yani mezar, kabir, sırat ve mizan aşamalarının olduğu süreleri kapsayan rakamdır.

1 varlığı yani ana karnına düşüşü ya da doğumu, 6 yokluğu yani toprağın karnına düşüşü yani ölümü ifade eder.

5 5 vakit namazdan dolayı 1 günü ifade ederken ya da diğer bir ifadeyle zamanı işaret ederken 2 karanlık ve aydınlığı ya da gece ve gündüzü ifade eder.

4 ve 3 ise ateş, hava, su ve toprağın hüküm sürdüğü 3’er aylık dönemleri ifade eder. Yazın ateş, kışın su, ilkbaharda toprak, sonbaharda ise hava egemen unsur olarak öne çıkar…

28.ayetlere dikkat edin. 28 ahir zamana işaret eder. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ahir dönemi olan Medine döneminde 28 sure indirilmiştir. 28.cüzdeki bütün sureler Medine döneminde inmiştir. 28.cüzdeki hiçbir sure 28 ayeti geçmiyor. Oysa 28.cüzden önceki Hadid Suresi 29 ayet, 28.cüzden hemen sonra gelen Mülk Suresi 30 ayettir.

Kabe-i Muazzama 4 köşelidir. İnsan 1 olan erkek ile 0 olan kadının birleşiminden meydana gelir. Böylece her insan mülkün sayısı olan 10 sayısıyla kendi dünyasının hükümdarıdır. 1 şavt Kabe-i Muazzama’nın etrafında 1 defa dönmektir. 1 tavaf 7 şavttan oluşur. Yani 10 olan insan 4 köşeli Kabeyi 1 defa tavaf ederek 280 sayısına ulaşır.

Kabe’yi 10 insanı ise hava, su, toprak ve ateşten oluşması dolayısıyla 4 olarak ta düşünebiliriz. O zaman da 4 olan insan 10 olan Kabeyi 1 defa tavaf ederek 280’e ulaşır. Çünkü Kabe 1 iken Müslümanlar 0’dır. 1 ‘in etrafında dönerler böylece 10 sayısı oluşur. Allah’ımız tevhid anlamında dünyada en güçlü şekilde Kabe-i Muazzama’da tecelli ederken Müslümanlarda huzura ve itminana kavuşurlar. 280; 9 ay 10 gündür. İşte bunun için umreye ve hacca giden insanlar yeniden doğmuş gibi günahlarından arınmış olarak geri dönerler.

 

ŞEHİRDE DERVİŞ KALABİLMEK

Köyde derviş kalmak kolaydır önemli olan özünden bir şey kaybetmeden şehirde derviş kalabilmektir. Çünkü metropolit hayatın öne çıkarttığı televizyon, youtube, Netflix, Tik tok, Facebook, Twitter, İnstagram gibi tek gözlü mecralar insanların maddi anlamda enerjilerini azaltırken, reklamlarda öne çıkan haramlar da manevi anlamda insanların enerjilerini tüketmektedir.

Peki bu kadar çok insanın bulunduğu bu metropolit hayatı ve mecraları onlara mı bırakacağız? Tabi ki hayır. Biz bu sosyal mecraları kullanarak tebliğ, irşad ve ihya faaliyetlerimize devam eder, bize enerji veren helal gıdalarla enerjimizi yükseltir, Allah’ımıza, eşlerimize, evladlarımıza, annelerimize, babalarımıza, kardeşlerimize, akrabalarımıza, dostlarımıza, kitaplara, toprağa ve güneşe daha fazla vakit ayırırız.

Tanıdık tanımadık tüm insanlara iyilik yapar, böylece daha huzurlu ve daha mutlu oluruz. Alışverişlerimizi banka kartlarından değil de İslam’ımızın arkasında kapı gibi duran ali devletimiz Türkiye’mizin motive olması için Türk Lirası’yla gerçekleştiririz.

 

YARATILIŞ

Kainat sayı ilmine göre nokta olan 0’dan, harf ilmine göre ise 1 olan noktadan mı başlamış ve yaratılmıştır? Bu ilk yaratılan ve ilk başlatılan nokta Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nuru mudur? İnsanlığın ilk atası olan, anlamı yokluk olan ve 0’ı ifade eden Hz.Adem’in epifiz bezine Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nuru mu nakşedilmiştir?

Fatiha Kur’an-ı Kerim’cede nokta rakamından başlıyor yani 0’dan ama Kur’an-ı Kerim’imizin 1.süresi yani Fatiha insanlığın özeti midir? İnsanlık 0 ile başlıyor 1’den yaratılıyor ve sonsuza doğru yol mu alıyor? Fatiha Kur’an-ı Kerim’cede nokta olan 0 rakamından başlıyor, Bakara 1.sayfadan başlıyor, Al-i İmran 49.sayfadan başlıyor. 1 ile 0’ın birleşiminden oluşan yani Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nuru ile Hz.Adem’in cisminin birleşiminden oluşan insanlık fani olan 49’luk zaman dilimi boyunca varlığına mı devam ediyor?

İnsanlık 1’den yaratılıp 1’in ölümüyle mi sona erecek? Yani Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nurundan yaratılıp son erkeğin ölümüyle mi sona erecek? Ya da insanlık 0’la başlayıp 0’lamı sona erecek? Yani Hz.Adem’in cismiyle başlayıp son kadının ölümüyle mi sona erecek?

 

1 İSLAM 2 TAOİZM 3 HRİSTİYANLIK

İslam’ımız tevhidi öne çıkartır. Bütün sayılar 1’den oluşur. İşte bunun için bütün dinlerde İlk insan olan Hz.Adem’in dini olan İslam’ımızdan türemiştir.

Vahdet tevhide götürür. 1’de çatışma yoktur. 1’den oluşan bütün sayılar 1’in gücüne, hikmetine ve nuruna inanır ve güvenir.

İşte bunun için 1’in yönetttiği coğrafyada çatışma olmaz. Huzur ve sukunet hakim olur.

Her kafadan bir ses çıkmaz. Herkes fikrini söyler en sonunda 1’in değerlendirmesi ve karar vermesiyle sonuca ulaşılır. İşte bu yüzden İslam’ımız istikrarı öne çıkartır. Dengeyi getirir, adaleti yayar.

Bunun en güzel örneği de Osmanlı yönetim idaresinde 401 yıl huzur içinde yaşayan Kudüs şehridir.

Taoizm ise dualiteyi öne çıkartır. Karanlık ve aydınlık, soğuk ve sıcak gibi. Taoizm’de nadiren denge çoğu zamanda rekabet olur. Denge ancak ve ancak %50’ye %50 olduğunda olur.

Denge ilk din olan İslam’ımız yani başlangıç olduğunda gerçekleşmiştir. Artık bundan sonra bu dengenin gerçekleşmesi kainattaki bu kadar farklılığı hesaba kattığımızda mümkün gözükmemektedir.

Bu denge ancak bu dinin mensuplarının tekrardan İslam’ımızı seçmesiyle mümkün olur.  İşte bunun için Taoizm’de de çatışma kaçınılmazdır.

Gelelim teslisi öne çıkartan Hristiyanlığa. Baba oğul kutsal ruha inanır. Ancak bir ailenin bireylerini oluşturan baba, anne ve evlad nasıl birbirleriyle bazen çatışıyorlarsa bu dinde de çatışma kaçınılmazdır. Bu dinin mensupları hangi tanrıya inandığına ve güvendiğine karar veremez, bu yüzden korkuya kapılırlar…

 

KATI-SIVI-GAZ

Toplumu ve piyasayı şöyle bir düşünün. Herşey kalıba dökülmüş. Bir su alıyorsun bir kalıp içinde. Bir peynir alıyorsun o da bir kalıp içerisinde. O su özgür olamadığı için pet şişenin içerisinde kötülük biriktiriyor, peynir ise daha uzun ömürlü olmak için hastalık biriktiriyor.

Şöyle yapılan binalara bir bakın. Onlarda bir kalıp içerisinde, yani maneviyatı temsil eden sıvı ve gaz bu modern dünyada maddiyatı temsil eden katıya dönüşmüş. Gıdalar katı, nesneler katı, insanlar katı…

Katıyı şöyle bir düşünün katının en yakın iki noktasını bile birbirleriyle buluşturmak o kadar zor ki çünkü o bir katı aynen gökdelenlerde ve koca koca binalarda karşı karşıya ya da yan yana komşu olan insanların birbirleriyle buluşamaması gibi. Oysa sıvı ve gazın en uzak iki noktası bile bir yolunu bulur birbirleriyle görüşür. İşte bu kapsamda yeni dünya düzeni katının yumuşayıp sıvı ve gaza dönüştüğü  bir düzen yani maddiyat olmakla birlikte asıl maneviyatın öne çıkacağı bir düzen olur.

 

HARF VE RAKAM İNSANLARI 

Harfleri ve rakamları iyi anlayın. Rakam insanları hesabi olur. Harf insanları ise hasbi olur. Rakam insanları aklı öne çıkartır, maddiyat bu insanlar için daha önemlidir. Harf insanları ise kalbi öne çıkartır, sevgi ve muhabbet aşılarlar.

Rakam insanları 10 rakamla sınırlıdır. 7’lik sistem ya da 10’luk sistem gibi sistem bazlı çalıştıklarından şekilcidirler. Harf insanları ise 28 harfle sınırsız, gelişigüzel ve serbest çalıştıklarından doğaldırlar.

İki veya daha üstü rakamın birleşiminden oluşan sayı net olarak bilinir ve keskindir. İki veya daha üstü harfin birleşiminden oluşan kelimeler ise hiç beklenmedik etkiler oluşturur, yani harfler sürprizcidir.

 

ALTIN ÇAĞ 

İnsanlık erkekliği temsil eden 1 ve kadınlığı temsil eden 0’ın birleşiminden meydana geldi, üredi, çoğaldı ve bu zamana ulaştı. Yaratıldığından bu yana bunca yıllar çalıştı, çabaladı. Gah bebek ve çocuk oldu, gah ergenliğe ulaştı, gah öğrenci oldu, gah bir işe girişti, gah askerlik yaptı, gah evlendi, gah çocukları oldu, gah yaşlandı. En sonunda ölecek ve ebediyete ulaşacak.

Kainatın yaratıldığı andan kıyametin yaşandığı ana kadar ki süreyi 1 güne benzetirseniz bu zamana kadar yaşananları insanlığın varlığını sürdürmesi için yaptığı bütün güvenlik, mutluluk ve geçim çabaları olarak düşünebilirsiniz. Hz.Adem’in sulbü ile Hz.Havva’nın rahminin birleşiminden oluşan bütün erkekler ve kadınlar 1 günün sonunda bütün işlerini tamamlayıp eve ulaştılar.

Evde akşam yemeği pişti tüm erkekler ve kadınlar bu yemeği yedikten sonra evlatlarını uyutup yatağa geçecekler ve birlikte sevişip mutlu sona ulaşacaklar. İşte şu an insanlığın sürüklendiği yeni dünya düzeni ya da bir başka ifadeyle altın çağ bu mutlu sona ulaşmak için yapılan tüm girişim ve açılımları kapsamaktadır.

Önümüzdeki yıllarda yaşanacak olan bu altın çağ; insanlığın Hz.Adem’den başlayıp yani 0’dan başlayarak saydığımız 6 gününü kapsayan 490000 yıl olarak varlığını düşündüğümüz 1 günün Hz.İsa ile biten ve üç asır olarak tahmin ettiğimiz 6 saniyesini ifade ediyor.

Şu an dünyanın sürüklendiği yeni dünya düzenine geçiş aşaması bu 6 saniyenin 0.saniyesini insanlığa yaşatmakta olup bu 0.saniye insanlığı altın çağa yaklaştırmak için yapılan girişimleri ve icraatları ifade etmektedir.

Biz öyle inanıyoruz ki Fetih Suresi’ndeki 29.ayet 2029 yılında altın çağın başladığını ve 2329 yılının bitiminde ise altın çağın biteceğini veriyor. En doğrusunu Allah’ımız bilir. 36 6×6 iken yani sonun karesi yani dünyaya ait olanın sonu iken 49 7×7 yani ahirete ait olanın başıdır. 36×49 ise hicri 1764’e tekabül eder. Hicri 1764 miladi 2333’e tekabül ediyor. Zaten 36.süre olan Yasin Suresi’nin 49.ayetinde de Sur’a üflenmesinden bahsediliyor.

Biz öyle inanıyoruz ki bu üç asrın büyük bir bölümü hem hidayet hem adalet hem de bereket açısından muhteşem olurken bu üç asrın sonlarına doğru Müslümanların sayısı azalır, adaletin aksaması istikrarı bozar, karmaşanın artması bereketi azaltır ve insanlık bu üç asrın büyük bir bölümünde yaz mevsimini, sonlara doğru hazan dönemini ve Müslümanların sayısının azalmasıyla yaşanılan Melhame-i Kübra savaşından sonra ise kış mevsimini yaşar.

Bu altın çağın sonlarına doğru erkekler ve kadınlar yavaş yavaş kirlenmeye başlar,  temizlenmek için duş alırlar ya da bir başka ifadeyle Allah’ımız bir felaket neticesinde tüm yüreği temiz olan erkekleri ve kadınları suhuletle kendi yanına çekip ödüllendirir, ardından yaşanan kıyametle insanlık yatağa girip derin bir uykuya dalar.

Bu altın çağı yaşamak için insanlığın kilit taşı pozisyonundaki Türkiye’mize çok büyük görevler düşüyor ve Türkiye’mizin sapasağlam ayakta durması gerekiyor. Türkiye’mizin sapasağlam ayakta durması için de askeriye, ekonomi, sosyoloji ve siyaset alanlarında ülkemizin başında bulunan kurum ve insanların güçlü bir irade sergilemeleri ve insanlarımızın şuurlu, değerlerine bağlı, kendini yetiştirmiş, geleceğe umut ve güvenle bakan bir anlayışa kavuşturulması gerekiyor.

Şunu unutmayın dünyada haksızlığa uğrayanlar, yiyecek bulamadığı için açlıkla kıvrananlar, bir esir gibi tüm hayatını mesaiye adayanlar 180 derece kollarını açmış hasretle ve özlemle insanlığa altın çağı yaşatacak insanlarımızı beklemektedir.

 

PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ.MUHAMMED’İN (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) TÜRKÇESİ OLAN MEHMED İSMİNİN EBCED YORUMU

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Türkçe’si olan Mehmed isminin ebcedi 92’dir.

0’ın karesi+1’in karesi+2’nin karesi+3’ün karesi+4’ün karesi+5’in karesi+6’nın karesi = 92 eder.

0’ın karesi : Hz.Adem’in kalp gözüne (epifiz bezine) nakşedilen Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nuru.

1’in karesi : Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 20 Nisan 571’de dünyaya teşrif etmesi.

2’nin karesi : Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hz.Hatice validemizle evlenip 1’ken 2 olmaları.

3’ün karesi : Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisi, damadı İmamımız Hz.Ali ve kızı Hz.Fatıma ile oluşan, Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin’den devam eden Ehl-i Beyt.

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) reis üstte ona ittiba eden Hz.Hatice ve Hz.Fatıma altta, yine aynı şekilde İmamımız Hz.Ali reis altta ona ittiba eden Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin üstte.

Yani nun harfi ile be harfinin noktaları Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile İmamımız Hz.Ali, eğik çizgiler ise Hz.Hatice, Hz.Fatıma, Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin’dir.

Nun son Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) peygamberlerin sonuncusu. Be Bismillahirrahmanirrahim’den dolayı başlangıç Hz.Ali imamların başı.

Nun’un sayısal değeri 50’dir. Shemitah döngüsünü ifade eden 49’u 0’da dahil ederek saydığımızda 50 eder. Biz kainatın sonunun 49 ile alakalı olduğunu düşünmekteyiz.

4’ün karesi : Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaşıyorken yapmış oldukları mekan yolculukları.

5’in karesi : Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaşıyorken yapmış oldukları zaman yolculukları.

6’nın karesi : Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Miraç’ta Allah’ımızı görüp yok olmayı yaşaması ya da  Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat edip Hakk’a yürümesi

 

PAKETLİ GIDALAR YA ZARARLI YA DA HARAM OLAN İÇERİKLERDEN OLUŞUYOR.

Boğazımızdan geçen gıdalar haram olan içeriklerden oluşuyorsa bu bizi zaman içerisinde İslam’ımıza ve Allah’ımıza karşı soğutuyor. Ezan okunur okunmaz namazımızı eda etmemiz gerektiği halde bu haramlar ibadetlerimizi geciktiriyor, bizi salih amellerden uzaklaştırıyor.

Lezzeti bize hoş gösterilen paketli gıdalar sağlığımıza zarar veriyor. İşte bunun için E serilerinden, glukoz-fruktoz şurubundan, emülgatörden, gazlı içeceklerden ne kadar uzak durursak Allah’ımıza ve onun ipi olan İslam’ımıza o kadar yaklaşırız.

 

RAHMETİ GAZABINDAN KAT BE KAT ÜSTÜN ALLAH’IMIZ

Rabbim biliyoruz ki Sen Sana inanmayanları ve Sana şirk koşanları sevmiyorsun. Her insana üflediğin ruhla ruhun kaynağına ulaşılmasını ve hakikatle buluşulmasını istiyorsun.

Bu dünya zindanında kimi insanlar Sende eriyip hakikate ve mutluluğa ulaşırken kimi insanlar nefis cenderesinde ezilip mutsuzluğa gömülüyorlar.

Senden gelip Sana döndüğümüz bu yolun bir durağı olan bu dünyada kimi insanlar sevgisizlikten, kimi insanlar aldatılmaktan, kimileri ise bilgisizlikten kötü ve günahkar oluyorlar.

Allah’ım canımızdan daha çok sevdiğimiz Allah’ım. Bir annenin evladına olan şefkatinden, rahmet ve merhametinden kat be kat üstü kullarına şefkati, rahmet ve merhameti olan Allah’ım. Biliyoruz ki Senin rahmetin gazabından kat be kat üstündür.

Sana inanmayanların ve Sana şirk koşanların hükmünü ya Adl ismin baskın çıkıp adaletle verir ya da Rahim ismin baskın çıkıp merhametle verirsin.

Biz Senin Rahim isminden aldığımız cesaretle yarattığın her varlığa muamele etmeni ümid ediyoruz.

Biz Seni çok seviyor Senin yarattıklarını da sırf Sen yarattığından dolayı seviyor ve iyiliklerini istiyoruz. İşte bunun için insanları azabınla cezalandırmanı istemiyor onlara bir ceza vermeyi düşünüyorsan ödüllerini onlara daha az vererek ceza vermeni istiyoruz.

Her insanda Senden bir parça var ve en kötü bir insanın bile muhakkak iyi bir tarafı var.

Şüphesiz ki Sen her işi hikmetle yapan, yarattıklarına sevgi, şefkat, rahmet ve merhametle muamele edensin.

 

ZAMANI İFADE EDEN SAYILAR (7 ve 19’un KATLARI)

0; ezeliyet başı belli değil

1; an; yani yaratma anı

5; bir saatin 12’den başlayıp 12’ye geri dönmesiyle çizilen 0, yani Kur’an-ı Kerim’cedeki 0 rakamı yani 5 sayısı. 1 günü kapsayan 5 vakit namaz.

6 veya 7; 0’dan başlayarak sayılırsa 6, 1’den başlayarak sayılırsa 7. Allah’ımızın bizim günlerimizde 1000 seneyi ifade eden 1 günü, 0.günün kaç günlük bir süre olduğu bilinmez dolayısıyla yerlerin ve göklerin 6 günde yaratılması yani 7000 yıl veya 49000 yıl ya da 490000 yıl yada başlangıcı ve sonu belli olmayan 1 hafta

12; 1 seneyi ifade eden dört mevsimin bulunduğu 12 ay ya da 24 saati ifade eden gece ve gündüzün bulunduğu ilk 12 son 12

19; 0’dan başlayarak sayılırsa 20 asır yada milattan sonraki 20 asır

28-29-30-31; 1 ayı ifade eden gün sayıları

49; 0’dan başlayarak sayılırsa 50 asır ya da milattan önceki Hz.İbrahim’e uzanan 50 asır.

81; 9×9 yani zaman anlamında yolculuk çarpı zaman anlamında yolculuk.

0 ve 1 binary sistemin esası olduğu için dahil edilmemiştir.

5+7     =12

7+12   =19

12+19 =31

19+31 =50

31+50 =81

 

7          x          8          =          56                   5 vakit namazın olduğu günlerde 1’er farklık

19       x          3          =          57                   zaman dilimi 19 önde

5

 

7          x          11        =          77                   Haftalarda 1’er farklık zaman dilimi 7 önde

19       x          4          =          76

7

 

7          x          19        =          133                 12 ayda yada 12 saatte aynı zaman dilimi 7

19       x          7          =          133                 ve 19 eşit

                        12

 

7          x          30        =          210                 Milattan sonraki 20 asırda yada sağ eldeki

19       x          11        =          209                 18’de 1’er farklık zaman dilimi 7 önde

                        19

 

7          x          49        =          343                 Aylarda 1’er farklık zaman dilimi 7 önde

19       x          18        =          342

31

 

7          x          79        =          553                 Hz.İsa’nın doğumundan Hz.İbrahim’e uzanan

19       x          29        =          551                 milattan önceki 50 asırda yada kıyamete                       50                                           kadar sürecek olan 490000 yılda 2’şer farklık                                                              zaman dilimi 7 önde

 

7          x          128     =          896                 Zaman anlamında yolculuk x zaman

19       x          47        =          893                 anlamında yolculukta 3’er farklık zaman dilimi

81                                           7 önde

 

18 + 81  = 99  yani önce ve sonra ya da faniyat + sonsuzluk  = Zaman kavramının yok olması yani esmalar.

Acaba bu 1’er 2’şer ve 3’er farklık zaman dilimleri zamanın bükülmesine mi işarettir? Acaba bu 1’er 2’şer ya da 3’er farklık zaman dilimlerinin olduğu anlar tespit edilerek zamanda yolculuk yapılabilir mi?

 

92 VE 245 SAYILARI

0’ın karesi+1’in karesi+2’nin karesi+3’ün karesi+4’ün karesi+5’in karesi+6’nın karesi=92 eder. Mehmed isminin ebcedi 92’dir. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Türkçe’si Mehmed’dir. Mehmed aynı zamanda Fatih Sultan Mehmed Han’dır. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve Fatih Sultan Mehmed Han; akıllarını ve ruhlarını kılınçla güçlendirip İslam’ımıza olgunlaşma dönemini yaşatan iki büyük şahsiyettir. Tohumun toprağı delip havaya tırmanması için sert güce ihtiyaç vardır.

8’in karesi+9’un karesi+10’un karesi ise 245 eder. Murad isminin ebcedi ise 245’tir.

Hz.Mehdi’miz ve Hz.İsa’mız ise akıllarını ve ruhlarını kalemle güçlendirip İslam’ımıza altın çağı yaşatan iki büyük şahsiyettir. Meyvenin bünyesini değiştirip toprağa düşebilmesi için yumuşak güce ihtiyaç vardır.

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 7’yi müjdelemiş 2.Murad; Fatih Sultan Mehmed Han’ı denemiş, Fatih Sultan Mehmed Han sert güçle öne çıkıp kılınç enstrümanıyla 7’yi fethetmiş, kimbilir bir başka 2.Murad yumuşak güçle öne çıkıp kalem enstrümanıyla 7’yi irşad ve ihya eder, bir başka Muhammed’i dener ve ölümünün ardından 7’yi Muhammed’e varis bırakır, bütün Muhammed’ler, Mehmed ve Murad’lar 7’yi ifade eden mezar, kabir, sırat ve mizan aşamalarında buluşur ve her biri belirlenen yörüngeye veya dereceye doğru akıp giderler.

 

İHLAS EKONOMİSİ

Kapitalist sistem parayı kutsarken ihlas ekonomisi sisteminde ise asıl amaç insanlığın ve Allah’ımızın rızasını kazanmaktır. Üç esnaf düşünelim berber, terzi ve lastik tamircisi.

Bu üç esnaf satmış oldukları ürünleri ya da yapmış oldukları hizmetleri birbirlerine maliyet fiyatı üzerinden sattıkları ya da yaptıkları takdirde herkes birbirinin istek ve ihtiyacını ucuz yoldan karşılar, ürün ve hizmetlerin daha çok üretilip daha çok tüketildiğine şahit olur, insanlığın refahı ve bereketi artar, 10 para ile 10 iş yapılırken 1 para ile 10 iş yapılır.

 

MUTLULUĞA, HUZURA, BEREKETE VE HİDAYETE VESİLE OLAN KUTLU ŞAHIS

HZ.MEHDİ’MİZİN PASİF OLDUĞU DENKLEM

(Şeytan ve Avanesi) (İnsanlık+Hz.Mehdi’miz+Tabiat) (Silah+sigara+uyuşturucu+su+gıda+ilaç+finans+enerji baronları+terör örgütleri) = Kaos, Kriz ve Savaş

 

HZ.MEHDİ’MİZİN AKTİF OLDUĞU DENKLEM

(Şeytan ve Avanesi) (İnsanlık+Hz.Mehdi’miz+Tabiat) (Silah+sigara+uyuşturucu+su+gıda+ilaç+finans+enerji baronları+terör örgütleri) = Altın Çağ

 

HZ.MEHDİ’MİZİN ÖZELLİKLERİ

Onun kimsenin aklına gelmeyen yol ve yöntemleri vardır.

O en sevilen insandır. İşte bunun için istediklerini suhuletle yaptırır.

O şu kainatta en fazla dua alan insandır. O duanın gücünün farkındadır.

Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle O insanları yüzlerinden tanır. Hangi insanı hangi kanala yönlendireceğini bilir.

O kötülüğe iyilikle karşılık verir. Kötülerin de iyiliğini ister. Kötüler Ona ve Onun faaliyetlerine bakarak yumuşamaktadır. Çünkü O iyiliğin bulaşıcı olduğunu bilmektedir. O iyiliğin dünyayı değiştirdiğine inanmaktadır.

O yaptığı hiçbir işten karşılık beklememektedir. Makam, maaş vb. Onun için önemli olan Allah’ımızın rızasını kazanmaktır.

O öldürmekten nefret eder, yaşatmaktan ise keyif duyar. Kılınçla değil kalemle gönülleri fetheder. Kendisi için istediğini bütün insanlık için de ister. Masumların ve mazlumların kanına giren ve kalemden anlamayan zalimlere ve zorbalara da anladıkları dilden cevaplar verir.

O bir devrimcidir. Bu zulüm düzeninin dişlilerini tutan vidaları nasıl gevşeteceğini bilir.

O Allah’ımızdan başka hiç bir güçten korkmaz. Hayatın da ölümün de Allah’ımızın tasarrufunda olduğunu bilir.

 

PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ.MUHAMMED’İN ESMALARI VE BURCU (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM)

MUHAMMED EBCED DEĞERİ : 132

AMİNE ANNEMİZİN EBCED DEĞERİ : 96        (AZİZ = 94 = İZZET)

DOĞUM TARİHİ : 20.04.571 = 2+0+0+4+5+7+1= 19

132’ye en yakın esmalar SELAM : 131 SAMED : 134 LATİF : 129  MU’MİN : 137

SELAM : İslam

SAMED : Beklenti içinde olmayan, Zühd

LATİF : Lütuf

MU’MİN : İman

 

BÜYÜK ESMASININ HESAPLANMASI

132+96+19=247

247’ye en yakın esma : MÜDEBBİR = 248

MÜDEBBİR : Sevk ve İdare

Burcu : Koç

20 Nisan ilk ve liderlik burcu olan Koç burcunun son günüdür. Allah’ımız ilk başta Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nurunu yaratmış olup bu nur insanlardan süzüle süzüle son peygamber olan Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ulaştı. Bu nur miraçta aktive oldu ve Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’i (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) peygamberlerin hükümdarı yaptı.

 

MURAD İSMİMİZİN ESMALARI VE BURÇLARIMIZ

MURAD EBCED DEĞERİ : 245

SAFİNAZ ANNEMİZİN EBCED DEĞERİ : 239  (KEBİR = 232 = BÜYÜK)

DOĞUM TARİHİMİZ : 20.04.1979 = 2+0+0+4+1+9+7+9 = 32 (Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile aynı gün doğduk.)

245’e en yakın esmalar  MÜDEBBİR = 248  NUR = 256 KEBİR = 232 RAHİM = 258

MÜDEBBİR : Sevk ve İdare

NUR : Parlak

KEBİR : Büyük

RAHİM : Şefkat

49×5=245 49 kainattaki en sihirli sayıdır. 7 kat yer ile 7 kat göğün çarpımından 49 doğar. Al-i İmran Suresi 49.sayfadan başlar. Fatiha, Bakara ve Al-i İmran Sureleri shemitah döngüsünü oluşturur. Biz öyle inanıyoruz ki Fatiha’nın kendisi, başladığı sayfa ve ayet sayısı Hz.Adem’in cismi ile Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nurunun birleşiminden oluşan insanı temsil eder. Bakara Süresinin sayfa sayısı ile ayet sayısı insanlığın ömrünü ve tekamülünü yani Hz.Mehdi’mizi, Hz.Mehdi’mize verilen numune 49, insanlığa verilen külli 49’a işaret eder. Al-i İmran Suresi ise Hz.İsa’mızı temsil eder. Bakara Suresi’nin son iki ayeti Miraç’la hediye edilmiş olup günün sonunda eda edilen Yatsı Namazı’nın en sonunda  bu iki ayet okunur. Eğer Bismillahirrahmanirrahim’i ayet olarak değerlendirirsek 286.ayet 287.ayet olur ve 287 41×7’dir. Yani 7’nin tekamüle, kemale doğru ilerlemesi. Kemalin pik yaptığı nokta ise Miraç’ta hediye edilen 286.ayettir.

5 ise zamanın rakamıdır. 5 vakit namaz bir günü ve bir ömrü temsil eder. Ana rahmi, bebeklik ve çocukluk Sabah Namazı’na, gençlik Öğle namazı’na, yetişkinlik İkindi Namazı’na, yaşlılık Akşam Namazı’na ve mezarlık Yatsı Namazı’na işaret eder.

 

BÜYÜK ESMAMIZIN HESAPLANMASI

245+239+32= 516

516’ya en yakın esma : REŞİD = 514

REŞİD : İrşad

Kur’an-ı Kerim’imizde bulunan ve 49.süre olan Hucurat Süresinin başlangıç sayfası 514 bitiş sayfası ise 516’dır.

REŞİD esması Esma-ül Hüsna sıralamasına göre 98.isimdir. 49×2=98 eder. İlk 49 zorluk, sonraki 49 ise kolaylık

49’un tersi 94 94.süre İnşirah Süresi: Zorlukla gelen kolaylık

Burcumuz: Koç

Yükselen Burcumuz: Arslan

Alçalan Burcumuz : Kova

20 Nisan ilk ve liderlik burcu olan Koç burcunun son günüdür. Allah’ımız ilk başta Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nurunu yaratmış ve bu nur insanlardan süzüle süzüle son imam olan Hz.Mehdi’mize ulaşmıştır. Bu nur aynaya yansıyıp ya da floresanla buluşup aktive olduğunda Hz.Mehdi’miz insanların hükümdarı olur.

 

MUHAMMED ALİ OĞLUMUZUN ESMALARI VE BURÇLARI

MUHAMMED ALİ EBCED DEĞERİ : 242

ÖZLEM ANNEMİZİN EBCED DEĞERİ : 85  (BEDİ = 86 = Benzersiz)

DOĞUM TARİHİ : 26.06.2019 = 2+6+0+6+2+0+1+9 = 26

242’ye en yakın esmalar MÜDEBBİR = 248 KEBİR = 232 NUR = 256 RAHİM = 258

MÜDEBBİR : Sevk ve İdare

KEBİR : Büyük

NUR : Parlak

RAHİM : Şefkat

 

BÜYÜK ESMASININ HESAPLANMASI

242+86+26= 354

354’e en yakın esma : RAFİ = 351

RAFİ : Şeref

Burcu : Yengeç

Yükselen: Terazi

Alçalan:Koç

 

HÜKÜMRANLIK

1, 2 ve 3’ün işaret ettiği şehirler manevi hükümranlığa ait şehirlerdir. 4’ün işaret ettiği şehir; 3 dinin atasının yaşadığı, Allah’ımızın halilim diyerek seslendiği, Nemrud’un kendisini attığı ateşi Allah’ımızın su yaparak nimetlendirdiği peygamberimiz Hz.İbrahim’in ayak bastığı şehirdir. 5,6 ve 7’nin işaret ettiği şehirler ise maddi hükümranlığa ait şehirlerdir. 1, 2 ve 3 Arabistan ve Filistin topraklarında 4,5,6 ve 7 ise Türkiye topraklarında bulunmaktadır. Şimdi isterseniz 1’den 10’a kadarki rakamlara ve sayıya uygun düşen mabed, şehir, mekan, zaman ve insanları açıklayalım.

0 : Özelde Kabe-yi Muazzama’ya en yakın bir toprak arazisi, genelde ise dünyanın herhangi bir yerinde üzerinde mescid olmayan toprak arazileri.

1 : Bulunduğu bölgeye mutluluk hormonları saçan, ahiret ile dünyanın etkileşim taşı olan Hacer-ül Esved’in bulunduğu Mescid-i Haram’ın olduğu mübarek Mekke şehri.

2 : Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şehadette Allah’ımızın kendi isminin yanında şereflendirdiği,  Allah’ımızın en değer verdiği insan olan, Allah’ımızın habibim diyerek seslendiği, Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mübarek ruhunun kudsiyet kazandırdığı, Mescid-i Nebevi’yi üzerinde bulunduran muhterem Medine şehri.

3 : 3 semavi dine ait peygamberlerin atası olan Hz.İbrahim ve onun soyundan gelen birçok peygamberin mübarek ruhlarının bulunduğu 3 semavi dine ait ulu’l azm peygamberlerin üzerinde dolaştığı Mescid-i Aksa’yı üzerinde bulunduran mukaddes Kudüs şehri.

4 : 4 cismi yani özelde insanı genelde ise kainatı temsil eder. İnsan ve Kainatın özünde hava, su, toprak ve ateş bulunmaktadır. Dünyada ateşin suya dönüştüğü tek mekan balıklı göldür. Hava, su, toprak ve ateşin aynı yerde buluştuğu, 3 semavi dinin ulu’l azm peygamberlerinin atası olup kendisiyle birlikte 4’e tamamlanan, bütün dinleri haniflikte birleştiren Hz.İbrahim’in ateşe atıldığı, insanlığın en eski tarihlerine ait kalıntıların bulunduğu Göbeklitepe’ye sahip tarihi Şanlıurfa şehri.

5 : 5 tarafa uzanan 5 parmaklı eli andıran coğrafyası ve insanlığın kilit taşı olan Türkiye’mizi yöneten Beştepe’siyle Hacı Bayram-ı Veli Camisini üzerinde bulunduran zamanın sahibi olan Ankara şehri.

6 : 600 yıllık Osmanlı tohumlarının atıldığı milattan bu zamana kadar en kudretli hükümranlığın kendi üzerinden başlangıç yaptığı Ulu Camii’yi üzerinde bulunduran ulu Bursa şehri.

7 : Başlangıçta nasıl bir hükümranlığa sahip olduğu bilinmeyen ancak zamanın sonunda insanlığa hükmeden, 7 tepesi bulunan ve bu tepeler içinde en deruni tepesi olan Ayasofya Camii’nin bulunduğu kıymetli İstanbul şehri.

8 : Ebedi hayatta bulunan en güzel mekanlar

9 : Ebedi hayatta yaşanan en güzel zaman dilimleri

10 : Allah’ımıza en yakın olduklarından nuru aynen bir ayna gibi yansıtıp ebedi hayatta bulundukları mekanları ve zamanları yıldız gibi parlatan insanlar.

Burada üstteki 7 yani 7’den 1’e doğru ilerleme, kum saatinin üst kısımları yani 7 kat gök. 0 kum tanesi yada nokta ve kum saatinin ortası, alttaki 7 ise yani 1’den 7’ye doğru ilerleme kum saatinin alt kısımları yani 7 kat yer. 7 kat göğe doğru ilerleme manevi hükümranlığa doğru ilerleme, 7 kat yere doğru ilerleme maddi hükümranlığa doğru ilerleme.

7’den 1’e doğru, yada 1’den 7’ye doğru rakamları topla, elde ettiğin sayının işaret ettiği sene öyle inanıyoruz ki İslam’ımızın hem manen hem de madden insanlığa hükmettiği seneyi ifade eder. Burada 7’nin 1’e selam götürmesi 49 yıl boyunca İslam’ımızın gönülleri fethetmesi, insanların fevç fevç İslam’ımıza yönelmesi, yerin arzu ve isteklerini göğe iletmesi yani manevi hükümranlık, nokta olarak ifade edilen 1’den 0’a dokunup tekrar 1’e dönme 1 yıl boyunca altınçağa altyapı oluşturan kuruluş ve düzenlemelerin hayata geçirilmesidir. 1’in 7’ye selam iletmesi ise 49 yıl boyunca yapılan her işin adetullaha uygun bir şekilde Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye dikkate alınarak tanzim edilmesi yani İslam ile hükmedilmesi.

Gönülleri fethetmede en önemli isim Allah’ımızın Vedud ismi iken devletleri fethetmede en önemli isim Allah’ımızın Adl ismidir. Burada 1 göğe ait olanın zirvesi iken 7 yere ait olanın zirvesidir. İşte bunun için biz yer olarak ifade edilen ve ismi Kur’an-ı Kerim’imizde arz diye geçen Dünyamızın başkentinin İstanbul’umuz olmasını istiyoruz.

0110 SİSTEMİ

Hz. İsa’mız 0’ı temsil ettiği için midir zaman onu 0 olarak kabul edip ondan önceye milattan önce ve ondan sonraya milattan sonra demiştir? Allah’ımız Kur’an-ı Kerim’imizde Hz.İsa’mızın durumu Hz.Adem’in durumu gibidir diye bahseder. Hz.Adem yokluktan geldiğine göre ve yokluk 0’ı temsil ettiğine göre Hz.İsa’mız da 0’ı mı temsil ediyor?

0’ı temsil eden ve erkek olan Hz.Adem’den 0 olan ilk kadın Hz.Havva mı yaratıldı? Yine aynı şekilde kadın olan ve 0’ı temsil eden Hz.Meryem’imizden 0 olan erkek Hz.İsa’mız mı yaratıldı?

İlk yaratılan ve 1’i temsil eden Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nuru önce 0’ı temsil eden Hz.Adem’in epifiz bezine mi nakşedilmiştir? Bu nur Hz.Adem’den Hz.İbrahim’e ondan Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve sonrasında ise ehl-i beytten taşına taşına Hz.Mehdi’mize mi ulaşmaktadır?

İşte bu yüzden Hz.Mehdi’miz 1’i mi temsil etmektedir? Namazlarda okunan salli barik duaları Hz.Mehdi’mize mi işaret etmektedir? 1’i temsil eden Hz.Mehdi’mizin sağında bulunan yani Hz.Mehdi’mize destek olan ve 0’ı temsil eden Hz.İsa’mız bir anda İslam’ın yayılışını ve İslam’ın yükselişini 10, 100, 1000, milyon ve hatta milyarlara ulaştırabilir mi?

0’ın başlangıcı Hz.Adem iken 0’ın sonu Hz.İsa’mız mıdır. Yine aynı şekilde 1’in başlangıcı Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iken 1’in sonu Hz.Mehdi’miz midir?

Binary sisteme göre 0110 olan bu sistemde baştaki 01 Hz.Adem ile Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iken sondaki 10 ise Hz.Mehdi’miz ve Hz.İsa’mız mıdır?

Hz.Mehdi’miz 10 olan binary sistemde önceliği 0’a göre değil de 1’e göre yani denetim ve yargıya göre değil de istikrar ve yürütmeye ağırlık vererek mi insanlığı organize etmektedir?

 

YATAY MİMARİ

Dikey yapılaşma demek daha çok insan demek daha çok araba demek ve şehir merkezine yada dikey yapılaşmanın bulunduğu bölgeye daha çok aracın girmesi demektir. Dikey yapılaşma demek araç otoparkında sorun demektir. Dikey yapılaşma demek kibir ve büyüklenme demektir, tabiattan uzaklaşma demektir. İnsanların arasında bulunup insanlardan kopma demektir. Dikey yapılaşma demek insanlara ulaşan güneş ışığını engellemek, karanlığı aydınlığa tercih etmek demektir.

İşte bu kapsamda devletimiz mimari politikalarında; gelişmekte olan bölgelere İslam, Selçuklu ve Osmanlı mimarisine uygun bir şekilde yatay mimarileri teşvik ederse şehrin merkezindeki insan ve araç trafiği gelişmekte olan bölgelere kaydırılır ve böylece hem trafikte hem de sosyolojide yaşanan problemler yok edilmiş olur.

 

İNCİR VE ZEYTİN

Allah’ımız Kur’an-ı Kerim’imizde andolsun incire ve zeytine diyor. Acaba zeytinin çekirdeği yumurta ve zeytinin kendisi yumurtalık olabilir mi? Yine aynı şekilde incirin nokta şeklindeki çekirdekleri milyonlarca spermi ve incirin kendisi de testisleri ifade ediyor olabilir mi?

Acaba erkek ve kadınlarda yaşanan kısırlık problemine zeytinin çekirdeği ile incirin nokta şeklindeki çekirdeklerinin bir tahta tabak içerisinde dövülerek birleştirilmesi ve yenilmesi çare olabilir mi? Ya da incir ve zeytin karışımının yenilmesi kısırlığa çare olabilir mi? veyahut incirin ve zeytinin zeytinyağı içerisinde bekletilmesi ve yenilmesi gebeliği hızlandırabilir mi?

 

OSMANLI İMPARATORLUĞU

Osmanlı 1299 yılında kurulup 1922 yılında yıkılmıştır. Kuruluş ve yıkılış aşamasındaki 23 yılın tohum ekme ve yaprak dökme olduğunu hesaba katarsak Osmanlı’nın 6 asır boyunca insanlığa hükmettiğini kabul ederiz.

Osmanlı’nın en önemli fethi medeniyetler arası köprü vazifesini üstlenen ve insanlığın kilit taşı olan Anadolu’nun incisi pozisyonundaki İstanbul’umuzun fethidir. İstanbul’umuzun fethine kadar ki geçen sürede devlet kuruluş ve gelişim aşamasını tamamlamış ve İstanbul’umuzun fethinden sonra adı imparatorluğa dönüşmüştür. 7 tepeli İstanbul’umuzu Osmanlı’nın 7.padişahı olan ve anlamı Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) olan Fatih Sultan Mehmed Han fethetmiş olup babasının ismi 2.Murad Han’dır ve Osmanlı’nın 6.padişahıdır.

9.hükümdar olan Yavuz Sultan Selim Han tahta geçiş ve tahttan düşüş yıllarını dahil ederek saydığımız 9 yıl boyunca adeta imparatorluğu 3’e katlatmıştır. Mülkün sayısı olan 10 sayısı ile ifade edilen 10.hükümdar Kanuni Sultan Süleyman Han imparatorluğu kendinden önceki hükümdardan 2 kattan daha fazlaya katlatmış ve geçmiş ve gelecek hükümdarlar içerisinde mülkü 47 yılla en uzun süreli elinde tutan hükümdar olmuş, Osmanlı’nın mülkünü en doruk noktalara ulaştırmıştır.

6 asır boyunca Osmanlı’da 6 Mehmed ve 5 Murad hükümdarlığa geçmiştir. Bu 5 Murad’dan 33.hükümdar olan 5.Murad dışında kalan bütün hükümdarlar kendi istekleriyle Osmanlı hükümdarı olmayı arzularken 5.Murad kendisi istemeye istemeye Osmanlı hükümdarı yapılmıştır.

Osmanlı’nın yükseliş dönemi 7.8.9. ve 10.hükümdarlara nasip olmuştur. 7 rakamı faniyat ile sonsuzluk arasındaki geçiş rakamıdır. Nitekim 7.hükümdardan sonra Osmanlı Devleti Osmanlı İmparatorluğu’na dönüşmüştür. 8 ve 9 rakamları ile etkileşimi ifade eden 10 sayısı ise ebedi hayatın rakam ve sayılarıdır.

Osmanlı’nın 600 yıllık yürüyüşünü meşhur mehter yürüyüşüne benzetecek olursak imparatorluk askeriye, ekonomi, sosyoloji ve siyasette o dönemin konjonktürüne ve imparatorluğun gücüne göre ilk 3 asır boyunca sağa doğru dönüş yaparak 3 adım ileriye doğru adım atmış, Anadolu’dan Afroavrasya’ya ulaşmış ve Rahimallah diyerek Allah’ım imparatorluğun bundan sonraki yıllarında yaşayacaklarına rahmetinle muamele et demiştir. Burada sağ yükselişe işarettir. Nitekim Osmanlı’da 1299-1579 arası yükseliş döneminin yıllarını ifade etmektedir.

Belli bir süre durduktan sonra ise sonraki 3 asır boyunca sola doğru dönüş yaparak 3 adım ileriye doğru adım atmış, Afroavrasya’dan Anadolu’ya gerilemiş ve Kerimallah diyerek Allah’ım benden sonra kurulan imparatorluğu büyük, onurlu ve soylu bir imparatorluk eyle demiştir. Burada sol düşüşe işarettir. Nitekim 1699-1922 arası düşüş döneminin yıllarını ifade etmektedir.

Osmanlı 6 asırın sonunda 7’yi ifade eden İstanbul’umuzu manen terkedip 5’i temsil eden Ankara’ya tutundu ve 1 asırlık uykuya daldı, deşarj oldu, enerji biriktirdi, gücünü eski seviyesinden daha güçlü bir konuma getirdi. 5; 1 asır boyunca 7’ye zemin hazırladı. Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle önümüzdeki 1 kaç yıl içerisinde 5 zamanı en etkin bir şekilde kullanarak 7’ye bağlanır, 5 ülke yönetimine devam ederken dünya yönetiminin 7 ile yapılmasını ister, 5 ülkenin başkenti olurken 7 dünyanın başkenti olur ve 7; Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle 7 asırı her bir yılı 7 yıl gibi değerli olan 10 asıra tamamlar.

 

İYİLİK HALKALARI

Ahmed, Murad ve Mehmed adında üç insan düşünelim. Ahmed çiftçi, Murad çoban, Mehmed ise sondaj teknisyeni olsun. Ahmed; Murad’a desin ki biz tarlalarımızda ürettiğimiz organik gıdalardan size ömür boyu ihtiyacınız kadarını veririz, siz küçükbaş, büyükbaş ve kümes hayvanlarınızdan bize ihtiyacımız kadarını verir misiniz?

Yine aynı şekilde Ahmed Mehmed’e desin ki biz arazilerimizde ürettiğimiz organik gıdalardan size ihtiyacınız kadarını veririz ancak sizde bizim arazilerimize sondaj vurur musunuz? Yine aynı şekilde Mehmed Murad’a desin ki hayvanlarınızın su ihtiyacını karşılamak için ağıl ve kümeslerinize yakın bir konuma sondaj vururuz, siz ihtiyacımız kadar küçükbaş, büyükbaş ve kümes hayvanlarını bize ikram eder misiniz?

Bu örneklerin sayısını olabildiğince arttırmak pekala mümkündür. Çünkü bu örneklerin sayısı çoğaldıkça çiftçi, çoban ve sondaj teknisyeni arasında olan bağ genişler bu bağa kamyon şoförü, tohum sağlayıcısı, süt dağıtıcısı, gübre vericisi, doktor, öğretmen, dekorasyon ustası, müteahhit velhasıl toplumun bütün kesimlerinden insanlar dahil olur, insanlık iyiliğin mutluluğuna şahit olur, İnsanlarımızın sadece ihtiyacı kadarını birbirlerinden istemesi ve bilinçli tüketimleri sayesinde dünya değişir ve güzelleşir.

MURAD-I İLAHİ

Sizce Allah’ımız Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gibi ya da Hz.Musa gibi bir insanla muradını gerçekleştirirken öne hep 1 insanı çıkartırken neden kesreti, topluluğu öne çıkartmıyor. Burada Allah’ımız şu mesajı veriyor. ”Ben Zatımla tekliği, tevhidi ifade ederim. Ben yapmak istediklerimi eğer enerjimi ve gücümü göstererek yapsaydım hiçbiriniz buna dayanamazdı.

İşte Ben bunun için muradımı bir insanın eliyle gerçekleştirir ve size derim ki istediğiniz kadar çok olun, ister insanlığı toplayın, ister melekleri, ister cinleri velhasıl aklınıza gelen herşeyi. Siz yapmak istediğinizi niyet edin ve bunu gerçekleştirmek için biraraya gelin, siz bunu yapamazken Ben kendime halife tayin ettiğim bir Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile, bir Hz.Musa ile, bir Hz.Süleyman ile, bir Zulkarneyn ile bunu gerçekleştirir ve size derim ki hadi engel olabiliyorsanız bu insanlara engel olun… Engel olamadınız değil mi?

İşte bu insanlar Benim yarattıklarım. Yarattıklarıma engel olamıyorsunuz Bana nasıl engel olacaksınız? İşte bunun için acizliğinizi bilin, Beni temsil eden kişiye yani halifeme Bana olan sevginizden ve saygınızdan dolayı itaat edin. İsimlerimi, kudretimi ve irademi muradıma vesile olsun diye halifemin üzerinde tecelli ettirecek olan yine Benim. Ama Ben öyle bir Allah’ım ki kainatta kusursuz olan Zatım… Siz şirke düşmeyeseniz diye halifeme hatalar yaptırır, kusurlarını gösteririm. İşte Ben böyle bir Allah’ım…”

YARDIMLAŞMA VE PAYLAŞMA FAALİYETLERİ

Paylaşmak, infak, zekat, sadaka gibi Allah’ımızın hoşnut olduğu ibadetler piyasaya bolluk ve bereket getiriyor. Bir müteşebbis helalinden kazandığı 100 TL’yi bir yoksula, bir yetime ya da bir öğrenciye verdiğinde piyasaya herhangi bir karşılığı olmayan 100 TL giriyor, 100 TL’lik ürünler piyasadan çekiliyor. Müteşebbis ilk başta zaten 100 TL’lik ürünleri satarak piyasadan çekmişti. Ardından bu yoksul insanlar piyasadan bir kere daha 100 TL’lik ürünleri çekiyor. Yani piyasadan 200 TL’lik ürünler çekiliyor. Yani müteşebbis kazandığı 100 TL’yi arz boyutunda değerlendirmiyor tam aksine yoksul insanlar eliyle talep boyutunda değerlendiriyor.

Arzın olabilmesi için talebin olması gerekiyor. Talep çok oldukça müteşebbisler ve üreticiler daha çok ürün üretiyor ve üretilen bu ürünler hem zengin ve orta sınıflarca hem de yoksul insanlarca tüketiliyor. Yani piyasaya bolluk ve bereket geliyor. Refah tabana yayılıyor, talep artıyor, ekonominin çarkları daha iyi işliyor, istihdamdaki sıkıntılar azalıyor.

Yani şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki paylaşan, infak eden, zekat ve sadaka veren insanlar tıpkı bir devletin merkez bankası gibi karşılıksız para basıyor ve bastığı bu paraları yoksul insanlar eliyle piyasaya sürüyor. İşte bunun için öyle inanıyoruz ki bu insanlar hem bu dünyada hem de ahirette Allah’ımız tarafından bir merkez bankası gibi ödüllendirilir.

 

ÇIKARDAN PARA DOĞAR SEVGİDEN İHLAS DOĞAR

Önümüzdeki 7 yıl içerisinde Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle dünyada para diye bir met’aya gerek kalmayacak. Şirketlerin ve devletlerin insanları yönlendirdiği kripto paralara ve kredi kartlarına o kadar önem vermeyin. İnsanların kalbi tam anlamıyla Allah’ımızın sevgisine ulaşmadığından şu anda askeriye, ekonomi, sosyoloji ve siyasette geçerli olan tek değişim aracı para olarak gözüküyor.

İnsanlar Allah’ımıza tapar gibi paraya tapıyorlar. Ev üstüne ev yapanlar, paralarının üstüne paralar koyanlar önümüzdeki 7 yılın sonunda o kadar pişman olacaklar ki hayatı doya doya yaşayamadıklarına…

İşte bunun için insanlara sesleniyoruz, kendinizi çıkar ve menfaate yönelten paraya değil de sizleri ihlasa ve samimiyete yönelten sevgiye odaklanın. Allah’ımızın gücünden sonra şu kainattaki en büyük güç sevginin gücüdür.

 

YUMUŞAK CİHAD VE SERT CİHAD

21.yüzyıla kadar tebliğ ve irşad bazen sert cihatla gerçekleşirken bazen de yumuşak cihatla gerçekleşmiştir. Kapalı toplumlara ulaşmanın yolu sert cihattan geçerken, günümüzün açık toplumlarına ulaşmak için yumuşak cihat yetiyor. İletişim ve etkileşim araçlarının hızla geliştiği bu fikir çağında artık bir mefkureyi insanlığa yaymak için insanların birbirleriyle çarpışmasına gerek yok, fikirlerin çarpışması yetiyor. İnsanların çarpışmasından ölümler ve kin doğuyor, fikirlerin çarpışmasından ise hakiki ve kadim bilgi doğuyor.

Allah’ımızın kainatta en nefret ettiği şeyler inkar ve şirk’tir. Kulum bana inkar, şirk, intihar ve Müslümanı kasten öldürme (Müslüman olduktan sonra tövbe edenler müstesna) günahıyla gelmesinde ne ile gelirse gelsin cezasını çektikten sonra onu ödüllendiririm mesajını hem değiştirilmemiş tek orijinal semavi kitap Kur’an-ı Kerim’imizde dile getirmiş, hem de resulleriyle insanlığa iletmiştir.

Allah’ımızın kendi indinde hak din olarak kabul ettiği ve Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) önderliğinde ve değiştirilmemiş tek orijinal semavi kitap Kur’an-ı Kerim’imizin rehberliğinde insanlığa gönderdiği bu kadim din; peygamberine, kitabına, mukaddesatına, değerlerine ve itikadına gayrimüslimlerin yaptığı onca saldırılar ve içimizdeki aklı es geçip sadece imanı hesaba katan sorgulama ve tefekkürden yoksun bazı cemaat ve tarikatların uydurmuş olduğu bid’atlara rağmen Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle bu zamana kadar dimdik ayakta kalmıştır.

Allah’ımız bu dinin kitabını 1400 küsur yıldır değiştirmeden koruyorsa ve yine aynı şekilde bu dinin peygamberinin mezarını, yaşadığı şehirleri ve emanetlerini koruyorsa ümmette Eşref-i Mahlukat Mefkuremizde ya eceliyle ölerek korunduğunu, yada ümmetin bizatihi kendisine peygamberlikten sonraki en yüce makam olan şehitliğin Allah’ımız tarafından bir lütuf olarak verildiğini değerlendirerek tebliğ, irşad ve ihya faaliyetlerini yürütmelidir.

 

BEŞERİ SERMAYE

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) “Ben ümmetimin çokluğuyla övüneceğim” mesajına uygun olarak ailelerimizin dünyaya en az 3 evlad getirmeleri çok önemlidir. Daha da önemli olanı ise bu beşeri sermayenin kalitesi ve niteliğidir. Yetişmiş, eğitimli ve dinamik bir nüfus bulunduğu ülkenin kaderini değiştirdiği gibi insanlığa yön verme kapasitesine de sahiptir. Ülkemiz genç ve dinamik bir nüfustan oluşuyor, bunu devam ettirmemiz için ailelerimizi mümkün olduğunca çocuk yapmaya teşvik etmek gerekiyor. Unutmayın ki Allah’ımız deldiği boğazı aç bırakmaz, yeter ki dünyaya gelen nasibinin peşinde koşsun…

Nüfus gelişimin en önemli göstergesidir. Her doğan çocuk insanlığa yepyeni bir dinamizm kazandırmaktadır. Her doğan çocuk büyümekte, genç olmakta ve yaşlanmakta yaşının belirli aşamalarında istek ve ihtiyaçları olmakta, bu istek ve ihtiyaçların karşılanması için camilere, okullara, hastanelere, KOBİ’lere, devlet kurumlarına ihtiyaçlar doğmaktadır.

Bulundukları coğrafyaya her doğan çocuk neşe, her büyüyen genç dinamizm, her yetişkin tecrübe, her yaşlı merhamet getirmektedir. Bir problemi çözmek için 2 kişinin iradesini, IQ’sunu ve gücünü düşünün bir de 10 kişininkini düşünün…

İşte bunun için ailelerin geçim kaygısını bir tarafa bırakıp nesillerini çoğaltmaları gerekiyor. Milyonlarca sperm arasından 1.olup dünyaya gelen bebek ana rahminde nasıl önüne gelen engelleri birer birer aşıp dünyaya gelmişse, dünyadaki engelleri de sabır, azim, çalışkanlık ve kararlılıkla aşıp kendi geçimini sağlar, etrafındaki insanlara, bulunduğu topluma ve insanlığa yararlı ve hayırlı işlerde bulunur.

Dünyadaki ömrünü tamamladıktan sonra ise ebedi hayata göç edip dünyada yapmış olduğu salih amellerden hem kendisine hem de onun dünyaya gelmesine vesile olan anne, baba ve atalarına sevabı dokunur…

 

HAYAT MARATONU

Maraton koşucularına selam olsun… Hayat maratonunda önemli olan kısa mesafe koşucuları gibi yani dünyayı düşünüp maddiyatı öne çıkartarak hırs ve hız yapmak, bedenen, zihnen ve ruhen yorulup yolda tıkanmak değil, ebedi hayatı düşünüp maneviyatı öne çıkartarak, zamanı ve performansı en iyi şekilde kullanmak, imanı doruk noktalara ulaştırmak, ilmi yüce mertebelerle buluşturmak, hayatı salih amellerle süslemek ve son nefesi bitiş çizgisine mutmain bir şekilde üfleyerek Aşkımız ile buluşmaktır.

 

AYASOFYA’M ÇOK ŞÜKÜR ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞTUN

Çok şükür Ayasofya’m bedenindeki, zihnindeki ve gönlündeki esaret zincirlerini kırdın. Sana ibret ve muhabbetle bakan Müslümanların üzerindeki sis perdesini de yırtarsın zaman içerisinde.

Sen kilidini açan anahtarını bekliyordun sırlarını, gizemlerini, metafizik güçlerini Müslümanların himmetine sunmak için.

Allah’ımıza sonsuz kez hamd olsun.

Sen ismindeki ve ruhundaki kutsal bilgelik sayesinde Müslümanların ufkunu açıp, korkularına cesaret katmaktasın.

Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın Sen; özündeki bilgelikle önüne bakıp, üzerimizi aydınlatmaktasın.

Allah’ım Sen bu camiyi özüne döndürenlerin önünü aç, hikmetlerine hikmet kat, ümidlerini cesaret yap.

 

ALLAH’IMIZA SAVAŞ AÇAN FAİZ DÜZENİ

Paradan para kazanayım derken Allah’ımız ile savaştığımızın ne zaman farkına varırız? Faiz demek tembellik demektir. Alın ve akıl terinin sömürülmesi demektir. Üçkağıt ekonomisi demektir. Zulüm demektir. Ne zaman uyanırız şeytan ve avanesinin boyalı kağıt parçalarıyla birbirimizi birbirimize düşürmesinden.

Oysa bu ümmet içerisinde tulumba misali saf ve berrak suyundan insanlığa kana kana su içirmek isteyen o kadar alicenap müteşebbisler var ki ancak bu müteşebbisler; finansal sistemin faizle kirlenmiş 1 tas kirli suyunu tulumbasına boşaltıp tulumbasının derinliklerindeki saf ve berrak suyunu kirletmek istemiyor.

Yani ne tulumbada, ne tulumbayı akıl ve alın teriyle işletecek alicenap müteşebbislerde ne de tulumbanın derinliklerindeki saf ve temiz su da problem yok, sorun tulumbaya 1 tas pis su sunan finansal sistemin faizi esas alan kirli düzenindedir.

İnsani dünya düzeninde para araç insan ise amaçtır ve bunu insanlığa yayan KOBİ’lerdir. Kapitalist dünya düzeninde ise insan ve para araç, güç uğruna yaptıkları zulüm ise amaçtır ve bunu dünyada yürütenler ise şeytan ve avanesi, onlara bağlı baronlar ve bu baronların kontrolünde olan şirketler ile bankalardır.

Bankalar şeytani zihniyete hizmet etmek için piyasayı faiz denilen illetle inim inim inletiyorlar. Bir müteşebbisin reel sektörde yatırım yapıp, riske katlanıp, emek ve çaba sarf ederek kazandığı 1000 TL’yi, bir başka kişi hiçbir işe elini sürmeyip finans sektörüne yatırdığı paraya uygulanan faizle kazandığında o KOBİ’nin moralinin ne hale geldiğini düşünün.

İşte bunun için insanlığa halis düzen hakim olana kadar yani ihlas, kağıt parçasını alt edene kadar bu boyalı kağıt parçalarını kendimiz üretmeli, refahı çoğaltmak için faizsiz finans sistemini kurmalı, kirlenmemesi için kendi kurumlarımızda korumalı ve insanlığa Allah’ımızın helal bir şekilde emrettiği saf ve berrak taslarla sunarak tulumbaları şarıl şarıl coşturtmalıyız.

 

TAKVA VE İHLAS

Allah’ımızdan korkup günah işlemeyen takva sahibi bir müttaki mi yoksa Allah’ımızı sevmesine rağmen günah işlemiş ihlaslı bir salih mi Allah’ımız katında daha sevimlidir? Takva saygıdan, ihlas ise sevgidendir.

Takva hasletinin piri olan Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ümmetim ümmetim diyerek ümmetine kol kanat germeyi isterken İhlas hasletinin piri olan Hz.Mehdi’miz insanım insanım diyerek insanlığa kol kanat germeyi mi istemektedir?

Hz.Mehdi’miz dünyada dedesi olan Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) saygısını ve sevgisini gösterirken, Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ahirette torunu olan Hz.Mehdi’mize sevgisini ve saygısını mı göstermektedir?

 

YAPAY ZEKA

Yapay zekayı insanlığın faydalı alanlarında kullanarak tüm zor işlerimizi robotlara yaptırır insanların sadece zevk aldığı mesleklerde çalışmalarını sağlarız. Ancak bunu yaparken muhakkak surette yapay zekanın kontrolü adil bir otoritenin inisiyatifinde olmalıdır. Yapay zekanın yönetimi zalim ve zorbanın eline geçtiğinde insanlığın felaketiyle sonuçlanır.

İşte bu kapsamda insanlık şuurlu olduğu ve temiz kalmaya devam ettiği müddetçe ve başa geçen insanları feraset ve basiretiyle seçtiği sürece yapay zekadan korkmaya gerek yoktur. Çünkü biz biliyoruz ki başa geçen toplumun aynasıdır. Toplum kötüyse başa geçende kötü olur.

Biz bir bakıma bu robotları cennette bize hizmet eden hurilere benzetiyoruz. Cennette kötülük olmadığı için hurilerde kötü olmazlar. İşte bu kapsamda tüm zor işlerimizi robotlara havale ettiğimiz altın çağa zemin hazırlamak için baştakileri bir kenara bırakıp öncelikli olarak fert fert toplumu düzeltmek için çaba sarfetmeliyiz. Toplum düzelmeye başladığında zaten baştakiler halkın denetimi ve kontrolü neticesinde insanlığın kötülüğüne sebep olan işlere cüret edemez, daha adil ve daha hakkani bir yola yönelirler.

 

GEL! NE OLURSAN OL, YİNE GEL!

İster Çinli ol, ister Rus, istersen Amerikan

Yetmedi mi bunca yıldır güç uğruna çatışman

Güce ulaştığında koruyon mu zalimden, zorbadan?

İster beyaz ol, ister zenci. Sevgidir asıl belirleyici

Budist ya da Hindu nasıllardır sizce?

İyiliği yüceltmek gerekir bizce

Katolik, Ortodoks ya da Protestan,

Yazalım hep beraber yepyeni bir destan.

Şii ya da Sünni ne fark eder?

Yeni bir dünya inşa edelim hep beraber…

 

MELHAME-İ KÜBRA

Dünyayı çatışmaya zorlayan şeytan ve avanesi dışında kimse çatışma istemiyor tam aksine çatışma bölgelerinin hakkı esas alarak barışa ve sukunete kavuşturulmasını istiyor. O zaman dünyanın akl-ı selim devletleri ve akl-ı selim liderleri dünyayı çatışmaya yönlendiren bu şeytan ve avanesinin yönetimindeki gafil insanları ve devletleri rasyonel politikalar geliştirerek uyandırmalıdırlar.

Zaten biz öyle umuyoruz ki Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hadis-i şeriflerinde geçen Melhame-i Kübra dünyadaki akl-ı selim devletlerin yetenekleri ve stratejileri doğrultusunda kıyamete yakın bir süre zarfında gerçekleşir ve bu savaş vesilesiyle sayıları az kalmış müslümanların ruhunu Allah’ımız suhuletli bir şekilde kabzeder.

İşte bu kapsamda akl-ı selim devletlere ve akl-ı selim liderlere sesleniyoruz. Gelin aramızdaki kin ve nefreti  birbirimizi anlayarak sevgiye ve muhabbete dönüştürelim. Hepimiz insanız ve insan fıtratında iyilik yapma duygusu daha güçlüdür.

Son 1 asırdır gücü elinizde bulundurduğunuz halde dünyaya huzur getirmediniz, biz ise huzur için, sevgi için geliyoruz. Bizden korkmanıza gerek yok biz esaretin prangasından hem sizi hem de bizi kurtarmak için geliyoruz, kin kusmak için değil. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke Fethi’nde yaptığı gibi affetmek için geliyoruz, çırpınmakta olan şeytan ve avanesinin kötülük sistemine iyilikle çomak sokup dünyayı cennete benzetmek için geliyoruz…

 

KRAVAT

Şeytan ve avanesinin insanlığa giydirdiği kravat elbisesi mideye giden yemek borusunun, kalbe giden soluk borusunun ve beyne giden sinir borularının kesiştiği boğazı düğümleyerek yediğimiz gıdaları, aldığımız nefesi ve düşünme melekelerimizi baskılayan bir esaret elbisesidir.

Eğer siz güzel görünmek adına bu üç boruyu bir düğümle düğümlerseniz bedeniniz belki şık görünür lakin ruhunuz, aklınız ve nefsiniz nefes alamaz, özgür düşünemez, tatmin olamaz.

 

ESTETİK MAHREMİYETTE KIYMETLİDİR

Kadınlarımız çevrelerine daha güzel görünebilmek için ruj, oje, far, fondoten vb. malzemeleri ciltlerinde kullanıyor, açılmaması gereken yerlerini açıyor, vücut ölçülerini belli eden elbiseleri giyiyor, dış görünümlerini güzelleştirirken, maneviyatlarını dumura uğratıyorlar. Bu malzemelerde bulunan kimyasalların etkisiyle sağlıklarına zarar veriyorlar.

Oysa güzellik mahremiyette değerlidir. Güzellik yapılacaksa eşe yapılır. Dışa yapılan güzellikle kadınlara kötü gözle bakmak istemeyen erkeklerin kul hakkına girdiğimizin ah bir farkına varsak…

 

ZİHİN VE GÖNÜL 

Nur nokta ya da 0 ile ifade edilen beynin epifiz bezine nakşedilirken ruh 1 ya da elif ile ifade edilen kalbin en güzel yerine mi üflenir?

0 veya nokta ile başlanır 1 ya da elif ile mi yaratılır. Işte bunun için mi insanın ilk yaratılan organı kalptir?

Soğukkanlı İngilizler akılla zihinleri kazanırken sıcakkanlı Türkler kalple mi gönülleri fetheder? Akıl bilim ise din kalp midir?

İlk emri oku olan Kur’an-ı Kerim’imizde en çok zihne referans verilirken ilk emri sev olan İncil’de ise en çok gönle mi referans verilmiştir?

 

SİYASET YOLCULUĞUMUZ

Siyasete parti olarak değil kendin olarak atılıyorsun. Parti liderleri ve milletvekilleriyle iyi geçinmeye çaba gösteriyorsun. Parti liderleri ve milletvekilleri attığın yanlış adımlarda seni denetliyor, durduruyor ve istikamete yöneltiyorlar.

İnsanlığın hayrı adına bir kanun çıkartmak istediğinde parti liderleri ve milletvekilleriyle irtibata geçiyor, kanunun hayrını anlatıyor ve böylece kanunu hayata geçiriyorsun.

Parti liderleri ve milletvekilleri senin için denetçi sen ise icracısın.

İyilik adına faaliyetlerini öyle geliştiriyor ve ilerletiyor, kurum ve teşkilatlarını öyle güzel yapılandırıyor ve organize ediyorsun ki once Türkiye’miz ardından İslam coğrafyaları ve en sonunda ise dünya adım adım cennete benziyor.

Sana yakın olanları ve yönlendirdiklerini öyle iyi organize ediyorsun ki damardaki tıkanıklıklara anında müdahale ediyorlar. Yani her seçimden sonra sana rey vermeyenlerin niçin rey vermedikleriyle ilgili görüş ve fikirlerini dikkate alıyor, yanlış yaptığın hususları, politikaları, niyet ve davranışları düzeltiyorsun.

Seçimlerden sonra ise kulağın delik bir şekilde yaşanan problemlere anında neşteri vuruyor, yara büyümeden şifaya kavuşturuyorsun.

Sen insanların sana sevgi ve muhabbet beslemesinden ve şu an ki özgür yaşamından büyük keyf alıyorsun. İşte bu yüzden karar verici bir konuma geldiğinde halktan kopmuyor, yaşamına aynen kaldığı yerden devam ediyor, hem kendin hem de idarendekiler mutlu, huzurlu, neşeli ve relaks oluyorlar. Yani siyasetini Adetullah içerisinde eritip akış içerisinde sörf yapıyorsun.

İşte bunun için siyaseti resmiyetten uzak halkın arasına karışarak ve halktan farklı olmayarak yürütüyorsun. Çünkü Sen sayılmaya değil sevilmeye layıksın.

 

245 EBCEDİ, RAHİM KÜÇÜK ESMASI, REŞİD BÜYÜK ESMASI, 79 DOĞUMU

Hükümranlığın süresi olan 12.süre Yusuf Suresi’nin 244.sayfası 79.ayetle başlıyor. Kur’an-ı Kerim’imiz 0.sayfadan başladığı için aslında 244.sayfa 245.sayfa olur. Hz.Mehdi’mizin doğumu ile ebcedi hükümranlığı ifade eden sürede mi buluşuyor?

Kur’an-ı Kerim’imizde rahmet ve doğruya iletilme (hüda) kelimeleri 79’ar defa eşit bir şekilde geçmektedir. İnsanlara karşı çok merhametli ve insanların hidayetine vesile olduğunu düşündüğümüz Hz.Mehdi’miz 1979 yılında mı doğmuştur? Enbiya Suresi 112 ayettir. 112 28’in 4 katıdır. Enbiya Suresi 107.ayette “Seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik” diye belirtilen zat hidayete ve rahmete vesile olan zat mıdır? Ayrıca 107 sayısı 28.asal sayıdır. 28 tasavvufta son aşamadır. Bu 107.ayet 330.sayfada geçmektedir. 33×10 330 eder. 33 dereceyi 10 mülkü işaret eder.

Vakıa Suresi’nin 79.ayeti Kur’an-ı Kerim’imize ancak temiz olanlar dokunabilir diyor. 1979 yılında doğduğunu düşündüğümüz Hz.Mehdi’miz Kur’an-ı Kerim’imizin müteşabih ayetlerini aynen Kur’an-ı Kerim’imizin bölüm bölüm indiği gibi dönem dönem mi açıklar?

1979 yılının ilk 9 ayında doğan bir insanın varlığı yani ana karnına düşüşü 1978 yılı içerisindedir. 78 numaralı element platin iken 79 numaralı element ise altındır. En değerli elementler olan altın ve platin gibi gönlü ve zihni zengin olan insan 1979 yılının ilk 9 ayında doğduğunu düşündüğümüz Hz.Mehdi’miz midir?

Kur’an-ı Kerim’imizde geçen menyeşa kelimesinin anlamı dilediği, murad ettiği’dir. Biz öyle inanıyoruz ki Kur’an-ı Kerim’imizde geçen bu ibarenin Yahudilikteki karşılığı Moşiyah’tır. Yani Hz.Mehdi’mizdir. Menyeşa kelimesinin ebcedi 401’dir. 401 ise 79.asal sayıdır. İşte bu kapsamda Hz.Mehdi’miz 1979 yılında mı doğmuştur? Menyeşa kelimesinin geçtiği ayetlerin bir kısmı Allah’ımızın dilediği insan olan Hz.Mehdi’mize mi işaret etmektedir?

İlk 10 asal sayının üst üste toplamı 129 eder. Rahim esmasının ebcedi ise 258’dir. Yani 129’un 2 katıdır. 258’in iki katı ise 516’dır. 516’ya en yakın esma ise Reşid esmasıdır. 20.asrın başından başlayıp günümüze kadar gelen mücadele 21.asrın başında daha bir alevlenmiştir. Gönüller ve zihinler İslam’a ısınmaya başlamıştır.

İşte bu kapsamda 10.asal sayı olan 29 ile ulaştığımız 2029’da mülk elde edilirken 258 ile hükümdarın da halktan farklı olmadığı bir sistemle halka şefkat ve merhamet mi gösterilir? 516 ile ise tüm zahiri ve batıni sırların Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle verilmesinden sonra halkın gönülleri ve zihinleri irşad mı edilir?

HZ.MUHAMMED’İMİZ HZ.MEHDİ’MİZ VE HZ.İSA’MIZIN SAYILARI VE ŞİFRELERİ

6, 7, 23, 40, 43, 47, 61 ve 92 sayıları Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)

7, 19, 23, 28, 29, 33, 40, 43, 49, 50, 78, 79, 99 ve 100 sayıları Hz.Mehdi’mize,

19, 40, 49, 68, 78, 200 ve 259 sayıları ise Hz.İsa’mıza mı işaret eder?

8.asal sayı olan 19 sayısı ruhun mekana yayıldığı Hz.İsa’mıza

9.asal sayı olan 23 sayısı nurun zamana yayıldığı Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)

10.asal sayı olan 29 sayısı mülkün mekana ve zamana yayıldığı Hz.Mehdi’mize mi işaret etmektedir?

Başlangıç ile sonu birleştiren zat nur ile atadan ruh ile atiden mi buluşmaktadır?

 

DAL HARFİNİN GİZEMİ VE CAZİBESİ

Dal harfi 4 demektir. Eğer 0’ı da dahil edersek o zaman 5 olur. Dal harfini 4 büyük melek destekler. Hz.Musa’yı örnek alarak Allah’ımızla konuşur, Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nuru ile Hz.İsa’mızın ruhunu birleştirip Hz.Davud ile hükümranlığa ulaşır. 4 büyük kitap ona kılavuzluk eder. Hava, su, toprak ve ateş ona yardım eder.

İlk 4 rakam onu 10’a yani hükümranlığa ulaştırır. Buna siz ilk 5 rakam da diyebilirsiniz. Çünkü 0 hiçliktir, 1 varlıktır, 2 dualitedir, 3 çeşitliliktir, 4 ise özde insan tümde kainattır.

4 teşkilatçı rakamdır. Kurduğu düzeni 4 sağlam ayağa oturtur. 2’nin karesi 4’tür. Dikeyde iki zıt unsuru birbirleriyle itiştirmeden dengelerken, yatayda iki değişik unsuru birbirleriyle çekiştirmeden dengeler.

Yani 4 ve 4’ün ortası olan hiçlik gibi ya da Kabe ve Kabe’nin içi gibi ya da mıknatıs gibi hem iter, hem çeker. Bu çekim ve itimlerden kargaşa ve kaos oluşmaz, tam aksine huzur ve cazibe oluşur aynen Kabe gibi.

Şu an dünya üzerinde dal harfi hüküm sürmediği için bu çatışmaları yaşıyoruz. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaşattığı saadet döneminin payında isminin sonundaki dal harfinin etkisi vardır diye tefekkür ediyoruz.

Dal sevgi ve merhametle gelen güç ve kudret demektir.

0’dan dolayı dal iyi görür, iyi işitir, iyi koklar, iyi tat alır ve iyi hisseder. 0’dan dolayı dal iki zıt renk olan beyaz ile siyahı dengeler, bütün renklerin anası olan kırmızı, mavi ve sarıyla cümbüş oluşturur.

4 büyük cami olan Kabe-yi Muazzama, Mescid-i Nebevi, Mescid-i Aksa ve Ayasofya’da sekinete ve itminana kavuşur.

4 halife olan Hz.Ebubekir ile sıdka, Hz.Ömer’le adalete, Hz.Osman’la iffete ve Hz.Ali’miz ile yüceliğe ve ilme yelken açar.

Dal İmam Maturidi ile zahiren akla, Muhyiddin İbni Arabi ile batınen ruha, Şeyh Edebali ile Kut’a, Hoca Ahmed Yesevi ile gönle, Mevlana ile tasavvufa ulaşır.

Dal harfi Fatiha ile başlar ve bitirir, İhlas ile saflaştırır, Fetih ile fetheder, Yusuf ile hükümranlığa ulaşır, Yasin ile ahir zamanı ve kıyameti hatırlatır.

Allah’ımızın 4 muazzam ismi olan Rahman ve Rahim’le şefkati ve merhameti yayar, Hay ve Kayyum’la düzeni ayakta tutar.

Osman Bey’le kurar, 2.Murad’la Mehmed’i ya da Muhammed’i dener, Fatih’le fetheder, Yavuz’la hilafeti tesis eder, 2.Abdulhamid’le ittihadı güçlendirip imparatorluğa zemin hazırlar.

Maveraünnehir coğrafyalarını atası bilir, Pakistan’la gücüne güç katar, Azerbaycan’la kardeş olur, Katar’la zenginleşir, Libya ile Akdeniz’i göle çevirir.

İmamımız Hz.Ali ile imami atasına, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile ümmedi atasına, Hz. İbrahim ile dini atasına, Hz Nuh ile kavmi atasına, Hz. Adem ile insani atasına bağlanır.

Hz. Eyyüb gibi sabırlı ve sebatkar, Hz. Süleyman gibi ümperyal, Hz. İbrahim gibi halil ve halis, Hz. İsmail gibi tevekkel, Hızır Aleyhisselam gibi ledünnidir.

Hz. Meryem’imizin kudsiyetine, Hz. Hatice’nin sevgisine, Hz. Hacer’in teslimiyetine, Hz Fatıma’nın ailesine hayrandır.

Mim ile olgunluğa ulaşır, ra ile kut alır, kendisi ve niteliği ile gücüne güç katar, kef ile her zaman genç ve dinamik kalır, şın ile maddi ve manevi bütün zevklerin tadına bakar.

Alparslan’la ateşi Anadolu’dan tutuşturur, Selahaddin Eyyübi ile Kudüs’e barışı, huzuru ve mutluluğu getirir, Tarık Bin Ziyad’la Avrupa’nın batı yakasına yelken açar, Gazneli Mahmud’la Güney Asya’ya İslam’ın tohumlarını saçar.

Somali ile Afrika’ya, Doğu Türkistan ile Çin’e, Keşmir ile Hindistan’a, Venezuela ile Güney Amerika’ya, beyaz bir evle Kuzey Amerika’ya kapı aralar.

Suda hareketli suyu, yağlarda zeytinyağı ve tereyağını, proteinlerde kuzu eti, inek eti, yumurta, balık ve mantarı, probiyotikte yoğurdu, vitamin, mineral, prebiyotik, antioksidan, lif ve baharatlarda zeytini, kuru inciri, limonu, domatesi, sarımsağı, soğanı, maydanozu, semiz otunu, yeşil köy biberini, havucu, bamyayı, yeşil fasülyeyi, brokoliyi, patlıcanı, yeşil mercimeği, kırmızı mercimeği, nohudu, kuru fasülyeyi, karpuzu, çayı, pişirilmiş inek sütünü, bademi, cevizi, fındığı, hurmayı, çörek otunu, kuru naneyi, kekiği, sumağı sofrasından ve midesinden eksik etmez, sıhhatine dikkat eder.

Mü’minlerle imanını tahkim eder, alimlerle zahiri ve batıni anlamda ilim paylaşır, salihlerle salih amelleri yaygınlaştırır, ariflerle içe yolculuk yapar, kamillerle kemale ulaşır.

Sokrates’in erdemine, Konfüçyüs’ün hikmetine hayrandır, Lao Tzu ile dualiteyi, Pisagor ile sayı ilmini keşfeder.

Garbın aklı ile şarkın ruhunu kaynaştırır, Şimalin akl-ı selim ve soğukkanlı insanları ile cenubun kalb-i selim ve sıcakkanlı insanlarını buluşturur.

Maddi ve manevi müziklerle ruhunu dinlendirir ve harekete geçirir, yürüyüşle hayaller kurar ve tefekkür eder, güncel ve ufuk açan kitaplarla ilmini geliştirir, sosyal medyada takip ettikleriyle moral ve motivasyonunu yükseltir, satrançla stratejik zeka kapasitesini test eder.

Silahın yerine fikri tesis etmek için askeriyede, paranın yerine ihlası ikame etmek için ekonomide, makam ve mevkinin yerine sevgiyi öne çıkarmak için sosyolojide, devletlere ait fiziki sınırların yerine insanlar arasında manevi sınır olan İslam’ı yerleştirmek için siyasette stratejiler geliştirir.

Kalemiyle cihad sahasının teknik direktörü, huşu ve hudusuyla namazında Rabbiyle buluşmanın mutluluğu, dualarıyla hayallerini gerçeğe dönüştürmenin sevinci, zikirleriyle Aşkının içinde erimenin hazzı, maddi, manevi ve ilmi paylaşımlarıyla çoğalmanın huzurudur.

Selçuklu’yla Hazar Gölü’nü çevreleyip göl imparatorluğuna kavuşur. Anadolu Selçuklu’yla geriye çekilip güçlenmeye başlar. Osmanlı’yla Akdeniz’i çevreleyip deniz imparatorluğuna dönüşür. Türkiye Cumhuriyeti Devletiyle geriye çekilip güçlenmeye başlar ve en nihayetinde Eşref-i Mahlukat İmparatorluğu ile okyanusları çevreleyip okyanus imparatorluğuna ulaşır.

Hadi o zaman gelin dal ile aşka, sevgiye, merhamete dalalım, derinlerden inciler mercanlar çıkartalım. Mutluluğu, huzuru, bereketi ve hidayeti dallandırıp her daldan değişik değişik meyveleri insanlığın hizmetine sunalım…

 

ONSUZ OLAMADIĞIMIZ, HAYATIMIZIN ANLAMI, AŞKIMIZ…

ALLAH’IMIZ

MANEVİ ANLAMDA SEVDİKLERİMİZ

DUA

ZİKİR

İMAN

İSLAMİYET

NAMAZ

KUR’AN-I KERİM

HZ.MUHAMMED (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM)

İYİLİK

İHLAS

RUH

HUZUR

MUTLULUK

CİHAD

HİDAYETE VESİLE OLMA

TEFEKKÜR

İLHAM

HİKMET

GÖZYAŞI

MEFKURE

TASAVVUF

ANNE VE BABA DUASI ALMA

ALİM, SALİH, KAMİL VEYA KUTUBLARDAN VAAZ DİNLEME

TEBLİĞ, İRŞAD VE İHYA

SILA-YI RAHİM

SEVGİ

SAMİMİYET

DÜRÜSTLÜK

TEVAZU

FAZİLET

SAADET

İLİM

AKIL

TEKAMÜL

TEBESSÜM

MUHABBET

ŞÜKRETME

KANAAT

SABIR

TEVEKKÜL

İFFET

EDEP

İKRAM

UMRE VE HAC

ZEKAT

SADAKA

SAHUR BEREKETİ VE İFTAR SEVİNCİ

 

MADDİ ANLAMDA SEVDİKLERİMİZ

ÖZGÜRLÜK

SIHHATLİ BİR ÖMÜR

ZAMANI EN VERİMLİ BİR ŞEKİLDE KULLANMA

REFAH

KADIN

YÜRÜYÜŞ

HAYAL KURMA

EVLAD

GOOGLE

SEYAHAT

UFUK AÇICI PROGRAMLAR

KİTAP OKUMA

ÖĞRENME

MÜZİK DİNLEME

YOUTUBE

AKİT TV

YENİ ŞAFAK GAZETESİ

SATRANÇ

ARAŞTIRMA

KALİTELİ İNSANLARLA TANIŞMA

ETKİLEŞİM

ASTROLOJİ

KİŞİLİK VE KARAKTER ANALİZİ

İNSANLARI ORGANİZE ETME

KALİTE

KEŞFETME

DİNAMİZM

SİNERJİ

EŞİMLE MUHABBET ETME

EVLADLARIMLA OYUN OYNAMA

ANNEMİ VE BABAMI ZİYARET ETME

KARDEŞLERİMLE GÖRÜŞME, SIKINTILARINI GİDERME

YAKINLARIMLA PİKNİK YAPMA

A HABER-24 TV-ÜLKE TV-TVNET

FACEBOOK

TWITTER

İLTİFAT ETME-İLTİFAT ALMA

UYKU

İSLAM’A UYAN TATİL

SICAK SU İLE DUŞ ALMA

 

ÖRNEK ALDIĞIMIZ MANEVİ ŞAHSİYETLER

HZ.MUHAMMED (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM)

HZ.İSA

HZ.MERYEM

HZ.ALİ

HZ.DAVUD

ZULKARNEYN

HZ.SÜLEYMAN

HIZIR ALEYHİSSELAM

ASHAB-I KEHF

HZ.İBRAHİM

HZ.MUSA

HZ.ÖMER

HZ.İSMAİL

HZ.HATİCE

HZ.HACER

HZ.FATMA

HZ.ASİYE

MUHYİDDİN İBN-İ ARABİ

ŞEYH EDEBALI

HOCA AHMED YESEVİ

İMAM MATURİDİ

MEVLANA CELALEDDİN RUMİ

ŞEMS-İ TEBRİZİ

YUNUS EMRE

İMAM-I AZAM EBU HANİFE

HACI BAYRAM-I VELİ

HACI BEKTAŞ-İ VELİ

KUTUBLAR

KAMİLLER

SALİHLER

ALİMLER

 

SEVDİĞİMİZ YUMUŞAK GÜÇ UNSURLARIMIZ

İSTANBUL’UMUZ

OSMANLIDAN VE SELÇUKLUDAN KALAN HATIRALARIMIZ, MİRASIMIZ VE TECRÜBELERİMİZ

TBMM’NİN ŞAHSİ MANEVİSİNDE MÜNDEMİÇ OLAN HİLAFET MAKAMIMIZ

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞIMIZ

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATIMIZ

UFUK AÇAN WEB SİTELERİMİZ

UFUK AÇAN DÜŞÜNCE KURULUŞLARIMIZ

UFUK AÇAN YOUTUBE KANALLARIMIZ

UFUK AÇAN FACEBOOK HESAPLARIMIZ

UFUK AÇAN TWITTER HESAPLARIMIZ

UFUK AÇAN TELEVİZYON KANALLARIMIZ

UFUK AÇAN KİTAPLARIMIZ

UFUK AÇAN GAZETELERİMİZ

MEDENİYETİMİZİN ADALETİNİ VE HİKMETİNİ ÖNE ÇIKARTAN YAPIMLARIMIZ, DİZİLERİMİZ, FİLMLERİMİZ

KÜLTÜR ELÇİLERİMİZ

MAARİF VAKFIMIZ

TÜRKİYE DİYANET VAKFIMIZ

TİKA

TÜRK HAVA YOLLARI

TRT WORLD

A NEWS

İNSAN MERKEZLİ BÜYÜKELÇİLİKLERİMİZ

DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER KURULUMUZ

TÜRKİYE İHRACATÇILAR MECLİSİMİZ

İHH

KIZILAY

İLİM YAYMA CEMİYETİMİZ

DARÜŞŞAFAKA

YEŞİLAY

TÜRGEV

ENSAR VAKFIMIZ

İDDEF

ANADOLU AJANSIMIZ

MÜSİAD

YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞIMIZ

YUNUS EMRE ENSTİTÜMÜZ

AFAD

YERYÜZÜ DOKTORLARI

DARÜLACEZE

DENİZ FENERİ

SADAKA TAŞI

VERENEL

MAZLUMDER

KARDEŞ ELİ

CANSUYU

HİRANUR DERNEĞİ

ÇARE DERNEĞİ

POPÜLER OLMAYAN DİĞER YARDIM KURULUŞLARIMIZ

OKÇULAR VAKFIMIZ

DİKKATİMİZİ ÇEKMEYEN DİĞER TÜM MÜESSESELERİMİZ

 

HÜKÜMRANLIĞA GİDEN YOL

ALLAH’IMIZIN İZNİ, LÜTFU VE İNAYETİ

ALDIĞIMIZ DUALAR

GİMSETAP

DÜNYAYI CENNETE BENZETMEYE VAR MISIN ADLI KİTABIMIZ

İLM-İ LEDÜN

POTANSİYELİMİZ

TEŞKİLATLANMA

ETKİLEŞİM SAYESİNDE OLUŞTURDUĞUMUZ SİNERJİ

DEĞİŞİM SAYESİNDE OLUŞTURDUĞUMUZ DİNAMİZM

AKTİF KULAK AKTİF EYLEM

PROBLEM ÇÖZME

CESARET

ŞECAAT

ASALET

BELAGATIMIZI GELİŞTİRME

ADALET

LİYAKAT

FERASET

BASİRET

DİRAYET

METANET

RİYASET

 

HAY’DAN GELİP HU’YA GİTME

Türkçe He harfi

He harfinin soldaki dikey çizgisi:Aşağıdan yukarıya temenni:Ubudiyet

He harfinin sağdaki dikey çizgisi:Yukarıdan aşağıya emanet:Hilafet

He harfinin yatay çizgisi:Ubudiyet ile Hilafeti bağlayan:İla-yı Kelimetullah

Halife ve hükümdar he harfi ile başlar, he harfi mülke işaret eder.

Arapça He harfi

– ‘nin etrafında dönme ubudiyetten hilafete, hilafetten ubudiyete bilgi, emir, istek akışı

– İla-yı Kelimetullah

Hay ezeliyet ve ebediyet yani varlık, Hu yok olma yani yokluk. Hay’ın sonunda ye harfi var, ye 10 demek dolayısıyla mülk. Hu’nun sonunda vav harfi var, vav 6 demek dolayısıyla hiçlik. Varlıktayken yokluğun, yokluktayken varlığın kıymetini iyi bil ki hilafetinde ve ubudiyetinde sorun yaşamayasın. Hilafetinde ve ubudiyetinde o kadar güzel örnek ol ki ila’yı kelimetullah hem kainat coğrafyanda yani dışta hem de gönül coğrafyanda yani içte dalgalansın.

Ebedi hayatta insanlar üç ana kanaldan doyuma ulaşacaklar. Mekan: Varlığın büyüklüğü ve küçüklüğü, Zaman: An ve ileriye geriye gelme yani sonsuzluk, Mülk: İlk gördüğün an yani aşk ve aşkın içinde süreli erime yani haz.

 

GÖK DUYGU YER DÜŞÜNCE

Toprağı dengeli bir şekilde suya doyur ki düşünceler filizlensin, suyu dengeli bir şekilde toprağa doyur ki duygular dinginleşsin.

Boğaz tam orta nokta 7 kat gök ile 7 kat yerin kesiştiği yer. Kalp gök, beyin yer.

Beyinden aşağıya toprak kayması yani düşünce yoğunluğu, vesvese çokluğu sonuç heyelan. Kalpten yukarıya suyun boşalması su çok yoğunsa sel, duygu durumundaki aksaklıklar.

Yeri ifade eden düşüncelerin sinir telleriyle boğazdan geçip gök ile yani kalp ile bağlantıya dengeli bir şekilde geçmesi ve seni vesveseye düşürmemesi için boğazdan yediğine, içtiğine dikkat et.

Göğü ifade eden duyguların damarlarla boğazdan geçip yer ile yani beyin ile bağlantıya dengeli bir şekilde geçmesi ve seni hüzne düşürmemesi için boğazdan aldığın nefese, o nefesi nerede tükettiğine dikkat et.

 

29 EKİM 2023

29 = 10.asal sayı mülkün sayısı

Ekim = 10.ay mülkün ayı

2000 = 3.bin yıl 10x10x10 = 1000 mülkün sayısı

23 = 23’e kadar ki asal sayıların toplamı 100 eder.

29 Ekim 1923’te kurulan Türkiye’mizin mücadelesi 100 yıl geçip 29 Ekim 2023’e vardıktan sonra zirveye ulaşır. 100 yıl=mülk.

İşte bu kapsamda Ben Türk’üm demekten, ben Müslüman’ım demekten ve her şeyden önemlisi ben iyi bir insanım demekten çekinmeyin ve gururlanın.

Bu millet öyle asil bir millet ki kuruluşuyla, mücadelesiyle, tarihiyle, coğrafyasıyla, zekasıyla, insanlığıyla, adaletiyle, cesaretiyle, liderliğiyle, bilgeliğiyle, ilim, irfan ve hikmetiyle diğer tüm milletlerin dikkatini çekmektedir.

Bize sevgiyle bakan her millete biz de hürmetle bakar yakınlığımızı gösteririz.

Ama bize hasedle bakan her milletin de yolunda gitmeyen işlerine ibret nazarıyla bakar uzaklığımızı gösteririz.

Şunu her halk bilsin ki Allah’ımızı en çok seven, Onun uğruna en değerli varlığı olan canını seve seve veren, Onun adını her milletten daha iyi yücelten, başlangıçtaki samimiyetini sonuca da yansıtan bu millet gibi bir başka milleti ne geçmiş ne de günümüz kaydetmemiştir.

İşte bunu bilen ve bu milleti takdir eden Allah’ımızda en zor zamanlarımızda bize yol göstermekte, seçenekler sunmakta, önümüzü açmaktadır.

 

İNSANIN HAKİKAT YOLCULUĞU

1: Ruhun kaynağından çıkıp kalbin en güzel yerine üflenmesi, Nurun kaynağından çıkıp beynin epifiz bezine nakşedilmesi

2: Gönül ve zihin

3: Gönülsel, zihinsel, bedensel

4: Nefsin takdim edilmesiyle insanın oluşması ve imtihanın başlaması

5: İnsana verilen ömür yani zaman

6: Ruhun ve nurun kaynağına dönmesi, zamanın sona ermesi

7: Hesaplaşma

8: Hesaplaşmanın neticesine göre mekandan haz alma

9: Hesaplaşmanın neticesine göre zamandan haz alma

10: Hesaplaşmanın neticesine göre mülkten haz alma

 

ALLAH’IMIZIN 40 YAŞIMIZDA BİZE LUTFETTİKLERİ 

26 Haziran 2019 tarihinde Allah’ımız bize bir oğlan evladı nasib etti. Eşimizin hamile olup olmadığını bilmezken oğlumuzun ismi Muhammed Ali diye annemize güzel bir rüya ile söylenildi. Bize de ilhamla neden bu evladın verildiği söylendi şöyle ki “Sen bu evlada annene yaptığın bir iyiliğe annenin razı olup sana dua etmesinden dolayı kavuştun” Oğlumuzun Muhammed ebcedi 132 iken, Ali ebcedi 110’dur. Yani oğlumuz 10 ile 12’yi 11’de buluşturandır. 11×12=132 eder. 11×10=110 eder. 10 binary sistem, 11 vahdet ve tevhid 12 ise çoklu sistem. Oğlumuz Muhammed ile peygamberlerin sonuncusunu, Ali ile imamların başını hatırlatır. Büyük esması olan Rafi ismiyle hem bizi şereflendirmiştir hem de kendisini.

Temmuz ayları civarında bir mahkemeye başvurarak Murat ismimizi Murad diye değiştirdik ve böylece yavaş yavaş olgunlaşmaya başladık. İsmimizin değişmesi sayesinde ebcedimiz 245 sayısına ulaştı. Böylece hem dünya için hem de ebedi hayat için istediğimiz muradımıza bir adım daha yaklaştık. Ebcedimizin bize yüklediği misyona uygun faaliyetleri ve stratejileri geliştiriyor, adım adım vizyonumuzu hayata geçirmenin mutluluğunu ve dinginliğini yaşıyoruz.

Ekim ve Kasım aylarında Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve Allah’ımıza daha da yaklaşmak için Medine ve Mekke’yi kapsayan bir umre ziyaretinde bulunduk. Mescid-i Nebevi’nin etrafında gezinerek, Kabe-yi Muazzama’nın etrafında dönerek Allah’ımıza ihlas ve samimiyetle dualar ettik, zikirler çektik, süreler okuduk. Kabe’yi Muazzama’yı ilk gördüğümüz anda gerçekleşmesi için 7 duamızı Allah’ımızdan istedik.

Allah’ımızın bir rahmetimidir bilmiyoruz ama 7.tavafımızı sağanak sağanak boşalan yağmur eşliğinde tamamladık. 7.tavafımızla 49 şavtı tamamladık. Yani 43.şavt ile 49.şavt arasında Allah’ımız rahmetini sağanak sağanak bu mübarek beldeye indirdi.

Biz öyle inanıyoruz ki Allah’ımız kainatın mübarek beldesi olan dünyamıza 43.yaş ile 49.yaş arasında sağanak sağanak rahmetini indirip insanlığı mutluluğa, huzura, berekete ve hidayete kavuşturur.  Yeter ki biz arkada caydırıcı güç önde sevgi dolu güçle ya da arkada kılınç onde kalemle insanlığa kendimizi en güzel şekilde anlatalım.

Şeytan ve ananesi istedikleri kadar insanlığı birbirine düşürmeye kalksın, Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle 43.yaş ile 49.yaş arasında kimsenin burnu kanamadan insanlığı güzelliklerle ve zenginliklerle buluştururuz. Çünkü biz insanlığı seviyoruz insanlıkta bizi seviyor. Çünkü biz biliyoruz ki insanlık mutlu olduğunda kainatta mutlu olur ve zenginliklerini fışkırtır.

Umremizi 50 tavafla tamamladık. Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle  her bir yılı 7 yıl gibi değerli olan 50 yılda çok güzel bir aşk, vecd ve cezbe hali yaşatırız insanlığa.

Hicri 1443 ile 43.yaşına girdiğin 2022 yılının kesişim zamanlarına dikkat kesil. Hicri 1400’den 1443’e kadar ay dünyanın etrafında sürekli dönerken dünyanın cazibesiyle 43 defa güneşin etrafında döner. Miladiye gore ise dünya güneşin etrafında 43 defa dönerken kainat dünyanın cazibesiyle 43 defa dünyanın etrafında döner. 1443’ün Ramazanı 2 Nisan 2022 ile başlıyor 1 Mayıs 2022 ile bitiyor. 20 Nisan 2022’ye tekabül eden 19.geceye gönül ver, zihin ver. Kur’an-ı Kerim’imizin ilk ayetleri 19 ayetli Alak Suresi’dir. Alak Suresi’nin 19.ayeti “Sakın onu dinleme secde et ve yaklaş”tır. Harflerden mim secde harfidir. 43.sayfada karşılaştığın 43 ayetli Rad Suresi’nde Elif Lam ve Ra’nın arasına mim girmişti, işte o mim bu 19.gecede 19.ayette belirtilen secde hali olup Allah’ımıza yaklaştırıldığın zamandır. Alak Suresi’nden hemen sonra Kadir Suresi başlıyor. Biz öyle inanıyoruz ki Allah’ımızın bize olan sevgisi Kadir gecesi ile ıslah ve irşad olduğumuz geceyi bu gecede buluşturur.

Aralık ayında Dünyayı Cennete Benzetmeye Var mısın? adlı akıcı ve sürükleyici kitabımızın ilk baskısını sosyolojiye sürdük. Kitabımızın girdiği her kütüphane, her ev, her kuruluş bizimle ve fikirlerimizle etkileşim halinde. Kitabımız sayesinde dünyanın ne kadar kolay bir şekilde cennete benzetildiğini zevkli bir üslup ile insanlarımıza anlatıyoruz. Allah’ımızdan aldığımız ilhamlar doğrultusunda kitabımızın içeriği her geçen gün zenginleşiyor. Sonraki baskılarımızda daha faydalı içerikleri kitabımıza koyup insanlarımızı daha güzel aydınlatırız Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle.

 

ESRARENGİZ KADIN

Babamız askeriyeye başladıktan sonra Balgattan ayrılıyor, Etimesgut Emirler’den arsa satın alıyor ve müstakil evimizi inşa ediyoruz. O zaman itibariyle 4 kardeşiz. Babamızın askeriyeden aldığı maaş yetmediği için boş zamanlarında Sincan Pazarında poşet satıyor.

Yine böyle poşet sattığı bir gün iki kamyon arasında güzel bir kadın babama işaret edip yanıma gel diye sesleniyor. Babamız biraz tedirginlik biraz da merak duygusuyla kadının yanına gidiyor. Kadın aç elini sana bir takım bilgiler sunacağım diyor. Babam elini açtıktan sonra kadın babama sen askeriyede çalışıyorsun, 3 tane oğlun var, oğullarından birisi dünyaya hakim olacak diyor. Ardından kadın iki kamyon arasından kaybolup gidiyor.

Bu olay yaşandıktan sonra babamız bize bunu ancak askeriyeye astsubay olarak başladıktan sonra anlatıyor. Bu olay 5 kardeşimizle birlikte bize anlatıldığında içimizden hadi ya! bizden bir cacık olmaz diye düşünüyorduk ta ki 2011 yılında askeriyeden ayrılıp sivil hayata başlayana kadar.

Çünkü sivil hayatla birlikte Allah’ımız bir takım hikmetli ve sır bilgileri bize vahyetmeye başlamıştı. Bu kadar hikmetli ve sır bilgileri bize vahyeden Rabbim neleri yapmaya kadir olmaz ki?

Allah’ımız istedikten sonra lalı bile bülbül gibi şakıtır. O bir şeye “Ol” dedim mi olur. Biz Ona aşığız O da bizi seviyor. Sevmese bize rüyalar, ilhamlar, rahmetler, hüdalar ve deliller gönderirmiydi hiç. Sevmese bizi 2014 yılından bu yana evlat istediğimiz halde 2019 yılında Muhammed Ali ile şereflendirirmiydi hiç.

 

MİLADİ 1979 299.ASAL SAYI İKEN HİCRİ 1399 222.ASAL SAYIDIR.

1979’da ve 299’da 22 ile 99 vardır. 79 22.asal sayıdır. 22 2022’ye işaret eder. 22’yi ifade eden 2022 yılında dünyada iken Allah’ımıza en yakın konuma ulaşıyorsun.

1399’da ve 222’de de 99 ve 22 vardır. 99 yaşında vefat ettikten sonra ruhunu ve nurunu Allah’ımıza teslim edip ebedi hayatta Allah’ımıza en yakın konuma ulaşıyorsun.

22 ve 99 hikmettir. 99+22=121 eder. 11×11=121 eder. 11 çoklu sistem ile binary sistemi bağlar. Herşey vahdetin meydana getirdiği tevhidle başlar, tevhidle biter. 22’den 4 çıktığında 18 kalır. 18 sağ eldir. 18 zamanda faniliktir yani dünyadır. 99’dan 81 olan zamanda sonsuzluk yani ebedi hayat çıktığında yine 18 kalır. 99 mülk tamamlanmadan önceki bütün isimleri kapsar. Mülke tamamlayan o bir ise İsm-i Azamdır.

99-22=77 eder. 77 ile ahiret dönemi başlar. 121 ile ise ahirette ulaşılabilecek en yüce haz noktasına ulaşılır. Bu hazlar ehadiyet ve amaiyyettir. Bu hazza en yakın iki insandan biri Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iken diğer insan Hz.Mehdi’mizdir.

Ebedi hayatta 10’a kadarki rakamlar ile 11’den sonraki sayıları buluşturan 10 ve 11 sayıları Makam-ı Mahmud’u ifade eder. Burada 10 Hz.Mehdi’miz ile eşi Hz.Meryem’imiz ve Hz.Mehdi’miz ile oğlu Hz.İsa’mız, 11 ise Hz.Mehdi’miz ile babası Hz.Ali’miz ve Hz.Mehdi’miz ile dedesi Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’dir. (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)

10101 1 yani liderlik merkezde ve çeperlerde istikrarı sağlıyor, 0 yani sistem hem merkezi hem de çeperleri kontrol ediyor.

Zaten Hz.Mehdi’miz ile Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kainata gönderiliş gayeleri insanlığa vahdeti ve tevhidi izah etmektir.

99’dan sonra mekanda, zamanda ve mülkte sonsuzluğa ulaşıp hasadı topluyor, 22’de ise hakikatın aynaya yansımasıyla birlikte 4 yasadan faydalanıp, 4 ana sistemde yaşanan tıkanıklıkları açıyor, 4 büyük güçle öne çıkıyorsun.

Çekim yasasıyla cazibeyi arttırıyor, eylem yasasıyla harekete geçiyor, denklik yasasıyla dengeyi kuruyor, teklik yasasıyla tevhide ulaştırıyorsun.

Sindirim sistemine bollukla, sinir sistemine ilimle, solunum sistemine sırla, dolaşım sistemine dirilikle etki ediyorsun.

Bu işleri yaparken sana yardım eden güçler ruhaniyet, nuraniyet, irade ve esmalardır.

1399 222.asal sayıdır. Kur’an-ı Kerim’imizin 222.sayfasında 11.süre olan Hud Suresi bulunur. 222.sayfanın 17.ayetinde Rabbimizden açık bir delil üzerinde bulunan, kendisine şahit, kendinden önce Musa’nın kitabında imam ve rahmet olarak belirtilen zat Hz.Mehdi’miz midir? Baştaki Bismillahirrahmanirrahim ayet olarak değerlendirilirse 17.ayet 18.ayet olur. 17 7.asal sayıdır. 7 kudsiyettir. Yani Hz.Mehdi’miz 18 olan dünyayı ancak kudsiyet kazandıktan sonra yönlendirmeye başlıyor. Bu kudsiyet kazanma zamanı da 2022’dir.

1979 299.asal sayıdır. Kur’an-ı Kerim’imizin 299.sayfasında 18.süre olan Kehf Suresi bulunmaktadır. 299.sayfanın 60 ve 61.ayetlerinde iki denizin birleştiği yer diye bahseder. Bu iki denizin birisi ledünni deniz iken yani müteşabih iken diğeri zahiri denizdir yani muhkemdir. 60.ayet eğer Bismillahirrahmanirrahim dahil edilirse 61ayet olur. 61 Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ömrü iken 299.sayfadaki 99 ise Hz.Mehdi’mizin ömrüdür.

Yani 60 ve 61 zahiri deniz olan Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat edip ledünni deniz olan Hz.Mehdi’miz ile birleşmesidir. Yine aynı şekilde 299.sayfa 99 yaşında Hz.Mehdi’mizin vefat edip zahiri deniz olan Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’le (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) birleşmesidir. Zahiri denizle ledünni denizin birleşmesi 11’i yani vahdeti ve tevhidi meydana getirmektedir.

11, 99, 22, 77, 121, 49, 4, 81 ve 18 sırlı sayılardır.

  1. ve 222.asal sayıların toplamı 521 eder. Kur’an-ı Kerim’imizin 520.sayfasında bulunan 28.ayet ile 521.sayfasında bulunan 49. 50. ve 51.ayetler Hz.Mehdi’mize işaret etmektedir.

Baştaki 0.sayfa dahil edilirse 520.sayfa aslında 521.sayfa olur. 520.sayfada bulunan 28.ayet baştaki Bismillahirrahmanirrahim dahil edilirse 29.ayet olur. Bu ayette Allah’ımız Hz.İbrahim’in soyundan gelen Hz.Mehdi’mizin 2028 ve 2029 yıllarında alim bir evlat olarak müjdelendiğine işaret eder. 521.sayfada bulunan 50. ve 51.ayetlerin sonunda geçen Ben ondan size apaçık bir uyarıcıyım diye bahsedilen kişi hicri yıllara göre 50 ve 51 yaşlarında dünyanın hükümranlığını ele geçiren Hz.Mehdi’mizdir.

Zariyat Suresi’nin 49.ayetinde Allah’ımızın biz herşeyi iki çift yarattık diye bahsetmesi Hz.Mehdi’mizin altınçağın altyapısını hazırlarken ve altınçağı yaşatırken ilk 49’da hazırlanma dönemine sonraki 49’da ise uygulama dönemine işaret etmektedir.

299.sayfada 18.süre Kehf Suresi var. Yani Hz.Mehdi’miz ledünni ilmi kullanarak 18 olan dünyayı etkiler 222.sayfada ise 11.süre Hud Suresi var. Yani Hz.Mehdi’miz Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bin bir zorlukla temellerini attığı zahiren muhkemleştirdiği bu dini sevginin, merhametin, ilmin, sırların ve iyiliğin getirdiği kolaylıkla tevhidde buluşturur. Yani 18 olan dünya 11 olan tevhidle 29’u ifade eden 2029’da buluşur, ardından tüm dünyada fevç fevç İslam’a yönelişler yaşanır.

  1. ve 521.sayfalarda 51.süre olan Zariyat Suresi bulunmaktadır. Hz.Mehdi’miz 2029’dan sonra hicri yıllara gore 51 yıl hüküm surer. Altın çağın yaşandığı bu seneler o kadar mutlu, güzel, zevkli ve neşeli geçer ki insanlar aynen bir rüzgar gibi geldi geçti derler bu seneler için.

 

DİJİTALİZMİ 1’LE ZAYIFLATMA 0’LA ERİTME

1’i ifade eden Hz.Mehdi’miz dijitalizme iyiliklerle karşılık verip takattan düşürüyor, iyiliği öne çıkartan sistemiyle insanlığı ve bütün dinleri 2028 yılına kadar etkiliyor.

666+1 7’lik sisteme gore 1000’dir. Şu fani hayat 7’lik sisteme gore yol alır. 1000’e karşılık gelen harf ğayın harfidir. Ğayın harfi ebced sistemine gore 28.harftir. Yani 2028’de dijitalizmi güçten düşürüp hükümranlığa ulaşıyorsun.

2029 yılında 10 yaşına giren Hz.İsa’mız ise 0’ı temsil eder. 666×0=0 Yani Hz.İsa’mız 2029 yılına kadar dijitalizme ya da deccalizme öyle bir çarpar ki sistem tuzun suda eridiği gibi erir.

 

SALİH AMELLER RAHMETİ CELBEDİYOR 

Daireleri tarla GİMSETAP kartvizitlerimizi ise tohum olarak değerlendirip apartmanlara dağıttığımız kartvizitler Allah’ımızın o kadar hoşuna gidiyor ki rahmetiyle cevap veriyor. Misal bir gün yine böyle kartvizit dağıtıyoruz. Dağıtma işlemini bitirdik ofisimize doğru yöneldik geliyoruz. Bulutlar da bizle beraber geliyor. Çisil çisil fazla yoğun olmayan bir şekilde bizim 10 metre önümüze ve 10 metre arkamıza yağmurlar düşüyor. Bu şekilde bizi ofisimize kadar getiren Allah’ımızın rahmeti ofisimize girdikten kısa bir sure sonra sağanak sağanak boşalan bir rahmete dönüştü. İşte bu Allah’ımızın salih amellere karşılık verdiği rahmeti değil de nedir?

Yine böyle bir gün ofisimizin cam yazısını bir tabela firmasıyla anlaşarak yaptırmaya karar verdik. Tasarım işlemini bitirdik 3-4 gün içerisinde yapıştırma işlemini yapacaklarını söylediler. Tabela firması işin tamamlandığını müsaitsek yapıştırma işlemini yapacaklarını söylüyor biz de tamam gelebilirsiniz diyoruz. Aylardan temmuz. Telefonu kapattığımız anda gökte bir gök gürlemesi ve Allah’ımızın rahmeti sağanak sağanak semtimize boşalıyor. Temmuz gibi sıcak bir ayda kısa sureli değil de uzun sureli bir yağmur Allah’ımızın salih amellerimize karşılık verdiği rahmeti değil de nedir?

Ayasofya Camii’mizin cami olarak ibadete açılmasından 2-3 hafta öncesi İstanbul’umuzu ziyarete geldik. Kardeşimizde konakladığımız günün ertesinde doğruca İstanbul’umuzun en sevdiğimiz mekanı olan Ayasofya’mıza yöneldik. Hava karanlık yağmur havası var. Ayasofya’mızı yıldız olarak kabul edip etrafında hilal şeklinde gidişli gelişli 7 yarım şavt yapıp dualar, zikirler ve süreler eşliğinde Ayasofya’mızın manevi havasıyla soluklanıyoruz. Tavafımızı bitirdikten sonra gönlümüzü ve zihnimizi Yaradan’ımıza açıp Ya Rabbi ne olur bu mabedi camiye çevir, çevir ki Müslümanlar kendine gelsin, manen güç kazansın, korkuları cesarete dönüşsün diyerek duamızı ettik. Tavafımız boyunca hava karanlık olmasına rağmen yağmayan yağmurun duamızı bitirir bitirmez sağanak sağanak boşalmasından anladık ki bu mabed camiye dönüşecek, nitekim camiye döndü Allah’ımıza sonsuz kez hamd olsun.

 

DOĞUMDA ÖLÜM GİZLİ ÖLÜMDE DOĞUM GİZLİ

Hz.Mehdi’mizin ölüm yılı olan Hicri 1501’in çarpanları 19 ve 79’dur. Hz.Mehdi’mizin doğum yılı olan hicri 1399’un içerisinde ise 99 yıllık ömre gönderme vardır. Yani doğumdan ölüme ölümden ise doğuma işaretler bulunmaktadır.

İsra Suresi 99.ayetinin bir kısmında Allah’ımız onlar için kendisinde şüphe olmayan bir ecel belirlediğini görmediler mi? diye bahseder. Bu kısmın ebcedi 557 yapıyor. 557 ise 102.asal sayıdır. Yani Allah’ımız bu ayetle Hz.Mehdi’mize miladi olarak 99, hicri olarak ise 102 yıllık ömür tahsis ediyor.

 

MURAD VE MUHAMMED ALİ

8’in karesi+9’un karesi+10’un karesi=245 yani Murad Esması

Varlığın şahika noktası mekanda sonsuzluk, zamanda sonsuzluk ve mülkte sonsuzluktur.

Murad’da çarpma ve toplama öne çıktı. İyilik yap, salih amel işle, liderlikle öne çık, iyiliğe direnenleri Cebbar ismiyle çarp ve pasifize et, sistemi topla, sistemi saflaştır.

11×12=132 yani Muhammed Esması

11×10=110 yani Ali Esması

Burada 10’a kadar ki rakamlar ilmin kapısını oluştururken binary sistemi oluşturan 10 sayısı kapının anahtarıdır. 10 aynı zamanda yazılımın şifresidir. En son nazil olan 110.süre Nasr Süresi’yle kapıya geldik. Kabe’nin içinde doğan Hz.Ali anahtarıyla içi yani sarayı keşfettik. Şimdi kapıyı anahtarla açıp dışı yani kainatı keşfetmeye geldi. Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle kainatın sırları Hz.Mehdi’mizin ve Hz.İsa’mızın liderliğinde birer birer ifşa edilip kainat keşfedilir.

Saray 132 ile 132’den sonraki sayılardır. Anahtar ise 110 ve öncesindeki sayılardır. Yani saray Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iken anahtar Hz.Ali’mizdir. Kabe Hz.Ali’miz iken dünya Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’dir. (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kabe dünyanın beyti iken dünya kainatın beytidir. 132 ile 110 arası 22’dir. Bu 22 çok gizemli bir sayıdır. 11’in tevhid olduğunu anladık ta 22 ne?

111.süre olan Tebbet Suresi’nde işaret edilen dijitalizme 112.sure olan İhlas Suresi’yle cevap ver, saflaş, salih ameller işle, halis ve samimi ol. 113.sure olan Felak Suresi’yle karanlığa ışık ol, sabahı başlat, haset edenlerden, üfürükçülerden korun. 114.sure olan Nas Suresi’nde işaret edilen Hz.İsa’mız ile birlikte insanların hükümdarı ol, kötü insanları ve cinleri etkisiz hale getir, altın çağı başlat. Teorik kitap olan Kur’an-ı Kerim’imiz bitti, pratik kitap olan kainat başladı. Yazılım bitti donanım başladı.

11×22=242 yani Muhammed Ali Esması

Muhammed Ali’de çarpma öne çıktı. Sistem kıvama gelip halen iyiliğe direnenler bulunuyorsa ve iyiliği kabul etmiyorlarsa bunları çarp, pasifize et, sistemi ayakta tut.

11 tevhid iken 22 dualite midir? 11 ile tümevarım ve noktaya, 22 ile ise tümdengelim ve sonsuzluğa mı ulaşılır?

11’de iki adet nokta merkeze doğru hareket edip merkezde buluştuktan sonra patlama ya da haz gerçekleşirken, 22’de iki adet doğru merkezden uzaklaşıp sonsuzluk yani zevk mi gerçekleşir?

132=66×2 İki adet yokluk ve iki adet varlık

110=55×2 İki adet zaman ve iki adet an

Hz.İsa’mızın iki adet yokluğu ve iki adet varlığı bulunmaktadır. İki adet varlıkla iki adet zaman meydana gelirken iki adet yoklukla iki adet an mı gerçekleşir? An milat mıdır? Fani hayattaki yokluk ebedi hayattaki varlığa işaret ederken, Fani hayatta zaman ebedi hayata gore an mıdır?

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed ile Hz.Ali’miz saadet dönemini insanlığa yaşatan rakamda 0’la sistemi düzelten harfte . ile yani liderlikle öne çıkan iki kutlu şahsiyet iken Murad ile Muhammed Ali ise altın çağı insanlığa yaşatan rakamda 0’la yani sistemi düzelten, harfte . ile yani liderlikle öne çıkan iki kutlu şahsiyet midir?

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed nasıl ki ben Ali’denim Ali’de benden diyorsa aynı şekilde Murad’da ben Muhammed Ali’denim Muhammed Ali’de benden mi diyor?

 

TEKBİR-KIYAM-RÜKU-SECDE-KA’DE-İ AHİRE

Namazda başlanan tekbir dünyada bulunan bütün esmaları arka plana atıp o insanın yani o birin Allah’ımızın zatını ifade eden Tek’le hemhal olması için ilk adımı atmasıdır.

11 kelime-yi tevhid’dir. kelime-yi şahadettir. Çokluğun oluşturduğu birliktir. Karanlıktan doğan ışıktır. 11’in baştaki 1’i harf anlamında elif iken kıyam iken 11’in sonundaki 1’i rakam anlamında noktadır, secdedir.

Secde küçük insan olan Adem’i büyük insan olan kainatla buluşturan epifiz bezidir. Secdede beyin aktive olurken, kıyamda kalp aktive olur. Kıyam halifeliktir, hükümranlıktır. İstikrarı kalple güçlendir. Gözyaşınla temizle. Gönüllere dokun.

Secde ubudiyettir. Ubudiyetine vesvesenin set olmaması için epifiz bezini temizle, zihinleri harekete geçir.

Eşref-i Mahlukat olan insanın kainata üç gönderiliş gayesi bulunmaktadır. Bunlardan birincisi kendi mutluluğunu ve huzurunu arttırabilmesi için Allah’ımıza yakınlaşma yani ubudiyettir. Ubudiyetin namazdaki göstergeleri rüku ile secdedir.

İkincisi Allah’ımızı bilmeyenlere Allah’ımızı en güzel şekilde anlatma yani İlay-ı Kelimetullahtır. İlay-ı Kelimetullah en güzel sohbetle yapılır. Sohbetler ise genelde oturarak yapılır. İlay-ı Kelimetullah’ın namazdaki göstergesi ka’de-i ahiredir.

Hani bir söz vardır muhabbetten Muhammed oldu hâsıl Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl. İşte namazda Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) isminin geçtiği yer ka’de-i ahiredir.

Allah’ımız ilk yarattığı varlığa büyük muhabbet beslemekte ona gösterdiği hürmet vesilesiyle İslam’ımızın nişanesi olan kelime-yi şahadet ve kelime-yi tevhidde kendi isminin yanında onun ismini bulundurmakta, camilerde mihrabın sağında bulunan kendi isminin soluna onun ismini yazdırmaktadır.

İşte bunun için biz Müslümanlar eğer gönülleri fethetmek istiyorsak önce Allah’ımızın muhabbetiyle sonrasında ise Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) muhabbetiyle gönülleri coşturmalıyız.

Üçüncüsü Allah’ımızı kainatta en güzel şekilde temsil etmek yani hilafet. Hilafetin namazdaki göstergesi ise kıyamdır. Eğer elif gibi dimdik olmak istiyorsak itikadımızda, amellerimizde ve ahlakımızda Fatiha’yı kendimize rehber edinmeliyiz.

Allah’ımız rüku ile secdeyi kısa yaptırırken kade-i ahire ile kıyama uzun sure takdim etmiştir. Allah’ımızın bize takdim ettiği bunca nimete karşılık her günümüzde sadece 1 saat kendisine kulluk yapmamızı istemektedir.

Kade-i ahire cihad iken kıyam adalettir. Halkta en önemli ibadet cihad iken umerada en önemli ibadet adil olmaktır. Kıyamın düzgün olmasının nişanesi adalettir.

 

79 ve 29

Allah’ımızı en güzel şekilde temsil eden küçük insan Adem’in varlık sahnesine çıkışı biz öyle inanıyoruz ki 79’u ifade eden 1979 yılıdır.

Allah’ımızı en güzel şekilde temsil eden büyük insan kainatın varlık sahnesine çıkışı biz öyle inanıyoruz ki 29’u ifade eden 2329 yılıdır.

2329 kainatın doğumu 1979 insanın doğumu.

2329-1979=350 50×7=350 Yani 50’lerin olgunluğa ulaşması. 50 Tavaf 350 şaft eder.

7×79=553

19×29=551

Kur’an-ı Kerim’imizin 550.sayfası 61.Süre Saff Suresi. Bu sürede once Hz.İsa’mız sonra Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sonra ise müteşabih anlamda Hz.Mehdi’miz geçer. 0 Hz.İsa’mız, 571 Hz.Muhammed’imiz, 1979 Hz.Mehdi’miz.

Kur’an-ı Kerim’imizin 552.sayfası 62.süre Cuma Suresi cuma gününde doğan küçük insan Adem, cuma gününde doğan büyük insan kainat.

Eğer baştaki 0.sayfayı dahil edersek 550.sayfa 551 olur, 552.sayfa 553 olur.

79-29=50 Bizim bin yılımız Allah’ımızın 1 günü, Bizim 50000 yılımız Allah’ımızın 1 yılı yani külli anlamdaki 50000 yıl. Cüzi anlamda 50 yıl.

19 ve 7 zamanın kilidini açan iki anahtar sayıdır. 7’ye Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vakıfken 19’a Hz.İsa’mız vakıftır. 7 ile 19’u birbirine bağlayan 79’a ve 29’a vakıf olan ise Hz.Mehdi’mizdir. Bu bağlanma esnasında 2’şer farklık bir zaman dilimi ortaya çıkmıştır.

Yaratılış birlikteliği: Hz.Adem-Hz.Muhammed (Hz.Adem’in epifiz bezine nakşedilen Hz.Muhammed’in nuru)

Yaratılış birlikteliği:Hz.Mehdi-Hz.İsa (Baba-oğul ilişkisi)

Yaşam benzerliği:Hz.Adem-Hz.İsa (İki adet hayat)

Yaşam benzerliği:Hz.Muhammed-Hz.Mehdi (Saadet Dönemi-Altın Çağ)

 

O İHATA EDİLEMEZ

Camilerde Allah lafzı mihrabın sağında iken Muhammed lafzı solundadır. Eğer Allah’ımız erişilemez olaydı Allah lafzı mihrabın tam üstünde olurdu.

O’ndan biz kullarına çok açık bir mesaj.

“İradesinin, ruhunun, nurunun, imanının, ilminin, ahlakının, nefsinin, ömrünün, kulluğunun, cihadının, hilafetinin hakkını en iyi veren insan habibim Muhammed’in bir tık üstü insan olur ve ebedi hayatta en üstün makamla ödüllendirilir.”

O’nun sınırları ile sınırsızlığı fani hayatta bize verilen cüz’i irade ile anlaşılamaz. “Ben gizli bir hazine idim bilinmekliğimi murad ettim” diye biz varlık alemine seslenen O’nu (O bizi tekamül ettirmediği müddetçe) anlamaya çalışmak biz insanlığın havsalasını aşar.

O’ndan gelip O’na döndüğümüz bu yol mekan açısından sonsuzdur, zaman açısından sonsuzdur, mülk açısından da sonsuzdur yani yolun sonu da belli değil başı da.

İşte bunun için biz O’nun azametini düşünüp kafayı yemekten daha ziyade yolculuğun tadından keyf ve lezzet alıp hem birliği temsil eden kendimizi hem de tekliği temsil eden O’nu sevindirmeliyiz.

 

ALİ SIRRI

Hz.Ali’mizin esması 110’dur. 110 11×10’dur. Hz.Ali’miz ben be’nin altındaki noktayım der. Burada be’nin altındaki nokta 11’dir. İki tane nokta birbirlerine doğru gelirler ve merkezde birleşip patlama yaşatırlar. İşte bu patlama tevhiddir.

10 ise birbirlerine zıt olan binary sistemi anımsatan, varlık ile yokluğun birleşimi olan, mülkü ifade eden, rakamların sonucunda ikiliğe ulaşıp sonsuzluğa varan mülkün sayısıdır.

Yani be’nin kral tacını andıran boynuz şekli 10’u yani hükümranlığı ifade eder.

Bu nokta peygamberlere dokuna dokuna peygamberlerin hükümdarı olan Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hükümranlığın harfi olan nun harfi ile ulaşmış ardından saraydaki kapıları ifade eden Hz.Hatice’miz ve Hz.Fatıma’mız üzerinden anahtar olan Hz.Ali’mize varmış, kapı açılmış, ardından imamlara dokuna dokuna sarayın dışında bulunan Hz.Mehdi’miz ile Hz.İsa’mıza ulaşmıştır.

Saray Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile inşa ve ihya edildi ve bir kitap haline getirildi. Şimdi sarayın dışını keşfetmek kaldı. Allah’ımızın izni lütfu ve inayetiyle ilerleyen zamanlarda sarayı ifade eden kapalı kutu Kur’an-ı Kerim’imizin manası anlaşılıp Allah’ımızın yardımıyla sarayın dışını ifade eden kainat keşfedilir.

 

NUMUNE CENNET

Savaşların, kaos ve anarşinin kol gezdiği dünyamızı eğer muktedir bir konuma ulaşırsak cennete benzetmeyi murad ediyoruz. Dünyamız için hayal edip fiiliyata dökmek istediğimiz numune cenneti hayata geçirmek için öncelikle bir insanın arzu duyduğu barınak, yiyecek, giyecek ve huzuruna ait ihtiyaçları üretmemiz gerekiyor. İşte bu kapsamda muktedir olduktan sonra devletimizin gücünü kullanarak halkımızı organize eder, bütün mal, ürün ve hizmetleri üretiriz.

İşte bu bağlamda tüm il ve ilçelerle irtibata geçer, İstanbul’un balık, Ankara’nın tiftik keçisi, Erzurum’un büyükbaş hayvan, Van’ın küçükbaş hayvan, İzmir’in üzüm, Bursa’nın şeftali, Adana’nın pamuk, Konya’nın tahıl, Balıkesir’in zeytinyağı, Antalya’nın portakal, Aydın’ın incir, Diyarbakır’ın karpuz, Malatya’nın kayısı, Gaziantep’in antep fıstığı, Mersin’in muz, Ordu’nun fındık, Siirt’in bal velhasıl hangi şehir hangi üründe öne çıkıyorsa bu ürünlerin Allah’ımızın rızası esas alınarak ailelerimize dağıtılmasını isteriz.

İlk aşamada 2022 yılı içerisinde yollarımıza dökülen elektrikli otomobillerimizi sonrasında ise uçan arabalarımızı ailelerimize dağıtırız.

Üretim ile ilgili bütün safhalar tamamlandıktan sonra yerleşim bölgelerinde yaşayan insanları biraraya toplar ve onlara deriz ki size alışverişlerde paranın değil ihlasın değişim aracı olduğu meyve, sebze, et, süt, yumurta, giyecek, ayakkabı, ürün, hizmet, inşaat, dekorasyon, huzur, barınak, havuz, araba, yakıt, vb tüm ihtiyaçlarınızın ücretsiz olarak karşılandığı bir numune cennet sunuyoruz.

Bu numune cennette camiler, ilim, irfan ve hikmet kuruluşları, müstakil evler ve bahçeler, alışveriş merkezleri, spor ve eğlence merkezleri,  kütüphaneler, sinemalar, piknik alanları, şark köşeleri yakın yakına inşa edilirken tarlalar, meralar ve ağıllar ise bir miktar uzağa konumlandırılır.

Bu sayede insanlar hem eğlence ve güzelliklerden faydalanır hem de et, süt ve tahıl ihtiyaçları karşılanır. Böyle yerleşim bölgelerinde yaşamak ister misiniz?

Aileler evlerinden ve arsalarından feragat edip kendi bölgelerine bu numune cennetin kurulmasını kabul ederlerse o bölgelere her istek ve ihtiyacın ücretsiz olarak karşılandığı numune cennet inşa ederiz.

Otelleri, sağlık merkezleri, eğitim birimleri vb gibi sosyal donatıları olan bu yerleşim bölgelerinde yaşayan insanlar, insan olmanın değerini ve mutluluğunu yaşarlar Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle.

Bu bölgelerde yaşayan insanları organize bir şekilde tüm kolay ve zor mesleklere dağıtır ve her insanın ilk altı ay zor meslekte sonraki altı ay kolay meslekte haftada sadece 8 saat çalışmalarını isteriz.

İlerleyen zamanlarda yapay zekanın gelişmesiyle birlikte tüm işlerimizi insanımsılara yaptırır biz ise kendimizi gerçekleştirmeye ve hakikate ulaşmaya odaklanırız.

Gece kapanan mesleklerde 08.00-16.00, 16.00-00.00 arası 2 tane 8 saatlik vardiya, tüm gün açık olması gereken mesleklerde ise 08.00-16.00, 16.00-00.00, 00.00-08.00 arası 3 adet vardiya sistemiyle çalışma yapılmasını isteriz.

Bu sayede numune cennetin işleyişi 24 saat esasına göre hiçbir zaman durmaz, parıltısı gündüzler ve geceler boyunca her daim parıldar.

İşte bu kapsamda halkımıza ve devletimize soruyoruz insanları gönülsüz gönülsüz haftanın 5 yada 6 günü istihdam etmekle mi daha verimli çıktılara ulaşırsınız yoksa büyük bir arzu ve iştiyakla haftada sadece 8 saat istihdam etmekle mi daha verimli çıktılara ulaşırsınız?

Müteahhitlere inşa ettiğiniz müstakil evleri şık, estetik, geniş, ferah ve kullanışlı bir şekilde yapın, her eve bir adet havuz yapın deriz. Bahçıvanlardan ise her evin bahçesini sebzelerle ve meyve ağaçlarıyla donatmasını ister, meyve ve sebze yetiştirme eğitimini o evde yaşayan sakinlere öğretmelerini isteriz.

Müstakil evler erkeğin istek ve talepleri dikkate alınarak inşa edilir. İşte bu kapsamda erkek hanımıyla ya da hanımlarıyla birlikte meyve ve sebze bahçeleri, havuz, garaj ve kümes gibi konularda anlaşma sağlayıp müteahhiti yönlendirirler.

Erkek hanımına ya tek eşlilik yada çok eşlilik üzerine taahhüt verip evlilik müessesesini hayata geçirir. Yani erkek hanımına der ki ben senin dışında bir başka kadınla evlenmeyeceğim. Ya da der ki ben senin dışında başka kadınlarla da evleneceğim. Erkek evlendiği her kadın için hem önceki eşlerden hem de evlenilecek eşten onay alıp evlilik kurumunu zenginleştirir.

Tek eşlilikte ev 4 oda, geniş bir salon, geniş bir mutfak, banyo ve tuvalet şeklinde inşa edilir, Havuzun üstü ve etrafı kapalı bir şekilde inşa edilip mahremiyetin önemine vurgu yapılır.

Çok eşlilikte ise ev 4 oda, geniş bir salon, geniş bir mutfak, banyolar ve tuvaletler şeklinde inşa edilir. Evlenilen her yeni eşten sonra eve yeniden 4 oda daha ilave edilir.  Havuzun üstü ve etrafı kapalı bir şekilde inşa edilip mahremiyetin önemine vurgu yapılır.

Elektroşok silahların devreye girmesiyle insan ölümünü sona erdirir, insanların işlediği cürümlere hapishane olarak değil de kişiyi kolay işten zor işe yönlendirme ya da mesai saatlerini 8 saatten daha fazla saate çevirme şeklinde ceza veririz.

Ödüllendirme ise övgü, kişiyi zor işten kolay işe yönlendirme ya da mesai saatlerini azaltma şeklinde olur.

 

HALKIMIZIN TALEPLERİ

Halkımız iyi bir insan başa gelsin istiyor. Kötü biri gelecek diye korkuyor. Gelenlerin bir kısmı koltuk sevdasına düşüyor. Nasıl daha üst makama ulaşırım, nasıl zengin olurum, hangi yakınımı yanıma alırımın derdindeler.

Maneviyatın güçlendirilmesi gerekiyor. Paraya, eşyaya ve maddiyata Allah’ımıza tapar gibi tapan insanlar var.

Büyük günahlardan biri olan zina çok işleniyor bu yüzden betimiz bereketimiz yok.

Liyakatta öncelik Hak, sonra uzmanlık olması gerekiyor.

Halk arasında çokça yapılan gıybet karma borcu meydana getiriyor. Bu yüzden toplumdaki huzursuzluk artıyor.

 

RA VAHİY DAL GÜÇ

Namazda bulunan Kade-i ahire Ra ile Dal’dır. Ra ile Allah’ımızdan kut ve ilham alıp halkı irşad edersin, Dal ile güçlenirsin. Dal’ın ifade ettiği sevgi ve merhameti halka sohbetle yayarsın. Bunu yaparken Allah’ımız her daim seni Ra ile destekler.

Ra seni manevi anlamda güçlendirirken Dal seni maddi anlamda güçlendirir. Ra’da 50’lerin zirvesine yani manevi hükümranlığın zirvesine ulaşırken Dal’da ilk 4 rakamla maddi hükümranlığın zirvesine ulaşırsın.

Kainat 4 ana unsurdan oluşur, Zaman ise Allah’ımıza gore 50000 yıl olan 5’ten ve 50’den oluşur. 5 bir gündeki olgunlaşma iken 50 bir ömürdeki olgunlaşmadır. Çünkü 49 baştaki 0’la beraber 50’dir.

Zamanda hem ebediyet hem de ezeliyet dikey unsurlar olarak varken mekanda insan ve kainat yatay unsurlar olarak vardır.

Namazda İla-yı Kelimetullah’ı ifade eden kade-i ahire ile insanlarla sohbet edip irşadı gerçekleştirirken Allah’ımızın seni vahiyle desteklemesi ve kainatın da seni dört büyük güçle desteklemesi için teheccüd namazını eda et, zikret, şükret, dua et. Çünkü gece ibadeti daha dokunaklıdır. Gündüz sana meşguliyet vardır. Allah’ımızın sana kut vermesi yakındır.

İşte tüm bu satırlarda kendimize yaptığımız telkinler 21.asal sayı olan 73’le ifade edilen Müzzemmil Suresi’nde belirtilmektedir. Bu emirleri 2021’de uygula ki Allah’ımıza daha da yaklaş.

 

ZULUMAT

Zulumat kelimesi Kur’an-ı Kerim’imizde 21 defa geçmektedir. 2000’le başlayan milenyumdan sonra 2001 ikiz kule olayları, 2008 ekonomik krizi ve 2012’den bu yana üzerimize gelen dalgalar devam ediyor. Allah’ımızın izni, lütfu ve inayetiyle 2021 yılı bu dönemin en koyu noktaya ulaşıp 2022’de başlayan şafağın habercisi olan bir yıl olur. Umuda, morale ve gayrete devam.

 

Call Now ButtonHemen Ara